<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506</id><updated>2012-02-17T01:09:05.238+02:00</updated><category term='efsaneleşenler'/><category term='Hüseyin Nihal Atsız'/><category term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><category term='nazım&apos;ın köşesi'/><category term='Türk&apos;ün Dünyası'/><category term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><category term='hepimiz Türk&apos;üz'/><category term='alıntılar'/><category term='kimim ben?'/><category term='öneriler'/><title type='text'>__karakefen__</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>112</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5408414294380357276</id><published>2008-03-24T12:45:00.002+02:00</published><updated>2008-03-24T12:50:47.546+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>bu son tınıdır benden duyduğun..</title><content type='html'>dünya kurulmadan önce de birarada olduğumuzu&lt;br /&gt;gayet bilimsel şekilde ortaya koyan :),&lt;br /&gt;müstesna insandan geçen sabah &lt;br /&gt;''sabahının'' içine ettiğim için sonsuz kez özür dilerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonsuz özürler Türkmen kızı :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..............................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu özürle bu blogun görevine son veriyorum&lt;br /&gt;kendisine yüklediğim misyonu başarıyla tamamladığı için&lt;br /&gt;bloga sonsuz teşekkürler...bazı şeyleri geç fark ettiğim için bugüne kaldı&lt;br /&gt;sonu sonlandırmak ama oplsun :)&lt;br /&gt;ben şimdi perişan,harap tarumar bir halde derin acı ve üzüntü duymaktayım&lt;br /&gt;bugünü milli yas günü sayıyorum kendim için :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni bloglarla yola devam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni bir iş,yeni bir blog,yine gülecek bi neden var :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bak içimden neler geçiyor günlük..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çığ gibi yürüyelim gözler ilerde; &lt;br /&gt;Keder, elem her ne varsa geride kalsın! &lt;br /&gt;Tehlikeler duman gibi tüterken yerde &lt;br /&gt;Arkadaki her düşünce sönüp ufalsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  ...S.O.N......&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5408414294380357276?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5408414294380357276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5408414294380357276' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5408414294380357276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5408414294380357276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/bu-son-tndr-benden-duyduun.html' title='bu son tınıdır benden duyduğun..'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-9056773627012902956</id><published>2008-03-21T13:14:00.000+02:00</published><updated>2008-03-21T13:15:52.751+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>TÜRKLERİN TÜRKÜSÜ</title><content type='html'>Dilek yolunda ölmek Türklere olmaz tasa, &lt;br /&gt;Türke boyun eğdirir yanliz türeyle yasa; &lt;br /&gt;Yedi ordu birleşip karşımızda parlasa &lt;br /&gt;Onu kanla söndürüp parçalarız , yeneriz . &lt;br /&gt;Biz Tufani yarattık uyku uyurken batı, &lt;br /&gt;Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı. &lt;br /&gt;Sorsan söyle diyecek gök denilen şu çatı : &lt;br /&gt;Türk gücü bir yıldırım Türk bilgisi bir deniz. &lt;br /&gt;Delinse yer ,çökse gök yansa kül olsa dört yan, &lt;br /&gt;Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan. &lt;br /&gt;Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan, &lt;br /&gt;Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin Nihal Atsız&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-9056773627012902956?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/9056773627012902956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=9056773627012902956' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9056773627012902956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9056773627012902956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/trklerin-trks.html' title='TÜRKLERİN TÜRKÜSÜ'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-350940894924810030</id><published>2008-03-13T11:23:00.002+02:00</published><updated>2008-03-13T11:27:00.961+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>MANAS DESTANI</title><content type='html'>ER MANAS DESTANI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu muhteşem Türk Destanının tamamı 400.000 mısradır. Bir Kırgız destanıdır. Müslüman Kırgızlarla Putperest Kalmuklar arasında mücâdeleleri anlatır. Bununla beraber Manas Destanının dokuzuncu yüzyılda, Kırgızların Yenisey Kıyılarında devlet kurmağa başladıkları sırada oluşmuş olduğunu ileri süren ilim adamları da vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas'ın, tarihte gerçekten var olduğunu gösterir izler görülememiş ise de, Kırgız-Kalmuk mücadelelerinde göz doldurmuş bir Kırgız yiğidinin, belki de bir Kırgız Beğinin adı ve yiğitliği ile bu destana konu olduğunu düşünebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas Destanı, Kırgızların bir bakıma ansiklopedisi gibidir. Manas Destanında Kırgızların bütün gelenek ve göreneklerini, törelerini, inanışlarını, görüşlerini, başka milletlerle olan ilişkilerini, masallarını ve ahlak anlayışlarını bulmak mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas Destanının bütününü söyleyenlere Manasçı, bir kısmını söyleyenlere Ircı denilir. Manasçılar, destanı anlatırken kendi zamanlarının etkisi altında kaldıkları olaylar ile kendi duygu ve düşüncelerini de ustaca katmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas Destanına ilk defa, Kazak-Kırgız yöneticisi olan Rus aslından Franel tesadüf etmiştir. Daha sonra Çokan Velihanof 1856 yılında destanı dinlemiş fakat destanın en uzun parçasını Radloff yazıya geçirerek 1885te yayınlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destanın en önemli bölümlerini Manas, Manas'ın oğlu Semetay, Manas'ın torunu Seytek, Colay ve Töştük'ün hikâyeleri teşkil etmektedir. Colay ve Er Tostuk hikayeleri ile ilgili bölümlerin Colay adında bir Manaş'çıdan derlendiği sanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destanın bölümlerine göre özeti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Yeditör adını taşıyan yerde Boyun Han oturmaktadır. Boyun Hanın oğlu Kara Han ve onun oğlu Çakıp Han (Yakûp Han) adıyla anılır. Çakıp Han, Alma Ata ırmağının gözesinde, Sungur Yuvası denilen yerde yerleşmiştir; Çakıp Han'ın hiç çocuğu yoktur. Bir gün Tanrıdan bir oğlan çocuk ister, onun yiğitler yiğidi olmasını diler. Tanrının izni ile bir oğlu olur. Oğlu olduğu için de Tanrıya güzel bir kısrak kurban eder. Dört Peygamber gelip çocuğa ad kor, adına Manas, der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas dile gelir, babasına: "Ben İslâm yolunu açacağım, inanmayanların malını yağmalayacağım" deyince Çakıp Han, çok eski arkadaşı olan Bakaya haber gönderir çağırır. Baka gelince Manas'ın söylediklerini Ona nakleder, bu söz üzerine Baka: "Pek güzel söz" der: "Hemen atlanalım, Çin'e akın edelim, Pekin yolunu bozalım!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediği gibi yaptılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakıp Han'ın oğlu genç Manas ise on yaşına gelince ok attı, on dört yaşına basınca Hân Evini basıp yıktı, Hân oldu. Kâşgar'dan bütün Çinlileri sürüp Turfana tıktı, Turfandaki Çinlileri sürdü, Aksu'ya attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Kalmuk Han'ın oğlu Almambet'in Müslüman oluşu, Er Kökçe'ye sığınışı, Er Kökçe'den de ayrılıp Manasa gelişini anlatır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerin yer suyun su olduğu çağda... altı atanın oğlu gavur, üç atanın oğlu Müslüman idi. O zaman Kara Han'ın oğlu Amambet doğdu, hemen büyüdü ve Müslüman oldu. Babasını Müslüman olmadığı için öldürdü, kaçıp geldi müslüman beylerinden Er Kökçe'ye sığındı. Er Kökçe'nin kırk yiğidi vardı. Bu kırk yiğit, Beylerinin bu Kalmuklu'ya, Almambet'e çok iltifatlar edip onu yanından ayırmadığını görünce kıskandılar, kıskanınca da Almambet hakkında dedikodular çıkarıp yaydılar. Bu yüzden Almambet ile er Kökçe Bey'in arası bozuldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almambet kalkıp Manas'ın Bey evine geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas da Almambet'i büyük iltifatlarla karşıladı. Manas, Almambet'i çok sevdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Manas ile Er Kökçe'nin savaşmasını anlatır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas'ın çerileri Er Kökçe'nin ilini yağma ederler. Savaşta Er Kökçe yenilir. Ardından Çakıp Han, oğlu Manas'ı evlendirmek ister. Kız aramağa başlar. Temir Hanın kızı olan Kanıkey'in, Manas'a uygun bir evdeş olduğunu sağlık verirler. Temir Han da kızını Manas'a vermek istemektedir. Fakat Temir Hanın baş danışmanı bu evlenmeye engel olmağa çalışır. Bu yüzden düğün esnasında kavgalar olur, ucu savaşa ve yağmaya varır. Sonunda baş danışman Mendibay Manas'ı zehirler Manas ölür. Manas'ın ölümü ailesini yoksulluğa, sıkıntıya ve felâkete düşürür. Atı, doğanı ve köpeği mezarının başında ağlarlar; Manas'ın canını bağışlaması için Tanrıya yalvarıp yakarırlar. Manas'ın kırk yiğidi vardır ama hepsi de beğlerini unuturlar. Tanrı, Manas'ın hayvanlarının bu bağlılığı karşısında onların duasını kabul eder; Manas dirilir. Eskisi gibi, eskisinden daha güçlü bir şekilde iline ve töresine hizmet eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Kökütey Han'ın yas törenini anlatır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kökütey Han hastalanır. Son nefesini vermeden önce vasiyetini yapar. Ardından da ölür. Kökütey Han'ın ölümü üzerine komşu milletlerden yas töreni için çağırılanlar olur; herkes gelir. Büyük bir yuğ töreni yapılır. Törenin biteceğine yakın konuklar arasında bir kavga başlar, sonu savaşa varır. Manas ile Müslüman olmayan Colay Han arasında süren savaş uzayıp gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Göz Kaman'ı anlatır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakıp Han'ın, küçükken Kalmuklara esir düşen ve Moğolistan'a götürülüp orada büyütülen Göz Kaman adlı bir kardeşi vardır. Göz Kaman Moğolistan'da, Kalmuklar arasında büyütülüp orada bir Kalmuk kızıyla evlendirilir; beş oğlu olur; bir gün oğullan ile birlikte asıl yurduna döner. Kalmukça konuşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas, hem amcasını hiç görmediği ve o güne kadar tanımadığı, hem de amcası Kalmukça konuştuğu için onu casus zanneder: yakalayıp zincire vurur. Bunları yaptıktan sonra böyle bir amcası olup olmadığını anlamak için babasına haber gönderir. Colay Han haberi alınca sevinir ve kardeşini hoş tutması için oğluna emir verir. Fakat Manas'ın annesi ile karısı da Göz Kaman'dan hoşlanmamışlar hele Kalmukça konuşmasını büsbütün yadırgamışlardır. Bu yüzden birlik olup hep beraber Çakıp Hanın buyruğunu hiçe sayarlar. Yalnız Manas babasının buyruğunu dinleyip amcasına iyi davranır, hatta amcası ve oğullan için büyük bir şölen verir. Fakat Göz Kaman'ın oğullan bu şölende bir kavga çıkarıp Manas'ı döverler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas, Kalmuklara karşı sefere çıktığında amcasının oğullan Kalmukça bildiği için onlardan yararlanmak ister. Gökçegöz'ü Kalmuklara casus olarak gönderir. Gökçegöz Kalmuklar tarafına geçer geçmez Manas'a ihanet eder. Manas bunun üzerine Almambet'i gönderir. Almambet'in yardımıyla Manas savaşı kazanır. Bir çok ganimetler alır, dönerken yarı yolda Gökçegöz ile karşılaşırlar Gökçegöz Manas'ı, kırk yiğidi ile birlikte zehirler. Kırk yiğit ölür. Manas'ı, karısı Kanıkey kurtarır. Mekke'den erenler gelir, Kanıkey'e yardım ederler.&lt;br /&gt;Manas iyi olur olmaz Mekke'ye gider; dua edip Tanrıya yalvararak kırk yiğidinin dirilmesini sağlar. " &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) Semetey'in doğumunu anlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas artık ihtiyarlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ak atı halsiz düşmüş zayıflamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas kırk yiğidini yanına çağırır. Ölümünden sonra doğacak olan oğluna iyi bakmaları için vasiyet eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Manas ölür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas için büyük bir yuğ töreni yapılır, yas tutulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakıp Han Kanıkey'e haber göndererek Manas'ın kırk yiğidinden biri olan Abeke'ye Onu beğenmezse Köbeş'e varıp evlenmesini buyurur. Kanıkey'in doğumu yakındır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kızım olursa dediğini tutar evlenirim, gel gelelim oğlum olursa evlenmek şöyle dursun ne Abeke'nin suratına ne de Köbeş'in yüzüne bakarım, diye cevabını gönderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanıkey'in bir oğlu olur. Dediğini yapıp kimseyle evlenmez. Ötekiler Kanıkey'in oğlunu öldürmek isterler. Bunu öğrenen Kanıkey oğlunu alıp babası Temir Han'ın ülkesine kaçar. Yolda türlü sıkıntılar çeker, başına gelmedik kalmaz". Sonunda Temir Hanın ülkesine varır, Bey Evine ulaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temir Han kızına ve torununa kavuşunca pek çok şölenler verir. Torununa ad konulması için bütün il halkını toplar fakat çocuğa kimse bir ad bulup da koyamaz. Ansızın, nerden geldiği bilinmeyen aksakallı bir ihtiyar görünür, uzun uzun dualar eder; Temir Han'ın torununa Semetey adını verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semetey büyür. Baba yurduna dönmek ister. Yola çıkacağı sırada annesi Kanıkey:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Baka'ya selam söyle, ne söylerse sözünü tut, dışına çıkma, diye tenbih eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semetey, baba ocağına döner. Çakıp Han sağdır; torunu Semetey'in, annesine yapılan eziyetlerin acısını çıkaracağını, öç alacağını sanarak korkar. Bu yüzden Semetey'i zehirlemeğe karar verir. Kararını uygulayacağı sırada durumu öğrenen Semetey hem Cakıp Hanı, hem de Abeke ve Köbeş'i öldürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) Semetey'in baba ocağına yerleştikten sonrasını anlatır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semetey, baba ocağına dönüp öz yurduna yerleştikten sonra, Kalmuklar üstüne akınlar yapmak için hazırlıklara başlar. Babasının, hayatta kalan kırk yiğidini çağırıp toplar. Der ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Akın yapmamız gerek; at sürüleri ve ganimet almamız gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözden sonra sefere çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat kırk yiğit, kendi aralarında toplanıp konuşurlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bizden öncekiler yetmiş yaşına vardı; bizden sonrakiler altmışına ulaştı. Biz, bu Semetey'in babasına hizmet ettik, şimdi de oğluna hizmet edeceğiz, ihtiyarladık artık. Semetey, bizi bu ihtiyar hâlimizde yüce dağ başlarından aşırmak diler, çağlayanlı sulardan geçirmek diler; bizi öldürmeğe kastetmiştir, dönelim! dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semetey'in buyruğunu dinlemediler, geri döndüler, kaçtılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semetey, babasından kalma kırk yiğidin ardından yetişip onlara tatlı söz söyledi, alttan alıp yalvardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semetey, onca sözden sonra babasından kalma kırk yiğide söz geçiremeyince onları öldürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, Acubey ile Almambet'in birer oğulları olmuştur. Semetey, bu çocukları kendisine kardeş edinir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinin adını Kançura ötekinin adını Külçura koyup öyle çağırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kançura ile Külçura da büyürler. Büyüyünce Semetey'e hizmet etmeğe başlarlar. Bir gün gelir, Semetey, Kançura ile Külçura'ya, Akın Han'm kızı Ay Çürek'i evlenmek üzere kaçırmak istediğini söyler ve onlardan bu iş için hizmet ister. Bunun için de Akın Han'ın ülkesine sefere çıkılması gerektiğini anlatır. Dediklerini yaparlar, Ay Çürek'i kaçırırlar. Gel gelelim Ay Çürek'in bir de nişanlısı vardır ki Kökçe oğlu Ümetey dîye bilinmiştir. Bu Kökçe oğlu Ümetey, Ay Çürek'in kaçırılışını kendisine yediremez. O da karşılık olarak Semetey'in sürülerini yağmalar. Bunun üzerine aralarında bir savaş başlar. Birbirlerini karşılıklı olarak yağmalayıp dururlar. Sonunda Semetey, Kökçe oğlu Ümetey'e barış teklif eder. Savaştan yorulan Ümetey de bunu kabul eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümetey'le yaptığı barıştan biraz rahatlayan Semetey, başka bir sefere çıkmak için hazırlandığı sırada bir düş görür. Düşünü karısı Ay Çürek'e anlatır. Ay Çürek düşü yorumlayıp:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sen bu sefere çıkma, der. Çıkarsan başına bir felâket gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat Semetey inatçıdır. Boş sözlere kulak asacak türden değildir. Karısının düşünü yorumlamasına karşılık:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Düş dediğin şey saçmalıktır!., diye karşılık verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle demesine rağmen, düşünün hayra yorulması için de babasının ruhuna en iyi kısraklarından birini kurban eder. Arkasından Er Kıyas'ın ülkesine akın başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akının en kızışmış zamanında Almambet'in oğlu Kançura, Semetey'e ihanet eder ve onu yakalayıp Er Kıyas'a götürür. Semetey'e ihanet etmeyen Külçura'yı da köle olarak kullanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada Ay Çürek bir oğlan çocuk doğurmuştur. Ay Çüreğin bir oğlan çocuğu doğurduğunu duyan Er Kıyas, çocuğu yaşatmak istemez. Öldürtmeğe çalışır. Oğlunu kurtarmak isteyen Ay Çürek Er Kıyası korkutur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Eğer sen benim oğlumu öldürtürsen ben de seni babam Akın Han'a şikâyet ederim, ülkeni alt üst ettirir öcümü alırım, der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Er Kıyas korktuğu için çocuğu öldürtmeyip kendine evlât edinerek yanında alıkoyar. Halkını toplayıp çocuğa ad koymak ister. Fakat kimse bir ad bulamaz. Aksakallı Aykoca derler bir ihtiyar vardır, sonunda o gelir, Ay &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çürek'in oğluna Seytek adını verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seytek de büyür, delikanlı olur, yiğit olur. Külçura'yı koruyup kölelikten kurtarır. Er Kıyas öldürülür. Bunlardan sonra Seytek baba yurduna, öz ocağına döner. Babasına ihanet eden Almambet'in oğlu Kançura, Seytek'in baba yurduna Bey olmuştur. Üstelik Seytek'in babaannesi Kanıkey'e koyun güttürüp çobanlık yaptırmış, işkence etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumu görüp öğrenen Külçura, Kançura'yı yakalar ve Kanıkey de onu öldürür. Baba yurduna yerleşen Semetey ise Taşkent'ten Talasa kadar yayılan geniş ülkeleri yönetimi altına alıp oraların Hanı olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-350940894924810030?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/350940894924810030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=350940894924810030' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/350940894924810030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/350940894924810030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/manas-destani.html' title='MANAS DESTANI'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3844371192255974307</id><published>2008-03-13T11:23:00.001+02:00</published><updated>2008-03-13T11:25:21.499+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>GÖÇ DESTANI</title><content type='html'>Bu destan da bir Uygur destanıdır ve daha önce belirtildiği üzere, Türeyiş Destanının bir uzantısı gibidir. Bugün, Orhun nehri kıyısında bir şehir kalıntısı ile bir saray yıkıntısı vardır ki çok eskiden bu şehre Ordu -Balık denildiği sanılmaktadır. Büyük Uygur Destam'nın son bölümü diye kabul edebileceğimiz Göç Destanı, işte bu şehrin saray yıkıntısının önünde bugün görülebilecek şekilde duran yazıtlarda yazılı olduğunu Hüseyin Namık Orkun ileri sürmektedir. Yine Hüseyin Namık Orkun'un belirttiğine göre bu yazıtlar, Moğol Hânı Öğüdey zamanında Çin'den getirilen uzmanlara okutturulup tercüme ettirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göç Destanının Çin ve Iran kaynaklarındaki kayıtlarına göre iki ayrı söyleyiş hâlinde olduğu bilinmekte ise de aslında birbirinin tamamlayıcısı gibidir. Iran kaynaklarındaki söyleyiş, daha çok tarih bilgilerine yakındır. Aynı zamanda Iran söyleyişi, Türklerin Maniheizm'i kabulünü anlatan bir menkıbe görünümündedir. Aşağıda özetlenmiş olan söyleyiş Cüveynî'nin Tarib-i Cihanküşa adlı eserinde yazılıdır, bu söyleyişe göre, destanda sözü geçen iki ağacın, Maniheizm'in kurucusu Mani'nin "iki Esas" adlı eserindeki iki ağacı temsil ve taklit ettiğini Prof. Fuad Köprülü ileri sürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin Kaynaklarına Göre Göç Destanı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygur Ülkesinde, Tuğla ve Selenge ırmaklarının birleştiği yerde Kumlançu denilen bir tepe vardır. Adına Hulin Dağı derlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hulin Dağlarında da, birbirine çok yakın iki ağaç büyümüştü. Biri kayın ağacıydı. Bir gece, kayın ağacının üzerine gökyüzünden bir mavi ışık düştü, iki ırmak arasında yaşayan insanlar bu ışığı gördü ve ürpererek izledi. Kutsal bir ışıktı. Kayın ağacının üzerinde aylar ayı kaldı. Kutsal ışık, kayın ağacının üstünde kaldığı süre içinde kayın ağacının gövdesi büyüdükçe büyüdü, kabardı. Oradan çok güzel türküler gelmeğe başladı. Gece oldu mu, ağacın otuz adım ötesinden bütün çevre ışıklar içinde kalıyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün ağacın gövdesi ansızın yarıldı, içinden beş küçük çadır, beş küçük odacık görünümünde ortaya çıktı. Her odacığın içinde bîr çocuk bulunmaktaydı. Çocukların ağızlarının üstünde asılı birer emzik vardı, onlar bu emziklerden süt emiyorlardı. Işıktan doğmuş olan bu kutsal çocuklara halk ve halkın ileri gelenleri çok büyük saygı gösterdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların en küçüğünün adı Sungur Tekin'di, ondan sonrakinin adı Kutur Tiğin, üçüncüsünün ki Türek Tekin, dördüncüsünün Us Tekin, beşincisinin adı Buğu Tekin'di. Beş çocuğun beşinin de Tanrı tarafından gönderildiğine inanan insanlar, içlerinden birini hakan yapmak istediler. Buğu Han en büyükleri idi; ötekilerden daha güzel, daha zeki, daha yiğit görünüyordu. Buğu Tekin'in hepsinden üstün olduğunu anlayan halk onu hakan olarak seçtiler. Büyük bir törenle Buğu Hanı tahta oturttular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece yıllar yılı kovalamış, bir gün gelmiş Uygurlara bir başkası hakan olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hakanın da Gah Tekin adında bir oğlu varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakan oğlu, Gah Tekin'e, Çin prenseslerinden birini, Kiu-Lien'i almağı uygun görmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlendikten sonra Prenses Kiu-Lien, sarayını Hatun Dağında kurdu. Hatun Dağının çevre yanı dağlıktı; bu dağlardan birinin adı Tanrı Dağıydı, Tanrı Dağının güneyinde Kutlu Dağ derler bir başka dağ vardı, kocaman bir kaya parçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Çin Elçisi, falcılarıyla birlikte Kiu-Lien'in sarayına geldiler. Kendi aralarında konuşup dediler ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hatun Dağının varı yoğu, bütün bahtiyarlığı Kutlu Dağ denilen bu kaya parçasına bağlıdır. Türkleri yıkmak istiyorsak bu kayayı onların elinden almalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuşmadan sonra varılan karar üzerine Çinliler, Kui-Lien'e karşılık olarak o kayanın kendilerine verilmesini istediler. Yeni Hakan, isteğin nereye varacağını düşünmeden ve umursamadan Çinlilerin arzusunu kabul etti, yurdunun bir parçası olan bu kayayı onlara verdi. Halbuki Kutlu Dağ bir kutsal kayaydı; bütün Uygur Ülkesinin mutluluğu bu kayaya bağlıydı. Bu tılsımlı taş Türk Yurdunun bölünmez bütünlüğünü temsil ediyordu; düşmana verilirse bu bütünlük parçalanacak Türklerin bütün saadeti yok olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakan kayayı vermesine verdi ama kaya öyle kolay kolay sökülüp götürülecek türden değildi. Bunu anlayan Çinliler, kayanın çevresine odun kömür yığıp ateşlediler. Kaya iyice kızınca üzerine sirke döküp paramparça ettiler. Her bir parçayı aldılar, ülkelerine taşıdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olan o zaman oldu işte. Türkelinin bütün kurdu kuşu, bütün hayvanları dile geldi, kendi dillerince kayanın düşmana verilişine ağladılar. Yedi gün sonra günahı bağışlanmaz olan bu düşüncesiz hakan öldü. Ne var ki Onun ölümüyle ülke felâketten kurtulamadı. Bir Çin prensesi uğruna çekinmeden bağışlanmış olan yurdun bir kayası, Türkelinin felâketine sebep oldu. Halk rahat huzur yüzü görmedi. Irmaklar birbiri ardınca kurudu. Göllerin suyu buhar olup uçtu. Topraklar yarıldı, ürün yeşermez oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden sonra Türk tahtına Buğu Han'ın torunlarından biri hakan olarak oturdu. O zaman canlı cansız, evcil yaban, çoluk çocuk bütün yurtta soluk alan almayan ne varsa hepsi birden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Göç!. Göç!, diye çığrışmağa başladı. Derinden, iniltili, hüzün dolu, eli böğründe kalmış bir çığrışmaydı bu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürekler dayanmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygurlar bunu bir ilahî emir diye bildiler. Toparlandılar, yollara düzüldüler; yurtlarını yuvalarını bırakıp bilinmedik ülkelere doğru göç etmeğe başladılar. Sonunda bir yere gelip durdular, orada sesler de kesildi. Uygurlar, seslerin kesilip duyulmaz olduğu bu yerde kondular, beş mahalle kurup yerleştiler; bunun için bu yerin adını da Beş-balık koydular. Burada yaşayıp çoğaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran kaynaklarına göre Göç Destanı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destanın Buğu Tekin'in Uygurlara hakan oluncaya kadar geçen bölümü aynıdır. Buğu Tekin hakan olduktan sonra, İran söyleyişine göre, ülkeyi adalet üzere ve yıllarca yönetir. Bu süre içinde kendisine üç karga yardım etmekte, kargalar dünyanın bütün dillerini bilmektedir. Nerede bir olay olursa hemen Buğu Han'a haber vermektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Buğu Han bir düş görür. Düşünde kendisine bir peri kızı gözükmüştür. Bu düşü Buğu Han hemen her gece, yedi yıl, altı ay ve yirmi iki gün üst üste görür, Ve her gece Peri kızı, Buğu Han'ın düşünde onunla konuşur, danışır; son gece, ayrılacağı vakit Buğu Han'a, dünyanın efendisi olacağı haberini verir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Han uyanınca ordusunu toplar, her ordunun başına bir kardeşini tayin eder, Moğallar'ın Kırgızlar'ın, Tangutlar'ın ve Çinlilerin üzerine seferlere yollar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört kardeşin dördü de seferden zaferle döner ve Orhun vadisini zengin ganimetlerle doldurur, bu arada Ordu-Balıg şehri de kurulmuş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir müddet sonra Buğu Han bir düş daha görür. Düşünde, beyazlara bürünmüş,.başında beyaz şerit, elinde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yada Taşı olan bir erkek gözükmüş, Buğu Han'a demiştir ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Eğer bu taşı saklarsan dünyanın dört bucağında milletleri buyruğunun altına alabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece Buğu Han'ın başveziri de tıpkı böyle bir düş görmüştür. Bunun üzerine Buğu Han ordusunu yeniden toplamış, bu sefer yatıya .doğru sefere çıkmıştır. Türkistan'a geldiği vakit geniş bozkırları, çayırlan ve gürül gürü! akan çayları görünce burada oturmağa karar vererek Balasagun şehrini kurmuştur. Buğu Han'ın orduları dört bir yana yayılmış, bütün milletleri buyruğu altına almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat o zaman Uygurların dindar olmadıkları söylenirdi. Rahipleri vardı ama Kam deniliyordu. Bu Kamlar, tıpkı Moğollardaki gibi, cinlere söz geçirdiklerini ileri sürerler. Onlara her istediklerini yaptırmağa güçlerinin yettiğini söylerlerdi. Moğollar bu Kamlara çok Önem verirlerdi. Ne zaman bir işe başlayacak olurlar ise bu Kamlara sorarlardı ve ona göre davranırlardı. Hastalarına bile Kamlar bakardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygurlar, Buğu Han zamanında Çin hükümdârına elçiler gönderdi, kendilerine Nom Kitaplarını anlayan adamlar göndermesi ipin rica etti. Cinlerin din kitapları Nom'dur. Bugün yaşayan bir adamın bin yıl önce de yaşadığına inanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinden Nom yöntemlerini anlayan adamlar gelince Kamlarla oturup konuştular, din kitaplarını gösterdiler; tartışmayı Kamlar kaybetti. Bu tartışmadan sonra Uygurlar Çin'den gelen yeni dini kabul ettiler. (Bu din Maniheizm'dir.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3844371192255974307?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3844371192255974307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3844371192255974307' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3844371192255974307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3844371192255974307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/g-destani.html' title='GÖÇ DESTANI'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-2394605942912456801</id><published>2008-03-13T11:23:00.000+02:00</published><updated>2008-03-13T11:24:12.119+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>OĞUZ KAĞAN DESTANI</title><content type='html'>OĞUZ KAĞAN DESTANI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. OĞUZ DESTANININ ÖZELLİKLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Türk tarihinde hükümdarların doğuşu, efsanelere büründürülmüş ve kutsal bir olay gibi anlatılmışlardı. Hükümdarlar böyle kutsallaştırılıp, gökten indirilir iken; elbetteki Oğuz-Kağan gibi, bütün Türk kaviminin atası olan kutsal bir kişinin menşeleri de, Tanrıya ve göğe bağlanacaktı. Eski Türklere göre herşeyi yaratan ve her varlığın sahibi olan tek kutsal şey, gökteki biricik Tanrı idi.Aslında göğün kendisi olan Tanrı değildi. Çünkü gök de, yer gibi, maddî birer varlık ve yüce Tanrı tarafından yaratılmış, dünyanın birer parçası idiler. Gök, bir tane idi ve dünyamızın üstünü, bir kubbe şeklinde kaplıyordu. Fakat bu kubbenin üstünde, daha bir çok gökler vardı. Ayın güneşin ve türlü yıldızlar ile burçların dolaştıkları, ayrı ayrı gökler, uzayın sonsuzluklarını kendi aralarında paylaşıyorlardı. Bütün bunların üstünde, bir gök daha vardı ki, bu gökte yaratıcı, büyük ve tek Tanrı oturuyordu. Eski Türkler, ğögün katlarını üst üste koyma yolu ile saymamışlardı. Fakat sonradan, biraz da dış tesirler sebebi ile gökleri, yedi veya dokuz kat olarak tarif etmeğe başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oğuz-Kağan destanına, Uygur çağından sonra, hafif dış tesirler girmeğe başladı":&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göktürk çağında, eski Türk dini ile inançları, bozulmadan devam etmekte ve gittikçe de gelişmekte idi. Uygur devleti kurulup da, yeni bir çok dinler Türkler arasına girmeğe başlayınca, durum biraz daha değişti. Çünkü Uygurlar, çok daha önceleri Çin'in ortalarında gezmişler, ticaret yapmışlar ve birçok insanlarla karşılaşarak, konuşmuşlardı. "Bu dış ilişkiler, Uygurlara birçok yeni görüşler getirmiş ve onlarda, büyük dinlere inanmak ihtiyacını doğurmuştur." Ticaret, eski Türk savaşçılarının dini ile, pek bağdaşan bir meslek değildi. Eski Türk dini, disiplin, otorite ve savaşçılığı, herşeyden üstün tutuyordu. Halbuki tüccarlar, daha geniş ve rahat bir hayata sahip olmak zorunda idiler. İşte bunun içindir ki, bu zamana kadar Türkler göğe ve gökten gelen kutsallıklara inanırlar iken, Uygur çağında durum birdenbire değişiyordu. Uygurlar, köklerini Suriye'den alıp, İran'da gelişen Mani dinini aldıktan sonra, aya daha çok önem vermeye başladılar. Aslında ise Türklerde, kutsal olan en önemli şey, gökten sonra dünyamızı ışıtan güneş idi. "Uygurların, güneşten aya geçmiş olmaları, yeni bir düşüncenin başlangıcı gibi sayılabilirdi". Bu sebeple, Uygurlar çağında yazılmış Oğuz-Kağan destanlarında, eski Türklerin dedikleri gibi kutsal kişiler, artık "Göğün oğlu" değil; "Ayın oğulları" oluyorlardı. Oğuz-Kağan da "Ay Tanrı" nın bir oğlu idi. Destan, daha başlangıçta, şöyle başlıyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aydın oldu gözleri, renklendi ışık doldu, &lt;br /&gt;"Ay-Kağan'ın o gündü, bir erkek oğlu oldu!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Türkler de iyi ve güzel olayları, aydınlık ve ışıkla anlatırlardı. Biz, nasıl yeni bir oğlu olan dostumuza, "Gözlerin aydın olsun" diyor isek, onlar da Oğuz-Kağan'ın doğuşu dolayısı ile, "Ay Kağan'ın gözleri aydın oldu, renklendi", diyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Müslüman olmuş Oğuz Türklerinin destanları da, Türk mitolojisinin en eski motifleri ile dolu idiler":&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat Türkler, çoktan müslüman olmuş ve İslâmiyetin ana prensiplerine gönülden bağlanmışlardı. Aslında ise, İslâmiyet ile eski Türk dini arasında büyük ayrılıklar da yoktu. Buna rağmen, eski Oğuz-Kağan destanları, elbetteki İslâmilyetin birçok inançları ile uygunluk gösteremeyecekti. Bunun içindir ki, İslâmiyetten sonra yazılan Oğuz-Kağan destanlarında, biraz daha değişiklik yapılmış ve İslâmiyete uydurulmuştu. İslâmiyeti kabul eden Türkler bizce Uygurlara nazaran, eski Türk an'anesini ve töresini daha çok korumuşlardı. Tabiî olarak biz Oğuz Türkleri üzerine, daha büyük bir önem veriyoruz. "Çünkü Oğuzlar, bütün Ortaasya ve Türk âleminin, en soylu ve en gelişmiş zümreleri idiler". Şehir hayatına çoktan başlamış olmalarına rağmen, eski Türk devlet teşkilâtı ile disiplini, onların ruhlarından henüz daha silinmemişlerdi. Bu sebeple Oğuz Türklerinin destanlarında, Uygurlarınkine nazaran, daha eski ve daha köklü motifler görüyoruz. İslâmiyetten sonraki Türk destanlarına göre, "Oğuz-Han'ın babası Kara-Han" idi. Oğuz Han'ın babasının, "Kara-Han" adını alması da boş değildi. Eski Türklerde, "Ak ve kara soylular ile halkı birbirinden ayıran, sembolik renkler" idi. "Ak-Kemik", Kağanlar ile, onların oğulları idiler. "Kara-Kemik" ise, halk tabakasından başka bir şey değildi. Diğer kitaplarımızda da her zaman söylediğimiz gibi, Türk halklarının "ak" ve "kara" şeklinde ayrılmış olmalarına rağmen, aralarında bir sınıf mücadelesi yoktu. Müslüman Türkler, Oğuz-Han'ın babasına "Kara-Han" diyorlardı. Çünkü kendisi Müslüman değildi. Müslüman olmak isteyen oğlu Oğuz-Han'a da engel olmak istemişti. Tabiî olarak bu fikirlerimiz tam ve kesin değildir. Fakat Türk tarihi ve an'aneleri hakkındaki bilgilerimiz, bizi bu sonuca doğru sürüklemektedirler. Oğuz Han Müslüman Türklere göre, babasından çok, an'anesine bağlıdır. Bu sebeple Oğuz destanını anlatmağa başlarlar iken, hemen şöyle derler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç gün üç gece geçti, annesine gelmedi, &lt;br /&gt;Annenin memesinden, bir damla süt emmedi. &lt;br /&gt;Bana gelmedi diye, annesi ağlıyordu, &lt;br /&gt;Sütümü emmedi diye, kalbini dağlıyordu. &lt;br /&gt;Ağlayıp sızlıyordu, beşiğe dolanarak, &lt;br /&gt;Sütümü, az em diye, çocuğa yalvararak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. TÜRK MİTOLOJİSİ VE KUTSAL ÇOCUKLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz Han diğer Türk destanlarında olduğu gibi doğar doğmaz, bir olgunluk ve erginlik gösteriyordu. Annesi, henüz daha Müslüman olmamıştı. Annesine karşı, bu kırgınlığın sebebi de, bundan başka birşey olmamalıydı. Nitekim az sonra Oğuz Han annesi ile konuşmağa başlar ve ona şöyle der:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey, benim güzel annem, öğüdümü alırsan! &lt;br /&gt;Yüce Tanrı'ya tapıp, eğer hakkı tanırsan! &lt;br /&gt;O zaman memen alır, ak sütünü emerim!&lt;br /&gt;Bana lâyık olursan, adına anne derim! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz-Kağan'ın annesi, henüz daha üç günlük beşikte yatan çocuğunun, böyle konuşup söyleşmeye başladığını görünce, ona kalpten bağlanır ve Tanrıya inandığını oğluna söyler. Müslüman Türklerin söyledikleri bu Tanrı, İslâmiyetin Allah'ından başka birşey değildi. Fakat aynı zamanda destanlar, zaman zaman bir "Gök Tanrısı" ndan da söz açıyorlar ve eski Türklerin, gerçek inançlarını açığa vurmaktan geri kalmıyorlardı. Eski Türklerde de "üç sayısı" ve "üç yaşında" olma önemli idi. Fakat Türk mitolojisinin en önemli sayısı "yedi" ile "dokuz" sayılarıdır. Müslüman Türklerin Oğuz destanlarında: "Oğuz-Kağan, üç gün içinde olgunlaşmıştı". Halbuki eski Altay destanlarında: "Çocuğun olgunlaşması için, yedi günün geçmiş olması gerekiyordu". Hatta çok güzel, şöyle bir Altay efsanesi de vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altay'da olmuş idi, bir çocuk doğmuş idi, &lt;br /&gt;Dünyaya gelir iken, nurlara boğmuş idi. &lt;br /&gt;Yedi kurtlar uçmuşlar, koku alıp koşmuşlar, &lt;br /&gt;"Çocuğu ver", demişler, uluyarak coşmuşlar. &lt;br /&gt;Annesi çok ağlamış, yüreğini dağlamış, &lt;br /&gt;Çocuk da dile gelmiş, yarasını bağlamış. &lt;br /&gt;Demiş: "Anne, sızlama! Oyala da, ağlama! &lt;br /&gt;"Yedi gün mühlet iste, işi bağla sağlama!" &lt;br /&gt;Yedi gün mühlet dolmuş, annenin benzi solmuş, &lt;br /&gt;Oğlan beşiği kırmış, bir civan yiğit olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Altay efsanesi mitolojinin ta kendisidir. Gerçi Oğuz-Kağan destanı da, bir mitolojidir. Fakat büyük devletler kurup gelişen Türk toplumları, onun içindeki akla uymayan motifleri ayıklamış ve gerçekçi bir şekle sokmuşlardı. Oğuz-Kağan destanında, göklerde dolaşıp, ğögün çeşitli katlarını zapteme ve türlü ruhlarla çarpışma, kutsal bir Hakandı. Fakat O, daha çok, bir insandı. İnsanlık özelliklerini taşımış ve insanların yaşadığı yeryüzünü zaptederek, Tanrı adına, idare etmeğe memur edilmişti. Az önce özetini yaptığımız Altay efsanesi dikkatle incelenince, daha birçok mitolojik motifler de ortaya çıkacaktır. Meselâ "Yedi kurt"."Büyük ayı burcu" nun, yedi yıldızında başka bir şey değildi. Çünkü Türklere göre: "(Büyükayı burcu'nun yedi yıldızı, kalın ve demir zincirlerle Kutup yıldızı'na bağlanmış, yedi azgın kurt idiler). Bir ara bu kurtlar, çocuğun atı ile tayını da alıp götürmek isterler. Bu savaşlar sırasında çocuk sıkışınca, akıllı ve kutsal buzağısı da ona yol gösterir ve başarı sağlamasına imkân verir. (Türklere göre 'Küçükayı burcu', iki at tarafından çekilen, bir arabadan başka birşey değildi.) Bu burcun etrafından dönen Büyükayı burcunun yedi kurdu, bu iki atı yakalayıp yemek isterler ve bunun için de gökyüzünde, durmadan onların etrafında dönerlerdi. (Altay efsanesi göre). Küçükayı burcu, çocuğun dostu ve yakını idi. Boğa burcu da, herhalde yine bu kahramanın buzağısından başka birşey olmamalıydı".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görülüyor ki, Oğuz-Kağan destanı birdenbire uydurulmuş ve yazılmış bir hikâye değildi. Onun kökleri, yüzyıllar önce inanılmış ve söylenmiş, Türk efsaneleri ile inançlarına dayanıyordu. Süzüle, süzüle, akla mantığa uymayan bölümlerin, gerçeğe uydurulması ile, bütün Türklerin malı olan Oğuz-Kağan destanı meydana gelmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. OĞUZ - KAĞAN'IN DOĞUŞU &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oğuz-Kağan, kutsal bir şekilde doğmuştu":&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce, büyük Türk kahramanlarının, genel olarak kutsal bir şekilde doğduklarını söylemiştik. Elbette ki Oğuz-Kağan'ın da doğuşu da, kutsal ve fevkalâde bir şekilde olmalıydı. Nitekim Uygurların Oğuz-Kağan destanı, O'nun doğuşunu şöyle anlatıyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gök mavisiydi sanki, benzi bu oğlancığın! &lt;br /&gt;Ağzı kıpkızıl ateş, rengi bu oğlancığın! &lt;br /&gt;Al, al idi gözleri, saçları da kapkara, &lt;br /&gt;Perilerden de güzel, kaşları var ne kara! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz-Kağan doğarken, benzinin rengi tıpkı gök mavisi gibi idi. Yüz, eski Türklere göre, insanın en önemli bir yeri idi. Utanç, kötülük ve hatta kutsallık bile, insanın yüzüne akseden özellikleri idiler. Kötü bir insanın yüzü, elbette kara idi. İyilerin de yüzleri, aktı. Ama kutsal insanların yüz rengi, gök mavisinden başka birşey olamazdı. Çünkü gök, Tanrı'nın oturduğu ve hatta bazan, Tanrı'nın kendisinden başka birşey değildi. "Oğuz-Kağan doğarken, yüzünün gök renkten olması, onun gökten geldiğini ve Tanrı'nın rengini taşıdığını gösteren bir belirti idi." Biz yanlış olarak Türklerin, "Gök Börü", yani gök kurt dedikleri kutsal kurda, bozkurt adını veregelmişiz. Aslında ise gök ile boz arasında büyük ayrılıklar vardır. Türklerin kutsal kurtlarının rengi de gök idi. Çünkü o Tanrı tarafından gönderilmiş bir elçiden başka bir şey değildi. Belki de Tanrı'nın ta kendisi idi. Tanrı, kurt şekline girerek Türklere görünüyor ve onlara başarı yolu açıyordu. Onun için de, kurdun rengi gömgök idi. Daha sonraları Türkler, gök rengini olgunluk, erginlik ve tecrübenin bir sembolü olarak görmüşlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz-Kağan'ın ağzı ateşe niçin benzetilmişti":&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Anadolu'da söylenen, "Gözleri Kanlı" deyimi de, bize çok şeyler ifade eder. O'nun gözlerinin al oluşu, daha doğrusu kan rengine benzemesi, Oğuz-Kağan'ın büyük bahadarlığının, bir özelliğinden başka bir şey değildi. Cengiz-Han da doğarken "avucunun içinde bir kan pıhtısı" tutuyordu. Bunu gören annesi ile babası şaşırmış ve hemen Şamanlara koşmuşlardı. Şamanlar ise, O'nun dünyayı zaptedeceğini ve büyük bir bahadır olacağını söylemişlerdi. Fakat Cengiz-Han çağı ile ilgili efsaneler, en eski Türk ve Ortaasya özelliklerini göstermiyorlardı. Elbetteki onları kökleri de, Türk mitolojisine dayanıyordu. Fakat Çin yolu ile, Moğollara birçok yabancı tesirler girmişti. Türklerde yeni doğan kahramanlar, avuçlarında bir kan pıhtısı tutmazlardı. Çünkü biraz da, eski Hint mitolojisinin motiflerinden biri idi. "Türklerin kahramanlarının gözleri, kırmızı ve kızıldır." Çinde de, bu vardır. Fakat çin kahramanlarının gözleri yalnız kırmızı olmakla kalmazlar, aynı zamandan cam gibi de parlarlardı. Çinliler, "Büyük bir Göktürk Kağanı Mohan Kağan'dan söz açarken, onun da yüzünün kıpkırmızı ve gözlerinin cam gibi parladığını" söylüyorlardı. Herhalde Mohan-Kağan, acayip bir fizyonomiye sahip değildi. Fakat 20 sene müddetle, bütün Çin'i korkutmuş ve diz çöktürmüş bir hükümdardı. Eski Türkler, kırmızı renk için genel olarak "al" sözünü kullanırlardı. Fakat bu söz sonradan, biraz da manevi bir anlam almıştı. Nitekim loğusaları basan ve kötülük yapan, "Albastı" da, yine bu rengi taşıyordu. Altay Türkleri, büyük kurt sürülerini idare edip, köylere korkunç zararlar veren kurtlara da, zaman, zaman, "al-börü" derlerdi. Bu allık, kurdun veya albastı gibi ruhların renginden dolayı değil; daha çok, onların korkunç zararlar vermesinden ileri geliyordu. Çünkü onlar güçlü ve kudretli idiler. Tıpkı yeryüzünü zapteden ve kendi egemenliği altında toplayan Oğuz-Kağan gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oğuz-Kağan'ın yüzünün rengi gök mavisi, gözleri de al, yani kırmızı idi".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları al sözünü, "ela" şeklinde anlamak istemişlerdi. Fakat tabiî olarak, bunun aslı yoktur. Çünkü, "Oğuz-Kağan'ın saçları da kara" idi. Sarı değil. Bu sebeple gözlerinin elâ olmasına da, hiçbir sebep yoktu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-2394605942912456801?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/2394605942912456801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=2394605942912456801' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2394605942912456801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2394605942912456801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/ouz-kaan-destani.html' title='OĞUZ KAĞAN DESTANI'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-809116173688372014</id><published>2008-03-13T11:21:00.000+02:00</published><updated>2008-03-13T11:22:07.731+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>METE DESTANI</title><content type='html'>"Eşimi, atımı verdim, çünkü benimdir!" &lt;br /&gt;"Toprak verilemez, çünkü devletindir!"&lt;br /&gt;METE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. METE'NİN GENÇLİĞİ OĞUZ-HAN'INKİNE BENZİYORDU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Büyük Hun İmparatoru Mete'nin bir efsane halinde anlatılan gençliği, Oğuz-Han'ın hayatına benzetilmişti" :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz Kağan, müslüman olan Türklere göre, babası Kara Han'ı öldürmüş ve onun yerine geçmişti. Zamanımızdan 200 sene önce büyük bir Türk Tarihi yazmış olan bir Fransız bilgini, Oğuz Han'ın Mete olabileceğini söylemiş ve ikisi arasında da bir bağ görmüştü. Bu Fransız bilgininin görüşü, büsbütün de yanlış değildi." Çünkü Mete de, Oğuz-Han gibi babasını öldürmüş ve onun yerine, hükümdar olmuştu."Çin Tarihleri, Mete ile babası arasındaki savaşlar, bir tarih olayı hadisesi gibi anlatıyorlardı. Ama önemli olan nokta, Mete'nin hayatının gençlik çağlarının da, bir efsane olup olmadığı idi. Mete'nin daha sonraki hayatı ve savaşları hakkında, epey şeyler biliyoruz. Tarih kaynaklarından kronolojik olarak kesin bir şekilde verilen bu bilgiler, tarihin ve gerçeğin ta kendileri idiler. Ama bütün tarih boyunca, büyük hükümdarlarla olduğu gibi, Mete'nin hayatının da gençlik çağları, karanlık kalmakta ve bir nevi mitolojiye bürünmüş olarak anlatılmaktadır. Büyük hükümdarların, hemen hemen hepsinin de gençlik çağları, bir mitoloji perdesi arkasında gizlenmiş ve bu devreler, romantik bir şekilde anlatılmıştı. Çinliler, Mete'den sonra Hun'ları ve Ortaasya halklarını, birçok savaş ve temaslar sonunda, çok iyi bir şekilde tanıyabilmişlerdi. Fakat Mete'den önce, Çin kaynaklarında Ortaasya hakkında anlatılan bilgiler, çok karanlıktı. Çinliler bu çağda öyle ki, kendi sınırlarının dışındaki bölgelerden bile haberleri yoktu. Zaten Mete'nin hayatını anlatmağa başlayan Çin tarihleri, üslûp bakımından da mitolojik ve hikâyemsi bir dille konuşuyorlardı. Çin tarihinin üslûbu çok kuru, fakat kronolojik ve kesindi. Zaten bu bilgilerin çoğu, imparatora gelen raporlarla, Çin sarayından çıkan fermanların, kopyalarından başka bir şey değil idiler. Halbuki Mete'nin hayatından Çin tarihleri, âdeta bir Çin romanı gibi söz açıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çin tarihlerinin verdikleri yarım mitolojik bilgilere göre Mete, Oğuz-Han gibi kendi babasını öldürmüştü": &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaasya'da Tuman adlı bir Hun reisi varmış. Bu reisin de Mete adlı büyük bir oğlu bulunuyormuş. Gerek babasının ve gerekse oğlunun adları, Çin tarihlerinde, zaten, Çin işaretleri ile yazılıyordu. İkiyüz sene önce bu işaretler, Mete şeklinde okunmuş ve bizim tarihçilerimiz de bu adı; Mete olarak yazmışlar ve Türkiye'ye yaymışlardı. Bugün Türkiye'mizde, bu büyük Hun İmparatorunu, "Mete" adı ile tanıyoruz. Birçok kimseler de bu adı, maalesef 200 sene önce okunan, böyle yanlış bir okunuşla, kendi adları olarak tanımaktadırlar. Aslında ise bu Çince işaretleri, "Mao-dun" şeklinde okumak gerekiyordu. Kendi hususî metodlarımıza göre, Mete'nin Türkçe adının herhalde "Bahadır" dan başka bir şey olmaması gerekiyordu. Ama ne yapalım ki, bugün Türkiye'miz de bu büyük Hun hükümdarı, Mete adı ile tanınmış ve öyle yayılmıştır. Mete hakkındaki Çin kaynaklarında okuduğumuz bu efsanemsi olaylar özet olarak şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;METE'NİN GENÇLİK EFSANESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü yüzyıldı tam, çok önceydi İsa'dan, &lt;br /&gt;Bir fırtına kopmuştu, taşmıştı İç Asya'dan! &lt;br /&gt;Sonsuz at sürüleri, yerleri inletmişti. &lt;br /&gt;Kurdumsu türküleri, gökleri çınlatmıştı! &lt;br /&gt;Atlılar gelmişlerdi, ordular biçmişlerdi, &lt;br /&gt;Volga, Sarı nehirden, kanıp, su içmişlerdi! &lt;br /&gt;Tarihten uğultular, bir millet var diyordu! &lt;br /&gt;Yazılı doğrultular, bir devlet var, diyordu! &lt;br /&gt;Hunların ilindeydi, İç Asya ilindeydi, &lt;br /&gt;Hun reisi Tuman-Han, herkesin dilindeydi! &lt;br /&gt;Bayrağı direkteydi, büyük oğlu Mete'ydi, &lt;br /&gt;Diğer bütün komşular, henüz birer çeteydi. &lt;br /&gt;Tuman-Han da kanarmış, insanoğluymuy bu ya! &lt;br /&gt;Bir cariye hep dermiş: "Bu Mete ölsün!" Diye. &lt;br /&gt;Tuman fakat korkarmış, kadına da tapırmış, &lt;br /&gt;Bir bahane ararmış, çünkü bir "Töre" varmış! &lt;br /&gt;Soyuna bakarlarmış, tek kadın alırlarmış, &lt;br /&gt;Sonraki hatunlarsa, mirâssız kalırlarmış. &lt;br /&gt;Tuman oğlunu vermiş rehin Yüeçi'lere &lt;br /&gt;Sonra da hücum etmiş, sormamış elçileri. &lt;br /&gt;Yüe-çi'ler varmışlar, Mete'yi aramışlar, &lt;br /&gt;Mete çoktan kaçmışmış, yolları taramışlar. &lt;br /&gt;Tuman oğlunu görmüş, aklı başına dönmüş,&lt;br /&gt;Şenlik düğün yaptırmış, güya çok mes'ut günmüş. &lt;br /&gt;Mete'ye tümen vermiş, eline ferman vermiş, &lt;br /&gt;Mete'nin disiplini, Dünyaya hep şan vermiş! &lt;br /&gt;Asker Tanrı sanırmış, hep Mete'ye taparmış, &lt;br /&gt;Ondan ne buyruk gelse, düşünmeden yaparmış. &lt;br /&gt;Orduyu toplamışmış, atını oklamışmış, &lt;br /&gt;Tümen disiplinini, böylece yoklamışmış. &lt;br /&gt;Askerler ok atmışmış, atlar yere yatmışmış, &lt;br /&gt;Atına kıymayanın, kanı yere akmışmış! &lt;br /&gt;Bir defa şenlik yapmış, aileler toplanmış, &lt;br /&gt;Ok atmış karısına, bütün eşler oklanmış! &lt;br /&gt;Biraz nefes alanlar, azıcık geç kalanlar, &lt;br /&gt;Kılıçtan geçirilmiş, görülmemiş kaçanlar! &lt;br /&gt;Avlara gidilirmiş, şenlikler düzülürmüş, &lt;br /&gt;Gelen ordular ile, hayvanlar sürülürmüş. &lt;br /&gt;Tuman-Han ava gitmiş, Mete'ye de gel demiş, &lt;br /&gt;Kurdu Mete avlamış, Tuman'sa keklik yemiş! &lt;br /&gt;Avda bir ok uçmuşmuş, Tuman-Han'a gelmişmiş! &lt;br /&gt;Gerçi derler ilk oku, Mete atmıştı, çoğu, &lt;br /&gt;Mete'nin tümeni de, bu hedefi delmişmiş! &lt;br /&gt;Oğuz'un babasıysa, yemişti "Tanrı oku"! &lt;br /&gt;Bu bir efsane idi, ok bir bahane idi, &lt;br /&gt;Töre'yi bozan Tuman, tam bir divane idi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin tarihlerinde, Mete'nin babasını öldürüşü ile ilgili olay, böyle anlatılıyordu. "Zaten olayların anlatılışından da, bunun bir mitoloji olduğu, açık olarak görülüyordu." Öyle anlaşılıyor ki bu çağda, Hunlar arasında da, buna benzer efsaneler yok değildi. Mete gibi büyük bir hükümdarın ortaya çıkışı, bütün Ortaasya'yı hakimiyeti altına alışı ve ayrıca komşularını da büyük bir dehşet saçısı sebebi ile, Ortaasya'nın eski mitoloji kahramanlarının hususiyetleri, Mete'ye yakıştırılmış ve onun faaliyetlerine uydurulmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. "TÖRE"Yİ BABA BİLE BOZSA, ÖLMELİYDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ise, "Babalarını öldüren çocuk efsaneleri", insanlığın hayalinde yaşamış, çok eski şuuraltı âkisleri idiler. Yunanistan'da da "Kral Ödip", babasını öldürmüştü. Tabiî olarak, Türk efsanelerinden haberleri olmayan, Sigmond Freud gibi büyük ruh doktorları, kral Ödip'le ilgili efsaneyi de açıklamaktan geri kalmamışlar ve hatta şuuraltı görüntülerine göre, birçok tedavi şekilleri bile bulmuşlardı. Bizim eski "Rüya Tabirnâmeleri" mizde de, bu gibi hislerin açıklanmasına yer verilmiştir. Çünkü onlara göre, erkek çocuğun rüyasında, yeni cemiyetin yasak ettiği bir işe şuuraltında girişmiş olması anormal değildi. Tabiî olarak bu konuları Freud, birazda mubalâğa etmiş ve büyütmüştü. Ama kendisi, büyük bir ruh doktoru idi. Bu teşhis yolu ile, birçok erkek çocuklarını da tedavi edip, iyileştirmişti. İşte, böyle, cemiyetin yasak ettiği; fakat şuurlatında toplanan istekler ile hisler, kendilerine masallarda gösteriyorlar ve bir mitoloji motifi haline giriyorlardı. Zaten, insaların ulaşamayacakları şeylerin pek çoğu, masallarda olmuş gibi anlatılıyorlardı. Türklerin, Mete ve Oğuz Han efsanelerinin, ne zaman meydana geldiklerini söylemenin, elbetteki imkânı yoktur. Ama öyle anlaşılıyor ki bunlar, tarihten çok önceki çağlarda, belki de insanlığın, henüz daha insanlıklarını bilmediği devirlerde, hissedilmiş ve duyulmuş hayallerden başka bir şey değil idiler. Yukarıdaki açıklamaları yapmakla,"Oğuz Kağan Destanı" nın, kesin olarak Freud'un nazariyesine göre düzenlenmiş olduğunu, söylemek istemiyoruz. Ama Türk Mitolojisine benzer, daha başka mitolojiler de vardır. Bu motifler, Avrupalı'lar tarafından yüzyıllar boyunca işlenmiş ve bir açıklanma yoluna doğru gidilmiştir. Türk Mitolojisi ise, hiç el atılmamış, üzerinde düşünülmemiş ve hatta birçoklarımızın, varlığına bile inanmadığımız bir konudur. Bunun içindir ki, bizden önce söylenmiş ve görülmüş gerçekleri de gözönünde tutarak, kendimize bir metod ve ışık aramak zorundayız.", insanlığın hayalinde yaşamış, çok eski şuuraltı âkisleri idiler. Yunanistan'da da "Kral Ödip", babasını öldürmüştü. Tabiî olarak, Türk efsanelerinden haberleri olmayan, Sigmond Freud gibi büyük ruh doktorları, kral Ödip'le ilgili efsaneyi de açıklamaktan geri kalmamışlar ve hatta şuuraltı görüntülerine göre, birçok tedavi şekilleri bile bulmuşlardı. Bizim eski "Rüya Tabirnâmeleri" mizde de, bu gibi hislerin açıklanmasına yer verilmiştir. Çünkü onlara göre, erkek çocuğun rüyasında, yeni cemiyetin yasak ettiği bir işe şuuraltında girişmiş olması anormal değildi. Tabiî olarak bu konuları Freud, birazda mubalâğa etmiş ve büyütmüştü. Ama kendisi, büyük bir ruh doktoru idi. Bu teşhis yolu ile, birçok erkek çocuklarını da tedavi edip, iyileştirmişti. İşte, böyle, cemiyetin yasak ettiği; fakat şuurlatında toplanan istekler ile hisler, kendilerine masallarda gösteriyorlar ve bir mitoloji motifi haline giriyorlardı. Zaten, insaların ulaşamayacakları şeylerin pek çoğu, masallarda olmuş gibi anlatılıyorlardı. Türklerin, Mete ve Oğuz Han efsanelerinin, ne zaman meydana geldiklerini söylemenin, elbetteki imkânı yoktur. Ama öyle anlaşılıyor ki bunlar, tarihten çok önceki çağlarda, belki de insanlığın, henüz daha insanlıklarını bilmediği devirlerde, hissedilmiş ve duyulmuş hayallerden başka bir şey değil idiler. Yukarıdaki açıklamaları yapmakla,"Oğuz Kağan Destanı" nın, kesin olarak Freud'un nazariyesine göre düzenlenmiş olduğunu, söylemek istemiyoruz. Ama Türk Mitolojisine benzer, daha başka mitolojiler de vardır. Bu motifler, Avrupalı'lar tarafından yüzyıllar boyunca işlenmiş ve bir açıklanma yoluna doğru gidilmiştir. Türk Mitolojisi ise, hiç el atılmamış, üzerinde düşünülmemiş ve hatta birçoklarımızın, varlığına bile inanmadığımız bir konudur. Bunun içindir ki, bizden önce söylenmiş ve görülmüş gerçekleri de gözönünde tutarak, kendimize bir metod ve ışık aramak zorundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk destanlarında , "Türk töresi" ne uymadığı gerekçesi ile, baba öldürme olayları yer alıyorlardı":&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaasya'da söylene gelen efsanelerde büyük kahramanlara, insan üstü hususiyetler verilmek istenmişti. Oğuz Kağan Destanında da, bunun örneklerini pek çok görüyoruz. "Oğuz'un ayağı, ayı ayağı gibi; bileği ise, kurt bileğine benziyordu. Vucûdu, baştan aşağıya tüylerle örtülü idi. Annesinden doğar doğmaz, memeyi ağzına bir defa almış ve sütten bir yudum içtikten sonra da, annesine bir daha yanaşmamıştı. "Çiğ et yiyip, şarap istemeğe başlamıştı". Aşağıda da söyleyeceğimiz gibi, "Türkler çiğ et yemezlerdi". Ama korkunç bir kahraman, onlara göre, çiğ et de yiyebilirdi. Çünkü O, o kadar korkunç ve o kadar bahadır, bir kimse idi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Korkunç bir hakan olsun, çok büyük bir han olsun, &lt;br /&gt;"Babasını öldürsün, Türk Töresi korunsun".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaasya efsanelerinde, "Manas Han'ın oğlu Semetey doğmuş ve epeyde büyümüştü. Ama ona hiç kimse bir ad bulamamıştı. Günün birinde yurtta, ansızın "Gök sakallı " bir ihtiyar peyda olmuş ve Semetey-Han'ı kucağına alarak, O'na Semetey adını vermişti. Bundan sonra da bir şiir okumağa başlamıştı. Bu şiirin başında, "Semetey öyle büyük, öyle korkunç bir bahadır olacak ki, babasını bile öldürecek" diye söze başlanıyordu. Bu da, büyük bahadırlığın, bir hususiyeti idi. Çünkü, büyük bir kahraman gerekirse, babasına bile acımazdı ve öyle olması lâzımdı. Ama, Türk Mitolojisinde çok önemli bir nokta vardır. Bunu da, hiçbir zaman unutmamamız lâzımdır: "Ne Oğuz Kağan ve nede Mete, kendi öz ihtirasları için babalarını öldürmemişlerdi". Babalarının öldürüşlerinin tek sebebi, onların "Türk töresine uymamış ve riayet etmemiş olmaları" idi. Çünkü Türk töresine göre taht, Mete'nin hakkı idi. Kendisi Baş-Hatun'dan, yani hükümdarın en asil hatunundan doğmuştu. Eski Türk töresine göre hükümdarlık, ancak onun hakkı olabilirdi. Halbuki, Mete'nin babasının yeni bir cariyesi araya girmişti. Babası zayıftı. Kadının tesirinde kalıyordu, "Töreyi unutuyor" ve asil olmayan bir çocuğu, onun yerine geçirmek istiyordu. Göktürk tarihinde, bunun örnekleri çoktur: Üçüncü Göktürk Kağanı Mohan Kağan'ın, çok değerli bir oğlu vardı. Savaşçılığı ve idaresi ile, Türkler arasında büyük bir ün yapmıştı. Ama annesi, birinci hatun değildi. Onun annesi de asil idi ama; asillik derecesi bir kağan doğurmak için yeterli görülmüyordu. Bu sebeple, Mohan Kağan'ın vasiyeti üzerine, kendi oğlu hükümdar olamamış ve yerine küçük kardeşi geçmişti. Hatta Mohan Kağan: Bir evlâtla baba arasındaki bağ, hiçbir şeyle mukayese edilemez. Ama ne yapayım ki aramızda bir de töre var", şeklinde konuşmak zorunda kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oğul ile babanın, arasına girilmez,&lt;br /&gt;"Mayasıdır Hakanın, Türk Töresi geçilmez!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz-Han'da babasını öldürmüştü. Türk cemiyeti, Oğuz-Han'ın babasını öldürmesini, doğru ve töreye uygun bir hareket olarak görüyordu. Çünkü babası, Hak dinini kabul etmemiş ve Tanrı yoluna girmemişti. Hatta Oğuz-Kağan destanları, Kara-Han'ın kendi oğlu Oğuz-Kağan tarafından öldürüldüğünü de söylemiyorlardı. Kara-Han, bilinmeyen bir yerden gelen, bir kılıç darbesi ile ölmüştü. Bazıları da, "Kimin attığı bilinmeyen bir ok Kara-Han'ın hayatına son vermiştir", diyorlardı. Bütün bu sözleri altında yatan, bir istek ve bir eğilim görülüyordu. "Kara-Han'ı, oğlu Oğuz Kağan değil; yine Tanrı öldümüştü". Kimden geldiği bilinmeyen bu kılıç darbesi veya ok, Tanrı tarafından atılmış ve Kara-Han da, bu yolla cezalandırılmıştı. Türk destanlarının hiçbiri, Oğuz Han'ın elini, baba kanına bulandırmıyorlardı. Mete'de öyle idi. Mete'nin bizzat kendisi, babasını öldürmemişti. Türklerde ordu, bir milletin sembolü ve gerçek varlığı idi. Mete'nin babasını öldüren oklar, ordu tarafından atılmıştı. Tuman-Han, binlerce ve hatta onbinlerce ok ile ölmüştü. Mete'nin babası, bütün bir milletin okları ile cezalandırılmış ve bu yolla da töre, yerine getirilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mete ile Oğuz'un, babaları yanılmış, &lt;br /&gt;"Tanrı vermiş cezayı, oğul yaptı sanılmış!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-809116173688372014?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/809116173688372014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=809116173688372014' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/809116173688372014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/809116173688372014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/mete-destani.html' title='METE DESTANI'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8162010236686906667</id><published>2008-03-13T11:18:00.000+02:00</published><updated>2008-03-13T11:19:27.087+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>TÜREYİŞ DESTANI</title><content type='html'>Bir Uygur destanıdır. Büyük Türk imparatorluğunun Göktürkler'den sonraki halkası olan Uygur Türkleri, Türeyiş Destanı ile soylannın yeryüzünde ilk görünüşlerini anlatırken aynı zamanda da, bütün Türk boylarında yaygın bir inanış olarak beliren, soyun ilâhî bir kaynağa bağlanması fikrini bir kere daha belirtmiş olmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygur Türeyiş Destanının, Göktürk-Bozkurt Destanı ile olan çok yakın benzerlikleri, ilk okuyuşta anlaşılacak kadar açıktır. Hemen bütün Türk Destanlarının birinci derecedeki unsuru olan kurt süsü, gerek Türeyiş ve gerekse Bozkurt Destanlarında özellikle ilâhileştirilmekle, neslin başlangıcı ve sürekliliği bu ilâhî süse bağlanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türeyiş Destanı, aslında bir büyük destanın başlangıç kısmına benzemektedir. Büyük bir ihtimâlle, Göktürk-Bozkurt destanı gibi Uygur Türeyiş Destanı da, ilk büyük Türk Destanı olan Yaradılış Destanının etkisi altında gelişip meydana getirilmiş, daha dar bir çevrenin küçük çapta bir yaradılış destanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Hun Hakanlarından birinin iki kızı vardı. Kızlarının ikisi de bir birinden güzeldi. Öyle güzeldi ki, Hunlar, bu iki kızın da, ancak ilahlarla evlenebileceğine inanıyor ve bu kızların insanlar için yaratıldığını söylüyorlardı.&lt;br /&gt;Hakan da aynı şekilde düşündüğü için kızlarını insanlardan uzak tutmanın yollanın aradı, ülkesinin en kuzey ucunda, insan ayağı az basan veya insan ayağı hiç görmeyen bir yerinde, çok yüksek bir kule yaptırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızların ikisini de bu kuleye kapattı. Ondan sonra da aklınca inandığı ilaha yalvarmağa, gelip kızlarıyla evlenmesi için yakarmağa başladı. Öyle yalvarıyor, öyle yakarıyordu ki sonunda bir gün. Hakanın kendi aklınca inandığı İlâh dayanamadı ve bir Bozkurt şekline girip geldi. Hun Hakanının kızlarıyla evlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu evlenmeden bir çok çocuklar doğdu; bunlara Dokuz Oğuz-On Uygur denildi. Çocukların hepsinin sesi Bozkurt sesine benzedi. Yine bu çocuklar, birer Bozkurt ruhu taşıyarak çoğaldılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8162010236686906667?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8162010236686906667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8162010236686906667' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8162010236686906667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8162010236686906667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/treyi-destani.html' title='TÜREYİŞ DESTANI'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-2743698899796066922</id><published>2008-03-13T11:17:00.000+02:00</published><updated>2008-03-13T11:18:42.591+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>ŞU DESTANI</title><content type='html'>Destan hakkında bilgi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destana kahraman olarak adını veren Şu, sanıldığına göre M.Ö dördüncü yüzyılda yaşamıştır. Bir Türk Hakanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destanda Makedonyalı İskender'in, İran üzerinden Asya'ya doğru yürürken yapılan savaşları ve bu savaşların Türklerle ilgili bölümü anlatılmaktadır. Türk boylarının oluşumu, Türklerin şehir hayatı yaşamağa başlamaları, aynı zamanda milletini geçici bir işgalden mümkün olduğu kadar can ve mal kaybına uğratmadan kurtarmak için düşünen bir Hakanın kaygıları da anlatılan destanın en büyük özelliği, daha sonraki Türk destanlarında gelişecek olan ana fiziği ve süslemeleri önceden işlemesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki Velidî Togan'a göre, destanda önemli bir yer tutan ve destanın geçiş dengesi olan İskender'in istilâsının aslında İskender'le ilgisi yoktur; daha önceki yüzyıllardan bir Aryanı istilâ ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destanın kısa da olsa bir özeti Divan-ı Lügat-it Türk'de kayıtlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destanın Özeti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Kalesi, Balasagun yakınlarında, genç bir Hakan olan Şu tarafından yapılmış bir kaleydi, fakat Hâkan'ın sarayı Balasagun'da idi. Kalede ve Balasagun'da, o çağların en güçlü, en büyük ordusu bulunuyordu. Şehir zengindi. Öyle ki, her gün, Şu Hakanın sarayının önünde, ordu beğleri için 365 nöbet vurulurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sıralarda, bir adına da Zülkarneyn denilen Makedonya Kralı İskender ünlü Doğu seferine çıkmış, Ön Asya'dan İran içlerine doğru önüne neresi gelmişse ordusunu yenmiş ülkesini ellerinden almıştı. İskender Semerkand'e kadar gelmiş burayı da geçip Türklerin yaşadığı ülkelere doğru ilerlemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İskender'in, Balasagun'a ve Şu Kalesine doğru yaklaşmakta olduğunu, genç Hakan Şu'nun gözcüleri gelip haber verdiler. Dediler ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İskender denilen, gün batısından kopup gelen bir kral ordusuyla bize yaklaşmaktadır. Önüne gelen ülkeleri dize getirmiş yerle bir etmiştir. Bize ne buyurursun? Savaşalım mı ?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç Hakan, ordu habercilerini dinlemez gibi göründü. Çünkü çok daha önce, en güvendiği yiğitlerden kırk kişiyi seçmiş, Hucend Irmağı kıyılarına gözcülük etsin diye göndermişti. Yiğitler kimseye görünmeden, gizlice gidip Hucend Irmağının kıyılarına yerleştikleri için ordu habercileri durumu bilmiyorlardı. Getirdikleri haberden, Hakanlarının telâş edip yerinden kımıldamadığını gördükleri için de şaşmışlardı. Hakanın gönlü rahattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakan Şu'nun bir havuzu vardı; gümüştendi. Bu işten çok iyi anlayan ustalara yaptırmıştı. Her yere taşınabilecek şekildeydi. Bunun için Hakan da gümüş havuzunu, sefere bile çıksa yanına alır, konakladıkları yerlerde içine su doldur-tur, kazlar ve ördekleri su dolu gümüş havuza salar, onlarla oyalanırdı, eğlenirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazların ve ördeklerin gümüş havuzda yüzüşlerini seyretmek Hâkan'ı dinlendirir, dinlenir iken seferle, milletinin geleceği ile ilgili taşanları hazırlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberciler geldikleri zaman yine gümüş havuzunda yüzen ördeklerle kazları seyredip dinleniyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habercilerin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nasıl buyurursunuz? İskenderle savaşalım mı ?.. diye sorup buyruk beklemeleri üzerine onlara havuzu, havuzda yüzen kazlarla ördekleri gösterdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Görüyor musunuz, Kazlarla ördekler suda ne güzel yüzüyor, nasıl dalıp dalıp çıkıyorlar? dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberciler, Hakanlarının bu sözünü garip karşıladılar; Ona kuşku ile baktılar. "Herhalde Hakanımızın hiç bîr hazırlığı yok ne yapacağını bilemiyor." diye düşündüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama o sırada, İskender, Hucend Irmağını geçmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit gece yansına geliyordu. Hucend Irmağının kıyılarında gözcülük yapıp devriye gezen Genç Hakanın en güvendiği kırk yiğit yıldırım hızıyla atlanıp Şu kalesine geldiler ve gece vakti, İskender'in Hucend suyunu geçip Balasagun yolunda ilerlemekte olduğunu Şuya haber verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki habercilerin haberlerini dinlerken kılı bile kıpırdamayan Hakan Şu, yiğitlerin sözü üzerine derhal ve gece yarısı göç davulunun çalınmasını emretti. Davulun çalınmasıyla birlikte, Doğuya doğru hızla yola çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum halkı şaşırttı. Hakanın, gündüzün hiç bir hazırlıkta bulunmadan böyle gece vakti göçü başlatması üzerine korktular. Ellerine ne geçtiyse toplayıp, buldukları ata atlayan millet Hakanla birlikte yola düştü. Sabah olurken, şehirde hemen hemen biç kimse kalmamıştı; bomboş ve dümdüz bir ova görünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün milletin, Hakan Şunun ardından gitmiş olmasına rağmen, gece vakti binecek hiçbir şey bulamayan yirmi iki kişi, ne yapacağını bilemeden Şu Kalesinde kalmışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yirmi iki kişi, ne yapacaklannı düşünürken yanlarına iki kişi daha geldi. Kap kaçakları toplamışlar sırtlarına yüklenmişler, öyle taşıyorlardı. Yorgundular. Fakat pek duracağa benzemiyorlardı. Önceki yirmi kişi, bu yeni gelenlere bir yere gitmemelerini, kendileri gibi burada kalıp beklemelerini söylediler. Ayrıca:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İskender dedikleri her kim ise, burada uzun müddet kalamaz: geldiği gibi geri dönüp gider. Burası bizim yurdumuz, yine bize kalır, diye ısrar ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden bu iki kişinin adı (Kalaç) oldu kaldı; bu iki kişiden olan çocuklar ve torunları (Kalacı) adıyla anıldılar. Fakat bu iki kişi, öteki yirmi iki kişinin sözlerini dinlemedikleri, bırakıp gittikleri için İskenderin geldiğini görmediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İskender gelip de, uzun saçlı yirmi iki kişiyi görünce: "Türk mânend" dedi. "Bunlar Türke benziyorlar" demişti. Bu yüzden yirmi iki kişinin soylarının adı Türkmen olarak kaldı. Giden İki kişi gittikleri için tamı tamına Türkmen sayılmadılar. Yirmi dört boydan yirmi ikisi Türkmen, kalan ikisi Kalaç diye bilindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olaylar gelişe dursun, öte yandan Şu Hakan ordusu ve yanında gidenlerle birlikte Çin sınırına kadar yürümüşlerdi. Çin'e yakın Uygur iline vardıklarında Şu, İskender'i artık karşılayabilecek durumda olduğunu, onu asıl merkezinden çok uzaklara çektiğini, kendi ırkdaşları arasında bulunduğu için İskender'den daha güçlü bir duruma geldiğini düşündü. Ve bir kısım askerini ayırarak, içlerinden en gençlerini seçerek İskender'in üstüne yolladı. Veziri, gidenlerin hepsinin genç olduğunu, tecrübelerinin olmadığını ileri sürdü. Başaramazlarsa sonucun kötüye varacağını söyledi. Şu Hakan vezirine hak verdi ve yaşlı, tecrübeli bir Subaşını askerleriyle birlikte gönderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar, bir zaman sonra İskender'in gönderdiği öncü birliklerle karşılaştılar. Türk erleri, İskender'in öncü birliklerine bir gece baskını yaptı. Çok kanlı bir baskındı bu, ölüm kalım meselesiydi. İskender'in öncü birlikleri bozguna uğradı. Türk erlerinden biri, İskender'in askerlerinden birini bir kılıçta ikiye bölmüş, askerin kemerine bağladığı altın dolu bir kemer parçalanarak içindeki altınlar yere saçılmış ve İskender'in askerinin kanıyla bulanmıştı. Ertesi sabah güneş ışıklan bu kanlı altınları parıldattı. Bunu gören Türk erleri birbirlerine bakıp "Altın Kan!. Altın kan!.- diye bağırıştılar. O günden bu yana, bu baskının yapıldığı yere yakın bulunan bir dağın adı Altun Han Dağı oldu ve öyle söylenip geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskından sonra Şu Hakan ile İskender bir daha savaşmadılar , barış yaptılar . Barışın sonu her iki taraf için de iyi sonuçlar verdi. Birbiri ardınca şehirler yapılmaya başlandı . Uygurlar ile öteki Türk kavimleri şehirlere yerleşti. Şu Hakan da Balasagun'a döndü. Şu kalesini sağlamlaştırdı , şehri geliştirdi. Bütün bunları yaptıktan sonra bir de tılsım koydu. Bu tılsım öyle bir tılsımdı ki her yanda duyuldu. Leylekler bu şehre geldikleri zaman tılsım yüzünden daha öteye geçemediler , şehri aşamadılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Destanı (ikinci kaynak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Destanı, Türkler'in en eski destanlarından biridir. Destanın kahramanı olan Şu, bilginlerin tahminlerine göre MÖ dördüncü yüzyılda yaşamış bir Türk kaganıdır. Şu Destanı'nın konusu, Makedonyalı İskender'in Asya içlerine doğru ilerlerken Türkler'le yaptığı savaşlardır (?). Ama, türkolog Zeki Velidi Togan'a göre, destanda adı geçen İskender'in Makedonya'lı İskender ile bir ilgisi yoktur ve Şu Destanı'nın konusu Makedonyalı İskender'in istilası değil daha önceki yüzyıllarda oluşmuş bir Aryani istilasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destanda Türk boylarının oluşumu ve Türkler'in kent yaşamına geçmeğe başlamaları da anlatılmaktadır. Ayrıca, ulusunu bir istiladan korumak için çaba gösteren bir kaganın kaygılarının ince bir biçimde işlenmesi, destana ayrı bir özellik katmaktadır.. Şu Destanı, kendisinden sonra oluşacak Türk destanlarının ana çizgilerini ve süslemelerini belirlemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Destanı, kimi bilginlere göre Saka Türkleri'nin destanıdır. Şu destanında müzik ve ezgi önemli bir rol oynar; ama bu müzik insan sesine değil, sazların sesine dayanır. Destanın kahramanı genç kagan Şu, Türk destanlarının yerinde durmayan hareketli ve atak yiğitlerinden daha değişik bir yapıdadır. Kagan Şu, beden ve ruh yapısı ile daha çok, Osmanlı hakanı 3. Selim'i andırır. Şu Kagan, 3. Selim gibi içli, sanatçı, düşünceli ve mantıklı bir kimsedir. Sarayının kapısında günde 365 nöbet çalınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Destanı'nın özeti aşağıda yer almaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Kalesi'ni, Balasagun yakınlarında genç kagan Şu yaptırmıştı. Kagan Şu'nun sarayı ise Balasagun'da idi. Kalede ve Balasagun'da çok güçlü bir ordu bulunuyordu. Balasagun kenti çok zengindi. Şu Kagan'ın sarayının önünde ordu beğleri için her gün 365 nöbet vurulurdu. Bu sırada, Zülkarneyn (İskender) doğu seferine çıkmış, Ön Asya'dan İran içlerine kadar önüne çıkan tüm orduları yenmiş, ülkeleri işgal etmişti. Zülkarneyn, Semerkand'a değin ilerlemiş, Türk illerine yaklaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Kagan'ın gözcüleri, Zülkarneyn'in Balasagun'a ve Şu Kalesi'ne yaklaştığını bildirdiler. Gözcüler, Şu Kagan'a şöyle dediler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Zülkarneyn denilen, gün batısından kopup gelen bir kıral ordusuyla bize yaklaşmaktadır. Önüne çıkan orduları dize getirmiş, yerle bir etmiştir. Bize ne buyurursun? Onunla savaşalım mı?''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kagan Şu, habercilerin sözlerini dinlemez gibi göründü. Çünkü daha önceden, en güvendiği yiğitlerden kırk kişiyi seçmiş, Hucend Irmağı kıyılarına gözcülük etsinler diye göndermişti. Yiğitler, kimseye görünmeden gizlice giderek Hucend kıyılarına yerleştikleri için, ordu habercileri durumu bilmiyorlardı. Getirdikleri kötü haberden Şu Kagan'ın kaygılanmamasına, kılını bile kıpırdatmamasına şaşırdılar. Şu Kagan gönlü ise rahattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Kagan'ın gümüşten bir havuzu vardı. Havuzu, işten anlayan ustalara yaptırmıştı. Havuz, istenildiğinde taşınabiliyordu. Şu Kagan, savaşa bile gitse gümüş havuzunu yanına alırdı. Konakladığı yerlerde içine su doldurtur, su dolu bu gümüş havuza kazlar, ördekler salar, onlara bakardı. Kazların, ördeklerin gümüş havuzda yüzüşlerini seyretmek kendisini dinledirir, dinlenirken de ulusunun geleceği ile, sefer ve savaşlar ile ilgili tasarılar hazırlardı. Şu Kagan, haberciler geldikleri sırada yine gümüş havuzda yüzen kazları, ördekleri seyrederek dinleniyordu. Habercilerin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ne buyruk verirsin kaganım? Zülkarneyn ile savaşa tutuşalım mı?''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diye sorup buyruk beklemeleri üzerine onlara havuzu ve havuzda yüzen kazlar ile ördekleri gösterek şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bakın. Görüyor musunuz... Kazlarla ördekler suda ne güzel yüzüyor, nasıl dalıp dalıp çıkıyorlar?''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberciler, kaganlarının bu biçimde konuşmasını garip karşıladılar. Ona kuşku ile baktılar. ''Herhalde kaganımızın hiç bir hazırlığı yok. Onun için ne yapacağını bilemiyor'' diye düşündüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada, Zülkarneyn'in ordusu Hucend Irmağı'nı geçmişti. vakit gece yarısına geliyordu. Hucend Irmağı kıyılarında gözcülük yapan, Şu Kagan'ın kırk yiğidi atlanıp, yıldırım gibi Şu Kalesi'ne geldiler. Şu Kagan'ın katına varıp Zülkarneyn'in Hucend Suyu'nu geçtiğini, Balasagun yolunda ilerlediğini bildirdiler. Daha önceki habercilerin sözlerini dinlerken kılı kıpırdamayan Şu Kagan, kırk yiğidin sözleri üzerine hemen göç davulunun çalınmasını buyurdu. Davulun çalınması ile birlikte doğuya doğru hızla yola koyuldular. Bu durum halkı şaşırttı. Gündüzün hazırlık yapılmadan, gece vakti göçün başlamasından korktular. Ellerine ne geçtiyse toplayıp bulabildikleri atlara atlayan millet, kaganla birlikte yola düştü. Gün doğarken, kentte kimse kalmamıştı. Yalnızca bomboş ve düz bir ova görünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün millet, Şu Kagan'ın ardından gitmişti. Ancak, binecek bir şey bulamayan yirmi iki kişi, Şu Kalesi'nde kalmıştı. Bunlar ne yapacaklarını düşünürlerken yanlarına iki kişi daha geldi. Bu iki kişi kap kacaklarını toplayıp sırtlarına vurmuşlardı. Yorgundular. Fakat, pek duracağa benzemiyorlardı. Önceki yirmi iki kişi, bu yeni gelenlere bir yere gitmemelerini, kendileri gibi kalede kalıp beklemelerini söylediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Zülkarneyn denilen her kim ise, burada uzun süre kalamaz, geldiği gibi geri dönüp gider. Burası bizim yurdumuz, yine bize kalır.'' dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden, bu iki kişinin adı Kalaç olarak kaldı. Bu iki kişiden olan çocuklar ile torunları de Kalacı adıyla anıldılar. Ama bu iki kişi, yirmi iki kişinin sözlerini dinlemeyerek onları bırakıp gittikleri için Zülkarneyn'in geldiğini görmediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zülkarneyn gelip de kalede kalan uzun saçlı yirmi iki kişiyi görünce ''Türk mânend'' dedi. Bu söz, ''Türk'e benziyorlar'' anlamına geliyordu. Bu yüzden, yirmi iki kişinin soylarının adı da Türkman (Türkmen) olarak kaldı. Giden iki kişi, gittikleri için tam anlamıyla Türkmen sayılmadılar. Böylece oluşan yirmi dört boydan, yirmi ikisi Türkmen, öteki ikisi de Kalaç diye bilindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olaylar olurkan Şu Kagan, ordusu ve yanındakilerle birlikte Çin sınırına değin ilerlemişti. Çin'e yakın Uygur iline vardıklarında Şu Kagan, artık Zülkarneyn'i karşılayabilecek durumda olduğuna, onu asıl merkezinden çok uzaklara çektiğine karar verdi. Çünkü, kendi soydaşları arasında bulunduğu için Zülkarneyn'den daha güçlü durumua gelmişti. Şu Kagan, çerilerinin en gençlerini ayırdı; onları Zülkarneyn'in üzerine yollamayı düşündü. Veziri, gidecek olanların tümünün genç olduğunu, deneyimlerinin bulunmadığını, başaramazlarsa işin kötüye varacağını söyledi. Şu Kagan, vezirine hak verdi. Yaşlı, deneyimli bir subaşını çerileriyle birlikte gönderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Kagan'ın çerileri bir zaman sonra Zülkarneyn'in öncü birlikleriyle karşılaştılar. Türk çerileri, Zülkarneyn'in öncü birliklerine bir gece baskını yaptılar. Baskın çok kanlı oldu. Bir ölüm kalım savaşı yapıldı. Zülkarneyn'in öncü birlikleri bozguna uğradılar. Türk erlerinden biri, Zülkarneyn'in çerilerinden birini tek kılıç vuruşuyla ikiye böldü. Çerinin kemerine bağladığı altın torbası parçalandı; içindeki altınlar yere saçıldı, çerinin kanıyla kızıla bulandı. Ertesi gün, gün ışıkları bu kanlı altınları parlattı. Bunu gören Türk erleri birbirlerine bakıp ''Altın kan! Altın kan!'' diye bağrıştılar. O günden sonra, bu baskının yapıldığı yerin yakınında bulunan dağa Altın Kan (Altun Han) dendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskından sonra Şu Kagan ile Zülkarneyn daha savaşmadılar, barış yaptılar. Barış, iki taraf içinde iyi sonuçlar doğurdu. Burada bir çok kent kurulmağa başlandı. Uygur Türkleri ile öteki Türk boyları bu kentlere yerleştiler. Şu Kagan da Balasagun'a döndü. Şu Kalesi'ni sağlamlaştırdı. Balasagun kentinin geliştirdi. En sonunda da kaleye bir tılsım koydu. Bu öyle bir tılsımdı ki dörtbir yanda duyuldu. Leylekler kente dek geldiklerinde tılsım yüzünden daha uzağa uçamadılar, kenti aşamadılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-2743698899796066922?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/2743698899796066922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=2743698899796066922' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2743698899796066922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2743698899796066922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/u-destani.html' title='ŞU DESTANI'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-9173468082839805391</id><published>2008-03-13T11:16:00.001+02:00</published><updated>2008-03-13T11:16:50.340+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>BOZKURT DESTANI</title><content type='html'>Birinci Söyleyiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hun Ülkesinin kuzeyinde So adı verilen bir ülke vardı. Burada, Hunlarla aynı soydan olan Gök Türkler otururdu. Bir gün Göktürkler So Ülkesinden ayrıldılar. Bu sırada başlarında Kağan Pu adlı bir yiğit vardı. Kağan Pu'nun on altı kardeşi bulunuyordu. On altı kardeşten birinin annesi bir kurttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi Göktürklerce en kutsal yaratıklardan biri olarak bilinen ve böyle kabul edilen bir kurt olduğu için delikanlı, rüzgârlara ve yağmura söz geçirir, bu iki kuvveti buyruğu altında tutardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla beraber, So Ülkesindeki yurtlarından ayrılan Göktürkler düşmanlarının baskınına uğradılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu baskında düşmanlar bütün Gök Türkleri yok ettikleri gibi on altı kardeşten sadece birisi kurtulabildi. Kurtulan delikanlı annesi kurt olan idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu delikanlının da, birisi yaz diğeri de kış ilâhının kızı olan iki karısı vardı. Baskından sonra her ikisinden ikişer oğlu oldu. Zamanla kalabalıklaşıp çoğalan halk, çocuklardan en büyüğünü kendilerine Hakan seçtiler; o zamanki adı Göktürk dilinde değildi. Hakan seçilir seçilmez Göktürkçe olmayan bu adını bıraktı ve Türk adını aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan sonra Türk on kadınla evlendi, birçok çocukları oldu. İçlerinden Asena adını taşıyan biri hakanlık tahtına geçince boyun adı da Aşina oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci Söyleyiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hunların bir boyu olan ve adına Aşina denilen Türk boyu Hazar Denizinin batı taraflarında yerleşmişti. Türklerin ilk atası olarak biliniyordu. Rahat ve huzur içinde otururlarken bir gün ansızın düşmanların baskınına uğradılar. Baskının sonunda kimse sağ kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her nasılsa küçücük bir çocuk bu baskından sağ kalmış bir köşeye sığınmıştı. Düşmanlar onu da gördüler. Fakat, cılız ve küçük bir çocuk olduğu için kimse ondan korkmadı ve ona aldırmadı. Hattâ içlerinden acıyanlar bile çıktı. Ama düşman yine de her ihtimali düşünüp, çocuğu öldürmektense kolunu bacağını kesip orada öylece bırakmayı uygun gördü; düşündükleri gibi yaptılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolunu bacağını kesip, yan ölü hâle getirdikleri çocuğu alıp bataklıkta bir sazlığa attılar; bırakıp gittiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada, nereden çıktığı bilinmeyen bir dişi Bozkurt göründü, geldi, çocuğu emzirdi. Yaralarını yalayıp iyi etti. O günden sonra da, avlanıp getirdiği yiyeceklerle çocuğu besleyip büyüttü, gücünü kuvvetini arttırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla Bozkurt'un beslediği çocuk gürbüzleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden sonra bir gün, baskın yapıp Aşina soyunu yok eden düşman başbuğu, kolunu bacağını keserek sazlığa attıkları çocuğun yaşadığını öğrendi. Adamlar gönderip durumu öğrenmek, sağ kaldı ise öldürtmek istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşman başbuğunun gönderdiği asker geldiğinde, kolu bacağı kesik gencin yanında bir dişi Bozkurt gördü. Dişi Bozkurt tehlikeyi sezmişti, dişleriyle gerici yakaladığı gibi denizin öte yanına geçirdi; orada da durmayıp Altay Dağlarına doğru götürdü. Orada, her tarafı yüksek dağlarla çevrili bir yaylada bir mağaraya yerleştirdi, onunla evlendi; on oğlan doğurdu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mağaranın bulunduğu yayla yeşillikti; serin gür suları, meyve ağaçlan, av hayvanları vardı. Oğlanlar orada büyüdüler, orada evlendiler. Her birinden bir boy türedi. Bunlardan birinin adı da Asine boyu idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asine, kardeşlerinin içinde en akıllı, en gözü pek, en yiğit olanı idi. Bu yüzden Türk Hakanı o oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyunu unutmadı. çadırının önüne her zaman, tepesinde bir kurt başı bulunan bir tuğ dikti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan çok yıllar geçti. Aşina boyuna Asençe adlı bir başka yiğit hakan oldu. Bunun zamanında ise Aşine boyu, bulundukları yerden çıkıp daha güzel yurtlara yerleştiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-9173468082839805391?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/9173468082839805391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=9173468082839805391' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9173468082839805391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9173468082839805391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/bozkurt-destani.html' title='BOZKURT DESTANI'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4116495538185555706</id><published>2008-03-13T11:14:00.001+02:00</published><updated>2008-03-13T11:14:59.939+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>ERGENEKON DESTANI</title><content type='html'>Ergenekon Destanı, "Büyük Türk Destanından bir parçadır. Türk kavimlerinden Göktürkler'i mevzu alır. Göktürkler'in menşeini açıklamak ister. Ergenekon Destanı'nın özeti şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk illerinde Göktürkler'e itaat etmeyen bir yer yoktu. Bunu kıskanan yabancı kavimler birleşerek Göktürkler'in üzerine yürüdüler. Maksatları öç almaktı. Göktürkler, çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar. Çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince, vuruşma da başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yenilgiden sonra yabancı kavimlerin hanları ve beyleri av yerinde toplanıp konuştular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Göktürkler'e hile yapmazsak akıbet işimiz yaman olur," dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tan ağarınca, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göktürkler, "Bunların vuruşma güçleri bitti, kaçıyorlar," deyip arkalarından yetiştiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşman, Göktürkler'i görünce, birden döndü. Vuruşma sonunda düşman, Göktürkler'i gafil avlayıp yendi. Göktürkler'i öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını ve mallarını öylesine yağmaladı ki, bir ev kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdi. Küçükleri kul edindi. Her düşman birini alıp gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göktürkler'in başında İl Han vardı. Çocukları çoktu. Fakat bu uğursuz vuruşmada bir tanesi hariç, hepsi öldü. Kayı adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Han'ın Dokuz-Oğuz adlı bir de yeğeni vardı. Kayı ile Dokuz-Oğuz düşmana tutsak olmuşlardı. Fakat on gün sonra bir gece ikisi de kadınları ile beraber atlara atlayıp kaçtılar. Göktürk yurduna geldiler. Burada düşmandan kaçıp gelen çok deve, at, öküz ve koyun buldular. "Dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. Gereği odur ki, dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturalım," dediler. Dağa doğru sürülerini alıp göç ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine bir yoldu ki, bir deve veya bir at güçlükle yürürdü. Ayağını yanlış bassa yuvarlanıp parça parça olurdu. Göktürkler'in vardıkları yerde akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, meyveler, ağaçlar ve avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Hayvanlarının kışın etini yediler; yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye "Ergenekon" adını koydular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki Göktürk prensinin Ergenekon'da çocukları çoğaldı. Kayı Han'ın çok çocuğu oldu. Dokuz-Oğuz Han'ın daha az oldu. Çok yıllar bu iki Hanın çocukları Ergenekon'da kaldılar. Pek çoğaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört yüzyıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki, Ergenekon'a sığışamaz oldular. Buna bir çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki, "Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasından yol izleyip bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında her kim bize dost olursa, onunla görüşelim. Düşmanla vuruşalım".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurultay bu kararı alınca, Göktürkler, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar, bulamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman bir demirci dedi ki, "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat madene benzer. Şunun demirini eritsek, belki dağ bize geçit verirdi". Göktürkler, varıp demircinin gösterdiği dağ parçasını gördüler. Demircinin tedbirini de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü altını, yanını, yönünü böylece odun ve kömürle doldurduktan sonra, yetmiş deriden büyük körükler yapıp yetmiş yere koydular. Odun-kömürü ateşleyip körüklemeye başladılar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı'nın gücü ve inayeti ile ateş, kızdıktan sonra demir dağ eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününün, kutsal saatini bekleyip bu yoldan Ergenekon'dan çıkmaya başladılar. Bu kutsal gün, ondan sonra Göktürkler'de bayram oldu. Her yıl o gün gelince büyük tören yapılır; bir parça demir alınıp ateşte kızdırılır. Bu demiri Önce Göktürk Ham kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan sonra Türk beyleri de böyle yapıp bu günü kutlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon'dan çıkınca, Göktürkler'in ulu hakanı Kayı Han soyundan Börteçine, bütün illere elçiler gönderdi; Göktürkler'in Ergenekon'dan çıktıklarını bildirdi. Tâ ki, eskisi gibi bütün iller Göktürkler'in buyruğu altına girer.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4116495538185555706?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4116495538185555706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4116495538185555706' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4116495538185555706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4116495538185555706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/ergenekon-destani.html' title='ERGENEKON DESTANI'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-895551350321844582</id><published>2008-03-06T10:54:00.000+02:00</published><updated>2008-03-06T10:57:27.647+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>Asil Türk Irkı Hakkında Yabancıların Söylediği Övücü Sözler</title><content type='html'>İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler" &lt;br /&gt;Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur." &lt;br /&gt;Tasso - İtalyan Şair &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz." &lt;br /&gt;William Martin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini, sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır." &lt;br /&gt;Lamartine-Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğmak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı." &lt;br /&gt;Demirbaş Şarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar." &lt;br /&gt;M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur. Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır." &lt;br /&gt;İbn-i Hassul &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk, asillerin asilidir. Yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir. &lt;br /&gt;Pierre Loti &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa'nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı. &lt;br /&gt;Çarnayev(Rus Komutan) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür. &lt;br /&gt;Moltke &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. &lt;br /&gt;La Martine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır. &lt;br /&gt;Towsend (İngiliz Komutan) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor. &lt;br /&gt;Auguste Comte &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır. &lt;br /&gt;Lady Mary Wortley Montagu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk'ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez. &lt;br /&gt;Decamps (Fransız Ressam) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi çevirip bozarlar. &lt;br /&gt;Câhiz (Arap Bilgini) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler yoktur. &lt;br /&gt;Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç getirirler. &lt;br /&gt;Comenius (Çek Bilgini) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır. &lt;br /&gt;William Pitt (İngiliz Devlet Adamı) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk, Heredot'tan, Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur. Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür. &lt;br /&gt;(Ünlü Tarihçi) Hammer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler kahramandırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir. &lt;br /&gt;Comenius (Çek Bilgini) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir. &lt;br /&gt;Kayzerling &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her Türk'ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O hayata ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir. &lt;br /&gt;Molkte &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk'ün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır. &lt;br /&gt;Lord Byron &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk korkmaz, korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi işe el atarsa başarır. &lt;br /&gt;Semame İbn-i Eşreş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk'ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde oluyor. &lt;br /&gt;Gelland (Fransız Bilgini) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder. &lt;br /&gt;Albert Einstein &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar. &lt;br /&gt;Andreas Phitiades &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler. &lt;br /&gt;Albert Sorel &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez. &lt;br /&gt;Baron Büsbek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir Türk'e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir. Eğlenceleri ise attır, silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar övülse yeridir. &lt;br /&gt;Charles Mcfarlene &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir. &lt;br /&gt;Donaldson &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler. &lt;br /&gt;Donaldson &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerle dost ol ama düşman olma. &lt;br /&gt;Gianni de Michelis &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz. &lt;br /&gt;Hamilton &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur. &lt;br /&gt;Hamilton &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. Ülkeleri değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır. Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır. &lt;br /&gt;Hammer &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale'de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim. &lt;br /&gt;Sir Julien Corbet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız. Yalnız ona iyi bir komutan gerektir. &lt;br /&gt;Mulman &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten çekinmeleridir. &lt;br /&gt;Monradgea D'ohsson &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında hiçbir fark gözetmezler. &lt;br /&gt;Monradgea D'ohsson &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk'ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk'ün vakur kalışı, kuşku yok ki körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor. &lt;br /&gt;Pierre Loti &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk'ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur. &lt;br /&gt;Thomas Thorsten &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu kahraman milletin tarihi eski ışığını bulacaktır." &lt;br /&gt;Feldmareşal von Moltke -Alman Genelkurmay Başkanı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-895551350321844582?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/895551350321844582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=895551350321844582' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/895551350321844582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/895551350321844582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/asil-trk-irk-hakknda-yabanclarn-syledii.html' title='Asil Türk Irkı Hakkında Yabancıların Söylediği Övücü Sözler'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3659005019179974782</id><published>2008-03-06T10:49:00.000+02:00</published><updated>2008-03-06T10:51:30.337+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Mehmet Emin Yurdakul "Anadolu</title><content type='html'>Ey dertliler yatağı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne vakte dek ,gençliğine hakaret,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayrılık,bu göz yaşı,bu ölüm?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne vakte dek,bu kızlara esaret,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sert demir,bu ağır yük,bu zulüm? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık,sana ağlamayan şiire ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık,sana titremeyen vicdana;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık,sana uzanmayan ellere;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık,seni kurtarmayan insana!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey vatanın bağrı yanık bucağı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani senin bereketli hasadın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil yurdun,mesut çatın,şen çiftçin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani senin medeniyet hayatın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun,köprün,kazman,iğnen,çekicin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       Ey Türklüğün otağı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne vakte dek bu acıklı sefalet,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu viranlık,bu inilti,bu kaygu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne vakte dek,bu uğursuz cehalet,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu taassup,bu görenek,bu uyku? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık,sana ağlamayan şiire;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık,sana titremeyen vicdana;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık,sana uzanmayan ellere;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık,seni kurtarmayan insana!...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3659005019179974782?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3659005019179974782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3659005019179974782' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3659005019179974782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3659005019179974782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/mehmet-emin-yurdakul-anadolu.html' title='Mehmet Emin Yurdakul &quot;Anadolu'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1516770364670238633</id><published>2008-03-06T10:47:00.000+02:00</published><updated>2008-03-06T10:49:08.306+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>Sıfır'ın Keşfi</title><content type='html'>İlk çağ felsefecileri evrendeki her şeyin karşılığını rakamlarla açıklamaya çalışırlardı. Ancak bir şeyin karşılığını hesap edememişlerdi. Hesap edemedikleri o bir şey aslında ‘bir şey’ de sayılmazdı. Yokluk! Olmayan bir şey nasıl ifade edilebilirdi ki? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıfır rakamını dünyaya matematik tarihinin en büyük bilim adalarından biri olarak kabul edilen Özbek Türk’ü, Harezmî hediye etti. Ne kadar ilginçtir ki, Harezmî, günümüzde yayınlanan birçok kitapta, Arap bilgini olarak tanıtılıyor. Harezmi’ye kadar, bilimde büyük başarılar elde eden medeniyetler dahi, 0 rakamını kullanamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkatinizi çekerim, sıfır insanlık kültürüne, yazının icadından 4800 yıl sonra girebilmiş.  Hiçbir kültürde o tarihe kadar sıfırla ilgili bir sembol kullanılmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harezmî’nin bulduğu rakam Arapça ‘hiç’, ‘boşluk’ anlamında ‘sifr’ olarak adlandırıldı ve çember olarak şekillendirildi. Yani bugünkü 0 işareti. Harezmî’nin buluşu bir müddet sonra o zamanın en büyük medeniyeti Endülüs’e oradan da Avrupa’ya geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin görün ki, sıfır rakamı, Avrupa’da büyük bölünmelere yol açtı. Sıfırın Avrupa’ya girişi cebir taraftarlarıyla ‘Arap rakamlarını kullanan Avrupalılar’, abacı sayı tahtası kullanan grup ‘eski Yunan-Roma hesap sistemini savunan ve kilise tarafından destek görenler’ arasında bir çatışmaya yol açmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıfır dönemin Avrupa’sında şeytanın rakamı olarak adlandırılmış. Ayrıca bir Türk bulduğu için ‘barbarların icadı’ olarak nitelenip, lanetlenmiş. Avrupa sıfır için şu kararı almış: “Bu çok yaygın olmayan rakamın, Arap ülkeleri dışında kullanımı, ticarette çok büyük kargaşaya yol açabilir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Sıfır’ yani ‘yokluk’ aslında olmayan bir şeyin ifadesi. Sıfırın ortaya çıkması için mutlaka bir işlem yapmak gerekiyor. Bir’den bir’i çıkardığımız zaman ortada sıfır kalıyor. Yani sıfırın olması için mutlaka bir işlem gerekli. Diyelim ki, bir altından bir altını çıkardık; sonuç sıfır. Peki, o altınlar ne oldu? Duruyorlar, onlara bir şey olmadı. Ancak ortaya bir sıfır çıktı, daha doğrusu ortaya ‘hiçbir şey’ çıkmadı. “Sıfır”, yani “mahiyeti olmayan” bir sayı çıktı ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rakamın matematikte kullanılması Avrupa’da uzun süre tartışıldı. Çoğu kimse bu rakamın matematiğe dâhil edilmesiyle insanlığın gerileyeceğini iddia etti. Bilim adamları sıfırın bu şekilde kullanılmasına karşı çıktılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1516770364670238633?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1516770364670238633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1516770364670238633' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1516770364670238633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1516770364670238633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/sfrn-kefi.html' title='Sıfır&apos;ın Keşfi'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8383315052315404142</id><published>2008-03-06T10:45:00.001+02:00</published><updated>2008-03-06T10:45:52.554+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>Kumuk Türklerinin Atasözleri</title><content type='html'>Awuz bir, qulaq eki- bir söyle, eki eşit. &lt;br /&gt;"Ağız bir, kulak iki; bir söyle, iki dinle." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abzar alğınça, xonşu al. &lt;br /&gt;"Ev alma, komşu al." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alma tereginden ari tüşmes. &lt;br /&gt;"Elma, ağacından uzağa düşmez." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arba bulan qoyan tutmas. &lt;br /&gt;"Arabayla tavşan tutulmaz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Awruwnu xadirin saw bilmes. &lt;br /&gt;"Hastanın hâlinden sağlıklı anlamaz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecelgi duşman el bolmas. &lt;br /&gt;"Eski düşman dost olmaz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinni betin gelgende görerbiz. &lt;br /&gt;"Gelinin yüzünü gelince görürüz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güye gölekni talar, qayğı yürekni talar. &lt;br /&gt;"Güve gömleği yer, kayğı yüreği yer." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşleygende erinme, işde çolaq görünme. &lt;br /&gt;"Çalışırken erinme, işte beceriksiz görünme." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ekeniñ ni bilme süyseñ , qız tilet. &lt;br /&gt;"Kim olduğunu bilmek istersen, kız istet." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köp söznü azı yaxşı, az söznü özü yaxşı. &lt;br /&gt;"Çok sözün azı iyi, az sözün özü iyi." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Qatın aytar, er qaytar. &lt;br /&gt;"Karısı söyler, koca uyar." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişgen qız da, yerlengen at da bir. &lt;br /&gt;"Yetişkin kız, eyerlenen at gibidir."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8383315052315404142?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8383315052315404142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8383315052315404142' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8383315052315404142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8383315052315404142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/kumuk-trklerinin-ataszleri.html' title='Kumuk Türklerinin Atasözleri'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4015295096865917660</id><published>2008-03-06T10:37:00.000+02:00</published><updated>2008-03-06T10:39:30.939+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Nihal Atsız Şiirleri/YAKARIŞ</title><content type='html'>Anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle; &lt;br /&gt;Hayat çelik ellerle atılan zar olmalı. &lt;br /&gt;Rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?&lt;br /&gt;Kanlı sınır boyları bize mezar olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âşık nasıl bulursa iç açan bir serin su &lt;br /&gt;Sevdiği bir güzelin som yalaz dudağında, &lt;br /&gt;Sönecektir bizim de gönlümüzün tamusu &lt;br /&gt;Tanrıların gezdiği yüce Tanrı Dağında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı Dağı! Tanrılar, tanrılaşanlar dağı! &lt;br /&gt;Orda on üç asırdır bizi bir gözleyen var. &lt;br /&gt;Savaş türküleriyle aylı kızıl bayrağı, &lt;br /&gt;Kefensiz ölülerin ruhunu özleyen var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulu Tanrı! Kür Şad'ın yenilmeyen ruhunu &lt;br /&gt;Yüce Tanrı Dağında daha biraz barındır! &lt;br /&gt;Geleceğiz yakında! Yarın bütün oralar &lt;br /&gt;Demir bileklerdeki çelik kılıçlarındır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasamı dır yakarsa bir kurşun kalbimizi? &lt;br /&gt;Ne çıkar süngülerle delinirse bağrımız? &lt;br /&gt;Bu kurşunlar, süngüler öldüremezler bizi, &lt;br /&gt;Belki diner onlarla ezeli kalp ağrımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözümüzde bir hasret parlayarak düşünce, &lt;br /&gt;Toprak ana elbette bize açar kolunu. &lt;br /&gt;Onun kadar düşünmez bizi hiçbir düşünce, &lt;br /&gt;Kendi koynunda saklar can veren her oğlunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt ve şeref uğrunda sen seril de toprağa &lt;br /&gt;Varsın hiçbir dudakta anılmasın er adın! &lt;br /&gt;Kan sızarak göğsünden huzuruna varınca &lt;br /&gt;Istırâbı dinecek belki o gün Kür Şad'ın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gam mı ceylân gözlüler bizlere yâr olmasa? &lt;br /&gt;Yeter ki kılıçlarla süngüler yâr olmalı. &lt;br /&gt;Rahat yatakta ölmek sanki değil mi tasa? &lt;br /&gt;Savaş ve er meydanı bize mezar olmalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4015295096865917660?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4015295096865917660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4015295096865917660' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4015295096865917660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4015295096865917660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/03/nihal-atsz-iirleriyakari.html' title='Nihal Atsız Şiirleri/YAKARIŞ'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5420283731345098444</id><published>2008-02-13T11:39:00.002+02:00</published><updated>2008-02-13T11:44:14.778+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öneriler'/><title type='text'>Ayyuka</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/R7K75fPsCdI/AAAAAAAAAEw/BqMXwhOtSW8/s1600-h/ayyuka10.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/R7K75fPsCdI/AAAAAAAAAEw/BqMXwhOtSW8/s320/ayyuka10.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5166398318861617618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;son zamanlarda çıkan en iyi Türk gruplarından biri Ayyuka..&lt;br /&gt;her ne kadar birazcık Replikası anımsatmış olsa da bana&lt;br /&gt;yaptıkları şarkıların güzelliği ile bu kalıba sokamıyorum..&lt;br /&gt;unutursam,toz bulutu,hayat derdi bandı beni,dünya hali albümdeki en gözde parçalarım..bu başarılı grup şiddetle önerilir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5420283731345098444?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5420283731345098444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5420283731345098444' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5420283731345098444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5420283731345098444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/02/ayyuka.html' title='Ayyuka'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/R7K75fPsCdI/AAAAAAAAAEw/BqMXwhOtSW8/s72-c/ayyuka10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3899610664923450344</id><published>2008-02-09T17:29:00.000+02:00</published><updated>2008-02-09T17:35:46.457+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Nihal Atsız Makaleleri/DIŞARIDAN GELMEMİŞ OLAN TEK DÜŞÜNCE</title><content type='html'>Türkçülük düşüncesi, bu fikrin düşmanları veya her şeyle alay etmek alışkanlığında olan prensipsizler tarafından saldırıya uğrarken, yapılan sataşmaların başlıcaları şunlar olmuştur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Bunlardan biri “Türkçülük” kelimesine olan itirazdır. İtirazcılar şöyle demektedirler: “Türkçülük de ne demek oluyor? Bunlar Türk mü satıyorlar? Sütçü, süt alan demek olduğu gibi bunun manası da Türk satan demektir. Böyle saçma bir düşünce olur mu?” Bu itirazın hiçbir ciddi tarafı olmadığı meydandadır. Çünkü kelimelerin sonuna gelen “ci, cı, cü, cu, çi, çı, çü, çu” ekleri, yalnız o nesnenin satıcılığını göstermez; türlü türlü manalara da gelir. En yaygın ve geniş anlamı ise sevgi, taraftarlık, mensupluk belirtmesidir. Nitekim “cumhuriyetçi” ve “kıralcı” kelimeleri cumhuriyeti ve kıralı satan değil, tamamen aksine seven, taraftarlık eden demektir. Bunun gibi “Türkçü” kelimesi de “Türkü seven”, “Türke taraftar olan” anlamına gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-İkinci ve pek olumsuz bir itiraz, Türkçülüğün, memleketteki başka unsurları gücendireceği fikridir. Bunun da hiçbir tutar yeri olmadığı ortadadır. Dünyanın hiçbir yerinde, yüzde on gücenecek diye yüzde doksanın kendi düşüncelerini ve çıkarlarını açıkça ileri sürmekten alıkonmak istemesi görülmüş değildir. Bundan başka bir memleket, yalnız bir milletindin ve o milletin istek ve çıkarlarına göre idare olunur. Azınlıklar o ülkede, ancak, asıl sahiplerin milli haklarına baygı göstermek şartıyla adalet içinde yaşamak hakkına maliktirler ve hiçir suretle, kendi özel ve milli şartlarını, çıkarlarını ileri süremezler. Hele memleketin asıl sahiplerinin hak ve çıkarları aleyhinde hiçbir dilekte bulunamazlar. Bu takdirde vatana ihanet etmiş olurlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de, yüzde on gücenecek diye yüzde doksanı Türkçülük yapmakta alıkoymaya çalışmak, adeta, yüzde onun manevi diktatörlüğünü kurmak demektir. Böyle bir düşüncenin ahlakla ve kanunla ilgisi yoktur. Hiçbir türlü mantıkta da makbul bir prensip değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Üçüncü ve makul gibi gözüken bir itiraz; Türkçülüğün, bütün dünya Türklerini ülkü edinmesi bakımından hayli, boş, hatta maceracı ve tehlikeli olması düşüncesidir. Bu da yanlıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayali” demek, asla gerçekleşmeyecek ve gerçekleşmemiş demekse, Türkçülük hayali değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülük, Türklüğün geçmişteki haklarının mirasını istemek bakımından haklı, meşru ve tarihi bir davadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülüğün istekleri, geçmişte birkaç kere gerçek olduğu için, “hayal olmamak” gibi bir dayanağı var demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük milli ülkülerin hiçbirisi, gerçekleşmesi kolay işlerden değildir. Fakat hepsi birer birer gerçek olmaktadır. Hindistan ve İndonezya kaç yüzyıl sonra milli dileklerine kavuştular? Otuz yıl önce yalnız birkaç aydının kafasındaki hayal olan İndonezya bağımsızlığı nasıl gerçekleşti? Sekiz yüzyıllık bir tutsaklıktan, hatta dilini kaybettikten sonra, İrlandalılar, nasıl kurtulup, kitaplarda kalan milli dillerini diriltmeye koyuldular? Ya hele, dilleriyle anavatanlarını da kaybedip dünyanın her tarafına dağılan Yahudiler, 2000 yıl sonra Filistin’de milli devletlerini kurup milli dillerini milli yazıları ile yazmaya başlamadılar mı? Bütün bunların yanında Türkçülük ülküsü ne kadar yumuşaktır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülüğün, maceracı olduğu hakkındaki iddia da hiçbir tarihi olaya dayanmamaktadır. Türkçülük, şimdiye kadar iş başına gelmiş değildir ki, maceracı olduğu denenmiş olsun. Sınırdışı ırkdaşlarını düşünmek, onların bizimle birleşmesini veya hiç olmazsa bağımsız olmasını istemek ise hiçbir zaman maceracılık değildir. Dünyanın bütün milletleri, hatta pek yeni devlet kuranları bile ilki iş olarak sınırdışı ırkdaşlarımızı düşünmek ve hele insan hakları beyannamesinden sonra, onların da insan haklarından faydalanması için teşebbüslere girişmekle yükümlüyüz. Soydaşlarımızı, sistemli bir şekilde yok edenlere savaşa hazırlanmak maceracılık değildir. Milletimizin ve insanlığın en kutlu hakları uğrunda Kore savaşına katılmak nasıl maceracılık değilse; Türklüğün, insanlığın, medeniyetin, mukaddesatın düşmanı olan Moskoflarla hesaplaşmayı düşünmek de öylece maceracılık değildir. Kore’de nasıl Türkiye savunulduysa, kendi sınırlarımızda da Türkiye, Türklük ve bütün insanlık korunacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Solcular tarafından yapılan bir itiraz da, Türkçülüğün dışardan gelme bir fikir olduğudur. Güya bunu Almanlar icad ederek Türkiye’ye sokmuşlar” Türkçülüğün ırkçılık ilkesi de, Hitler Almanyasının ırkçılığından alınma imiş! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız Yahudilere karşı güdülen Alman ırkçılığı ile, her millete karşı bir korunma ilkesi olarak ileri sürülen Türk ırkçılığı arasında bir bağlantı bulunmadığı ve Türk ırkçılığının Alman ırkçılığından çok eski olduğu belgelerle meydandadır. Bir milli ülkünün, yabancı bir millet tarafından Türklere aşılandığı yolundaki bu itiraz, üzerinde durmaya değmeyecek kadar çürüktür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********************************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekte ise, bugün, Türkiye’de fikir akımları arasında yerli ve mili olan tek fikir Türkçülüktür. Faydalı veya zararlı olsun, ötekilerin hepsi dışardan gelmiştir: Komünizm, bize, Rusya’dan aktarılmış ve bir vatan ihaneti halini almıştır. Milletlerarası Yahudi aleti olan Masonluk, Balkanlar yolu ile Türkiye’ye girmiştir. Bugün itibarda olan demokrasinin vatanı İngiltere, sonra Fransa’dır. Epey taraftarı bulunan iktisadi liberalizm ve devletçilik de yabancı köklüdür. Bir zamanlar gazetelerde ve Meclis içinde taraftarları görülen Faşizm, İtalya ve Almanya’da doğmuştur. Hatta bugün Türklerce benimsenip milli bir hale gelmiş bulunan müslümanlık bile aslında Türk köklü değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk köklü tek fikir, tek ülkü yalnız Türkçülüktür. Bu bakımdan da milli şuurumuzun gelişmesi nisbetinde büyüyecek, güçlenecek ve atılışlar yapacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Orkun, 13 Ekim 1950)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3899610664923450344?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3899610664923450344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3899610664923450344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3899610664923450344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3899610664923450344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/02/nihal-atsz-makaleleridiaridan-gelmemi.html' title='Nihal Atsız Makaleleri/DIŞARIDAN GELMEMİŞ OLAN TEK DÜŞÜNCE'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-433599914869475584</id><published>2008-02-09T17:27:00.000+02:00</published><updated>2008-02-09T17:28:57.106+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>Türk Gizli Örgütü/Börü Budun</title><content type='html'>İslamiyet öncesi dönemde, hakanların ve şamanların kurmuş olduğu bu örgüt faaliyetlerine çin ve komşu ülkelerde çeşitli ajanlık ve örgütlenmeler ile başlamıştı. Selçuklu ve Osmanlıda da varlığını sürdürdüğünü sandığımız bu örgütün bu gün bile var olduğuna dair söylentiler vardır. Üzerindeki renklerin ve temanın gökTürklerle bire bir örtüşmesi ilginçtir. Mistik güçleri olduğu düşünülen şamanların, bu güne kadar ki sırlarını ve Türk Dünyasının gerçek tarihine sahip olduğu söylenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak börü budunun karşı olduğu bir tavır Osmanlı Türk ordusu içine yerleşen Devşirme yöntemiydi. Börü budunun tavsiyesi ile kurulmuş olan Akıncılar bu yüzden gözden düşmeye başladılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman Türklerden meydana getirilen hafif süvari kuvvetlerine verilen bu isim, 500 sene sonra Avrupa'da "komando" olarak ortaya çıkacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Börü budun gökTürk hakanı Vezir Bilge Tonyukuk tarafından, İlteriş yani Kutluk Kağanın emriyle tahmini olarak 680 de kuruldu. Karşı ordular ve milletler hakkında çeşitli ajanlar kullanarak bilgi toplamak ve sabote etmek gibi işler için kullanıldı. Toplamda 50 kişiye yakın oldukları söylenmekte. Henüz hükümdarlığını ilan etmemiş olan ve devlet kurma hazırlığında olan İlteriş kağan, Başta vezir Bilge Tonyukuk olmak üzere onyedi arkadaşı ile bir birlik oluşturmaya karar verdiğinde ortaya ilk teşkilat olarak börü budun çıktı. Daha sonra ise 2. GökTürk devleti zamanı başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşına soyunun bir dişi kurttan türediğine dair o çağda pek yaygın olduğu anlaşılan rivayetler, Gök-Türklerin erken tarihini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan-türeme geleneğinin, Asya Hunları arasında da mevcut olması ve kurt ata'nın Türkleri dar, geçilmez yollardan selamete ulaştırdığı (Bozkurt Destanı'nın aslı) rivayetinin Hunlarda görülmesi, Gök-Türklerin Hunlara nispetini ortaya koymaktadır. Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katliama uğramış olduğu rivayetini, Tsü-kü (aslında Asya Hun devletinde bir unvan) adlı Hun ailesine mensup Meng-sün tarafından kurulan Kuzey Liang Hun Devletinin, 439'da Tabgaçlar tarafından yıkılması hadisesine bağlamak mümkündür. Sui-shu'ya (Çin yıllığı, 581-618) göre, bu Hun devletinde idareyi elinde tutan Tsü-kü (Chü-ch'ü)'ler imha edildiği zaman, A-shih-na (Aşına) kolu, 500 ailelik bir kütle halinde, Kan-su bölgesinden göçerek, Juan-juanlara sığınmışlardı. Gök-Türklerin nüvesini teşkil ettiği belirtilen ve Meng-sün'ün oğlu An-çu ve sonra torunu Şu'nun öldürülmesi üzerine önce Hsi-hai'da iken sonra Altaylar'a nüfuz eden bu kütle, Chü-ch'üler (Tsü-kü) yolu ile de Asya Hunlarına bağlanmaktadır ve hatta, bu kısa göç hareketini idare eden Aşına soyunun, Güney Hun tanhuları yolu ile Mo-tun'un mensup olduğu ünlü T'u-ko (Tu-ku) ailesinden gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Kurt ata inancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık belgesi, altından kurt başlı sancak (tuğ) olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurt başlı sancak bu kurulmuş olan börü budun için bir gelenek ve simge halini de almıştır. Belki de dünyanın en eski istihbarat ve haber alma teşkilatı olmuştur. Büyük Selçuk İmparatorluğunun kurulması Börü Budun üyesi olan subaşı Dukak'a verilen emir ile oğlu zeki ve etkileyici konuşmaları ile tanınan Selçuk Bey'in budun emrine alınması sonucu gerekli Türk Kavimlerinin desteği sağlanarak baş olması sonucunda gerçekleştirilmişti. Sık sık devletler ile iç içe olmasına rağmen, devletlerden bağımsız olarak gökTürk örf, adet ve geleneklerine bağlı olduğu bilinen börü budun, Büyük selçukluya kadar islamlaşmış olmasına rağmen derin göktanrı ve şaman inancının etkilerini, büyülerini, ayinlerini ve geleneklerini sürdürmüştü. Anadolu selçuklu ve büyük selçuklunun ayrılmasının kararında en büyük etkinin yine Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Selçuk Bey'in oğlu Arslan Yabgu'nun torunu olarak anadolu içlerini fetihle görevlendirilmiş, Anadoluya girişi ise börü budun tarafından istihbarat ağıyla donatılmış ve bizans ordusunda moral bozucu etkenler oluşturulmuş şekilde teslim alan Sultan Muhammed Alparslan sağlamıştır. Alâeddin Keykubad zamanında devlet işlerinde etkili olduğu söylenen Börü Budun teşkilatı bir çok dergah şeyhi, yönetici ve padişahın da üye bulunduğu gizli tarikatlar kurarak genişlemeye devam etmiştir. Alâeddin Keykubad, 1 Haziran 1237 tarihinde Kayseri'de vefat etti. Yerine İzzeddin Kılıç Arslan'ı veliaht tayin etmesine rağmen, teşkilatın isteğinin dışında büyük oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev tahta geçti. Böylece börü budun anadolu selçuklulardaki gücünü kaybetmeye başladığını anlayınca teşkilat gizlendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir, Kütahya, Afyon ve Denizli, Selçuklu-İslâm kültürünün yerleştiği uc merkezleri olarak yükselip Gazi Türkmenlerin faaliyette bulunduğu en ileri uc bölgesiyle Selçuklu uc bölgesi arasında bir ara bölge haline geldiler. Uc bölgelerinde ortaya çıkan Türkmen beylikleri arasında Konya'ya hakim olan Karamanoğulları en kuvvetlisi görünüyor ve Selçukluların varisi olduğunu iddia ediyordu. Batı Anadolu'da Aydınoğulları, devrin şartlarına göre mükemmel bir donanma gücüne sahip bulunuyordu.Göçebe bir kavmin süratle denizci olması ve Adalar (Ege) Denizini alt üst eden gazalarıyla hayranlık uyandırması, şaşılacak bir gelişmeydi. Bu devir Anadolu'sunda yine mühim sayılabilecek bir güce sahip bulunan Germiyanoğulları, Karesioğuları, Menteşeoğulları, Saruhanoğulları, Hamidoğulları ve Candaroğulları beyliklerinden her biri, kendi hesabına yayılma mücadelesine girişti. Bunlar arasında Söğüt'te kurulan Osmanlı Beyliği en mütevazı bir durumda bulunuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul Gazi, tahminen doksan yaşında olduğu halde, 1288'de vefat ettiğinde, Osmanlı Beyliği; Karacadağ, Söğüt, Domaniç ve çevresinde 4800 kilometrekarelik mütevazı bir toprak parçasına sahipti. Ertuğrul Bey'in vefatından sonra, uçtaki Oğuz aşiretlerinin ittifakıyla, Kayı boyundan olduğu için, Osman Bey börü budun yardımıyla hepsine baş seçildi. Diğer Anadolu beyleri birbirleriyle uğraşırken Osman Bey bu teşkilatın desteği ve yol göstermesi ile, Bizans'la mücadele etti. Bu sayede, 1288'de Selçuklu sultanının gönderdiği hakimiyet alâmetlerini alan Osman Gazi, böylece kendi nüfuz bölgesini ve oradaki reayayı (halkı) Bizans'a ve komşu beylere karşı koruma mesuliyetini yüklenmiş oldu. Çevresine aldığı Samsa Çavuş, Konuralp ( gök börü ), Akçakoca ( gök börü ) , Aykut Alp, Abdurrahman Gazi gibi aşiret beyleriyle birlikte fetih hareketini başlatan Osman Gazi kısa sürede İnönü, Eskişehir, Karacahisar, Yarhisar, İnegöl ve Bilecik'i zaptetti. Bilecik'in fethi ve Osman Bey'in beylik merkezini buraya nakletmesiyle; Anadolu Selçukluları'nca Moğollara karşı girişilen başarısız Sülemiş isyanı neticesinde Sultan III. Alaaddin Keykubad'ın kaçması hemen hemen aynı tarihlere rastladı. Bu sebeple Selçuklu Devleti'nin başsız kalması neticesinde daha serbest hareket etmeye başlayan Osman Gazi, bağımsızlığını (istiklâlini) ilan etti (27 Ocak 1300). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman gazi sahip olduğu mükkemmel istihbarat ağı sayesinde, gerek gizli ahilik ve yesevilik gibi tarikatların desteğini de alarak, önceden pisikolojik olarak muhasara ettiği bizans kalelerini tek tek ele geçirdi. efke, Mekece, Akhisar, Geyve ve Leblebici kalelerinin fethinden sonra Osman Gazi, askerî harekâtın başına oğlu Orhan Gazi'yi getirdi (1320). Osman Gazi, Bundan sonra ölümüne kadar, teşkilât meseleleriyle meşgul oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Börü budun daha önceden kurmuş olduğu gizli örgütler ve tarikatları anadolu Türklüğünün geleceği olarak gördüğü genç osmanlılara yardım amacıyla harekete geçirdi. Edebâli, Dâvûd-ı Kayserî, Dursun Fakih gibi büyükler, Karaman ülkesinden kalkıp, Osmanlı toprağına kondular ve kültür faaliyetlerini başlattılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul Gazi'nin, oğlu Osman Gazi'ye bıraktığı 4800 kilometrekarelik beylik, 43 yıl içinde, üç mislinden daha fazla büyüyerek 16000 kilometrekareye ulaştı. Orhan Gazi ise, babasından devraldığı devletini, altı kat daha büyüterek, 95 bin kilometrekareye çıkardı. Nihayet, Murad-ı Hüdâvendigâr, 1361-1389 yılları arasında, devletini beş misli daha büyüterek, 500 bin kilometrekareye yükseltti. Artık aşiretten beyliğe geçen Osmanlı Devleti, imparatorluğa hazırlanıyordu ve gayesini de çizmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de, bir aşiretten, cihangir bir imparatorluğa giden yolda, neler yapıldığı incelenecek olursa, devletin temelleri ve şaşırtıcı yükselişi daha iyi anlaşılır. Nitekim Fransız tarihçisi Grengur da " Bu yeni imparatorluğun teessüsü, beşer tarihinin en büyük ve hayrete değer vakalarından biridir " demektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini Cengiz'in mirasçısı olarak gören ve Cengiz imparatorluğu topraklarının tamamına hâkim bir İslam devleti kurmak isteyen Timur Han, Altınordu Hanlığı gibi, Ankara civarında 20 Temmuz 1402'de, Osmanlı Devletine de büyük bir darbe vurdu ve Anadolu'yu tekrar parçaladı. Ancak Timur han istenmeyen bu savaşı kaznmış olsa da, politik sebeplerle börü budunun desteklediği bu Türk devletini yıkma girişiminden dolayı cezalandırıldı. Ancak Timur han'da börü budun'a üye olup emirlerini oradan alsa da amacının bu devleti yıkmak olmadığını beyan etmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihçiler Timur'un kellelerden kuleler yaptığını, şehirleri yakıp yıktığını da hatırlatırlar. Yıldırım Bayezid'le savaşmış ve kardeş orduları birbirine kırdırmış olmakla da suçlanır. Gerçekten Ankara Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti, bir süre bocalamış ve bir fetret devri geçirmiştir. Fakat aynı tarihçiler, hatta bütün tarihçiler, Timur Han'ın son ana kadar savaşı başlatmamak için, Yıldırım Bayezid Han'ın ise başlatmak için gayret gösterdiğini yazarlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama o, kendi devrine kadar, Bilge Kağan'dan başka hiçbir Türk hükümdarın göstermediği bir anlayışla, gurur kaynağını şu sözlerle belirtmiştir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biz ki Melik-i Turan, Emîr-i Türkistan'ız, &lt;br /&gt;Biz ki Türk oğlu Türk'üz; &lt;br /&gt;Biz ki milletlerin en kadîmî ve en ulusu Türk'ün başbuğuyuz!..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Timur Han, 19 Mart 1405 günü vefat etti. Son sözü "Lâ ilâhe illallah" oldu. Cenazesini mumyalayarak Semerkant'a götürdüler. Sağlığında çok sevdiği torunu Muhammed Sultan için yaptırdığı türbeye, torununun yanına gömüldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Anadolu'da Türklüğün yayılması ve cihan Türk imparatorluğu kurmakla görevlendirilmiş olan bir Türk Devletine karşı savaşmış olan Timur devleti yok edilmeye mahkum edilmişti çoktan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Osmanlı'da "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihânın payitahtı olmalıdır" diyen Fatih Sultan Mehmed, bundan sonra cihan hakimiyeti projesini gerçekleştirmek üzere, sistemli bir teşebbüse girişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber efendimizin 800 küsur sene önce verdiği müjde, 29 Mayıs 1453 günü gerçekleşti. Bu durumda 1000 yıllık Şarkî Roma (Bizans) tarihe karışıyordu. Sistemli çalışmalar, pisikolojik yıldırma, vur kaç taktikleri ve güçlü istihbarat ağı Mehmet'e yardımcı olmuş, Türlük dünyasının dört bir yanından gelen bilim adamları ve alimler Fatih olmasının temellerini atmışlardı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-433599914869475584?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/433599914869475584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=433599914869475584' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/433599914869475584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/433599914869475584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/02/trk-gizli-rgtbr-budun.html' title='Türk Gizli Örgütü/Börü Budun'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1650684507663917874</id><published>2008-02-08T12:52:00.000+02:00</published><updated>2008-02-08T12:53:17.929+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Nihal Atsız Makaleleri/FAŞİST</title><content type='html'>"Faşist" demek bir devrin İtalyan milliyetçisi demektir. İtalyanca "facio" kelimesinden doğan bu sıfat, Musolini'nin İtalyan milliyetçi partisi mensuplarına alem olmuş, İtalyan milliyetçiliğine de "faşizm" denmişti. Milliyetçiliğin milletleri sardığı sırada hepsi ayrı ayrı adlar almış; Almanlar "nazi" (Nasyonal Sosyalist'ten kısaltma), İspanyollar "falanjist", Belçikalılar "reksist", Romenler "gardist" kelimesini kullanmıştı. Bu disiplinli ve komünist düşmanı milliyetçilik ilk önce İtalya'da çıktığı için hepsine birden "faşizm" demek âdet olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faşizm ve komünizm aşağı yukarı aynı yıllarda İtalya ve Rusya'da iktidara geldiğinden komünistler, kendi düşmanlarına, bütün milliyetçilere ve giderek komünist olmayan herkese faşist demeye başlamışlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit ve iptidâî komünist zihniyeti beş on kelimenin tutsağı hâline geldiği ve çapraşık meseleleri kavrayamayıp onları yavanlaştırdığı için dünyayı komünist ve faşistlerden mürekkep iki grup hâlinde görüyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde de 1970'lerdeki olaylar, komünistlerin kendilerinden olmayan herkese faşist dediğini bir kere daha ortaya koymuştur. Yani Türkiye'de komünistlerin faşist dediği, komünizm karşısında olan kimseler, özellikle Türk milliyetçileridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de komünistler vardır. Gizli bir komünist partisi de 1920'den beri daima mevcut olmuştur. Fakat Türkiye'de faşist olmadığı gibi açık veya gizli bir faşist partisi de yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünistler milliyeti inkâr ettikleri için dünyadaki bütün komünist partileri dost ve müttefiktir. Halbuki her milliyetçilik başka milliyetçiliklerin aleyhinde olduğundan komünistlerin topyekûn faşist diye adlandırdığı ayrı milletlerin milliyetçileri birbirinin düşmanı veya zıddıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de faşist, şu veya bu değil, Türkçü gençler vardır. Bunlar göğüslerine millî alâmet olan Bozkurtlu rozet takarlar ve kendilerine Bozkurt derler. Komünistlerin gemi azıya aldığı yıllarda Adalet Partisi, kasdî mi olduğu hâlâ anlaşılmayan bir acz içinde olaylara seyirci kalırken millî duyguyu ve hattâ devleti bilek gücü ile savunanlar, düşmanları tarafından komando diye adlandırılan bu Bozkurtlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet İnönü, mahut zihniyetiyle bunları zamanın cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a şikâyet ederken Sunay Paşa sâbık millî şefe tarihî cevabını vererek onu susturmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gazete havadislerinden öğreniyoruz ki küçük Bozkurtlardan biri, 16 yaşındaki Necati Kaya, göğsünde Bozkurtlu rozet olduğu için okul müdürü tarafından yüzüne sert bir cisimle vurularak komaya girmiş ve kurtarılamayarak ölmüştür. Bu kahraman (!) okul müdürü için ne söylense, ne kadar övülse azdır. Kine bakınız ki daha 16 yaşında bulunan körpe bir çocuğa elle değil de sert bir şeyle vuruyor, bunu da o çocuk göğsünde millî sembol olan Bozkurtu taşıdığı için yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cinayetten birkaç gün önce bir bakanın okullardaki faşistleri yumuşaklıkla yola getireceklerini söylemesi şaşırtıcı olmaktan da daha ileri bir şeydi. Bu faşistler kimlerdi? Varsa, adlarını söylemek devlet sırlarını açığa vurmak olmayacağı için hiç olmazsa bir tek isim vermesi gerekmez miydi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millî sembol düşmanlığı, milliyet düşmanlığı, milliyetçi düşmanlığı, millet düşmanlığı acaba nerelere kadar yürüyecek? Onlara şairin şu beytini hatırlatacağız: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kavmın titre makrûn-ı adâlet intikamından; &lt;br /&gt;Kılıçlar çıkmasın bir kerre pür-satvet niyâmından. &lt;br /&gt;(Bu kavmın, adaletin yanında olan intikâmından titre. Kılıçlar kahredici olarak bir kere kınından çıkmaya görsün.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozkurt'tan çakallar, köpekler ve tilkiler korkar. Kendi mefâhirine düşman olanın bu âdi hayvanlardan ne farkı olabilir ki?..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1650684507663917874?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1650684507663917874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1650684507663917874' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1650684507663917874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1650684507663917874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/02/nihal-atsz-makalelerifaist.html' title='Nihal Atsız Makaleleri/FAŞİST'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-415163438412262986</id><published>2008-02-06T15:44:00.000+02:00</published><updated>2008-02-06T16:02:19.819+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Nihal Atsız Makaleleri/ASKERLİK VE DİSİPLİNLİ MİLLET</title><content type='html'>Türkçülüğün kendisine has bir dünya görüşü vardır. Realist olan Türkçülük “Yaşamak için kavga” kanununun, sonuna kadar devam edeceğine inandığından askerliğe karşı saygı duymakta ve ırkımızın askerî millet olmak geleneğini geliştirme amacını gütmektedir. “Artık savaş olmıyacak” gibi uyuşturucu telkinlerin, millî savunmamızı, gevşetmesi bakımından aleyhindeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığımızı korumak, haklarımızı almak için her zaman çarpışmaya mecburuz. Çarpışmaya mecburuz demek asker olmaya mecburuz demektir. Askerlik çarpışmak bilimidir. Yaşamaya hak kazanmak bilimidir. Bu bakımdan tek gerçek bilim odur. Başka her ilim ve fen onun yardımcısıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülük “disiplinli millet” taraftarıdır. Disiplinli millet demek fertlerin devlete, devletin de fertlere zarar vermeyeceği karşılıklı hak ve vazifeler sistemini kabul etmiş millet demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Disiplinli millet tipinde istibdat ve zorbalık olmadığı gibi hürriyet sarhoşluğu da yoktur. Disiplinli millet hayat telâkkisi, mukaddesatı, zevki, bayramı, kederi ve hattâ kılığı ve takvimi belli millet demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Orkun , 18 Ocak 1952)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-415163438412262986?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/415163438412262986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=415163438412262986' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/415163438412262986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/415163438412262986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/02/nihal-atsz-makaleleriaskerlik-ve.html' title='Nihal Atsız Makaleleri/ASKERLİK VE DİSİPLİNLİ MİLLET'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4353230972878607618</id><published>2008-02-05T12:03:00.000+02:00</published><updated>2008-02-05T12:07:30.995+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Nihal Atsız Makeleleri/KURTARILMAMIŞ TÜRKLER</title><content type='html'>Türkiye dışında 60 milyon Türk, kurtarılmamış olarak yaşıyor. Osmanlı Türkleri’nin bölümleri olarak yanı başımızda duran Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan, Batı Trakya, Rodos, Suriye ve Kerkük Türkleri’nin dışında asıl büyük Türk kesimi İran, Efgan, Sovyetler ve Çin hâkimiyetinde tutsaktırlar. Bu dört devlet kendi tabiiyetlerinde bulunan Türkler’e hiçbir hak tanımamakta, elde edilmiş bazı haklar uzun fedakârlıklarla, büyük mücadeleyle sağlanmış bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran’daki 13 milyon Türk, bu zayıf ve iptidaî imparatorluğun en büyük unsuru olduğu halde İran’da Türkçe öğretim yapan okul yoktur. Açılması yasaktır. Birçok devlet dairelerinin duvarlarına yalnız Farsça konuşulacağına dair levhalar asılmıştır. İran’ın 60.000 Ermeni’si için radyoda Ermenice yayın yapılırken zengin kültürlü 13 milyon Türk için böyle bir şey düşünülmemektedir. Çünkü Farslar’ın iddiasına göre İran’da Türkçe konuşanlar aslında Fars olup Moğollar İran’ı zaptettiği zaman bunları zorla Türkçe konuşmaya mecbur etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun ne kadar gülünç bir iddia olduğu ortadadır. Aslında, Yedinci Asırdaki Arap istilâsından sonra İran tamamen yok olmuş, Araplar, İran medeniyetini kökünden kazımış, hatta Arap kanı İran kanıyla karışarak eski sarışın İran tipi ortadan kalkıp onun yerine bugünkü esmer, kara saçlı, arapsı Acem tipi çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 – 10. yüzyıllarda Arap Abbasi halifelerine bağlı olarak İran’ın bazı bölümlerinde kurulan yerli hanedanlar ve bunların sonuncusu ve en büyüğü olan Büveyhliler, 11. yüzyıldaki Selçuklu fütühatıyla kaldırılmış, böylelikle İran’da dokuz asır süren Türk hâkimiyeti başlamıştır. “Moğollar’ın zorla Türkçe konuşturdukları halk”, daha Moğollar tarih sahnesinde yokken kuzeyden Hazar ve Sibir, doğudan Oğuz adıyla gelen bu Türkler’dir. Başlarındaki Çengiz Hanedanı Gök Türk soyundan olan ve Moğol’dan çok, büyük çoğunlukla Türkler’den oluşmuş bulunan Gök Moğol devleti ise 13. asırda Azerbaycan ve Anadolu’ya bir buçuk milyon Turanlı ile gelerek bu ülkelerin kesin sonuçlu olarak Türkleşmesini sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte şimdi, bir oldu bitti ile tekrar Fars hakimiyetine geçen İran’daki 13 milyon soydaşımız İran’ın en zeki, cevvâl, çalışkan ve savaşçı unsuru olduğu halde insan haklarından mahrumdur. Onları düşünmek ve onlar için bir şeyler yapmak hakkımız ve görevimizdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran’dan çok geri, üstelik çok da yoksul olan Efganistan’ın kuzeyinde de 3 milyon Özbek ve Türkmen vardır. Efganistan’ın bu kuzey bölgesi “Efgan Türkistanı”dır. Komünist kıyıcılığından kaçarak Efganistan’a geçen Özbek, Türkmen, pek az da Kırgız Türkü ile bugün 3 milyona varan bu Türkler, ancak %5’i okur-yazar olan iptidai Efganlılar’ın hakimiyeti altındadır. 25–30 yıl önce, hayvan sürüleriyle birlikte Türkiye’ye göçmek isteyen on binlerce Türkmen’e Efgan hükümeti izin vermemiştir. Bu Türklerin de Türkçe öğretim yapan okulları, radyodan Türkçe seslenen spikerleri yoktur. Efganistan denen ülke tarihteki Türk Kuşanlar’ın, Ak Hunlar’ın, Gazneliler’in, Temirliler’in ülkesidir. Efgan şehirleri bu eski Türkler’in medeniyet eserleriyle doludur. Bunları düşünmek ve onlar için bir şeyler yapmak da hakkımız ve görevimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyetler Birliği ise 40 milyon Türk’le en kalabalık Türk nüfusunu barındıran devlettir. Soyumuzun anayurdu oradadır. En eski tarihî anıt ve hatıralarımız oradadır. Moskoflar’ın Türk gücünü kırmak için ayrı alfabelerle ayrı millet haline getirmeye çalıştığı Kazak, Özbek, Tatar, Başkurt, Kırgız, Türkmen, Çuvaş, Karakalpak, Azerî, Oyrat, Hakaslar ve daha küçük idarî bölgelerde yaşayan Yakut Balkar, Karaçay, Nogay, Kumuk, Altaylı gibi Türkler hep oradadır. Hepsine ayrı tarihler uydurulan bu Türkler, büyük maziden ve büyük devletten gelmenin verdiği kuvvetle Moskof baskısına başarıyla karşı koymaktadır. Artık onların bilginleri ve her türlü uzmanları var. Direniyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruslar eski saldırganlıklarını kaybetmişlerdir. Yalnız Batı’dan değil, ülküdaşları olan Çin’den de korkuyorlar. Komünizm iflâsa doğru gitmekte, Rus nüfusu yerinde sayarken Türkler çoğalmaktadır. Karanlıklar arasından ümit şimşekleri çakmaktadır. Bu Türkler’i düşünmek de hakkımız ve görevimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en kalabalık olan, belki 850 milyonluk, belki bir milyarlık Çin’deki Türkler ise daha mühim bir tehlike ile karşı karşıyadır: Bu geniş topraklara Türkler’in birkaç katı Çinli yerleştirilmesi… Fakat tabiat kuvvetleri Türkler’i korumakta, Çin Türkistan’ında Çinliler yaşayamamaktadır. Yaşayıp üreseler bile, orada bir tek Türk kalmasa bile günün birinde o Kunlar ve Uygurlar diyarı onlardan yine alınıp Türkleştirilecektir. İçinde Türk nüfusu kalmadı diye tarihî mirasları bırakacak değiliz. Bugün Kırım’da da Türk yok ama Kırım bizimdir. Günün birinde mutlaka kurtarılacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O Türkler’i unutmayız. Unutamayız. Bir aile, nasıl gurbette veya uzakta olmakla bir ferdini unutmazsa, bir millet de başka hakimiyetler altında yaşayan kardeşlerini öylece unutamaz. Bu sebeple nerede olurlarsa olsunlar bütün Türkler’i düşünmek, onların acı ve sevinçlerine ortak olmak, iyiliklerini istemek ve günün birinde bütün Türkler’in birleşeceklerini düşünerek bu uğurda çalışmak her Türk’ün vazifesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk milleti büyük bir millettir. Tarihteki fonksiyonu çok büyük olmuştur. Türk devleti birkaç defa dünyanın ve tarihin en büyük devleti haline gelmiştir. Böyle bir milleti dünya birleşse bile ortadan kaldıramaz. 20. yüzyıl Türkler’in bütün tarihlerinde görülmedik şekilde çoğaldıkları bir asırdır. Bu asır Batı medeniyetinin ve komünizmin yıprandığı, çözüldüğü bir çağdır. Türk milletinin şahlanması için yeniden büyük önderlere ihtiyaç vardır. 20. yüzyılın son çeyreğinde (1967–2000) elbette böyle bir kılavuz önder çıkacaktır. Parti liderlerinden böyle bir önder çıkamaz. Partiler, tabiatları icabı, birbirlerini yemekle meşguldür. Önder, partilerden değil, doğrudan doğruya milletin içinden çıkarak yeni bir Bozkurt olacaktır. Tanrıkut Mete’nin, Çiçi Yabgu’nun, İstemi Kağan’ın, Kür Şad’ın, İlteriş Kutluğ Kağan’ın, Kül Tegin’in, Bayançur Kağan’ın, Çağrı Beğ’in, Oruç Reis’in ruhlarından işaret almış bir önder yüksek ahlâk ve büyük erdemle bu kutlu işi başaracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutsak Türk Elleri ve onun Osman Batur gibi binlerce şehidi dururken, Zenci Lumumba’ya, Hoşi-minh’e, Mao’ya destan düzenlere lânet olsun. Milletin büyük yarını ve övüncüyle uğraşmak dururken işçi gündeliklerini hayatın en mühim meselesi haline getirmek isteyen solaklara lânet olsun. Türk ırkının yüceliği ortada iken “Ben hilâli bir Çingene ile yükseltirim” diyen yobaz köpeği susturmayan haysiyetsiz profesöre lânet olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk’ün yıldırımı inecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı’nın gazabı bunların üstüne inmezse daha müthiş olan Türk’ün yıldırımı inecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATSIZ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4353230972878607618?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4353230972878607618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4353230972878607618' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4353230972878607618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4353230972878607618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/02/nihal-atsz-makelelerikurtarilmami.html' title='Nihal Atsız Makeleleri/KURTARILMAMIŞ TÜRKLER'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-2210419922503804220</id><published>2008-02-03T17:07:00.001+02:00</published><updated>2008-03-24T13:01:12.782+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>Abdullah Çatlı</title><content type='html'>1956 yılında Nevşehir’de doğdu. 1977'de Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı, 25 Mayıs 1978'te de Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcılığı'na seçildi. 11 Temmuz 1978'de Ankara'da Hacettepe Üniversitesi Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert'in öldürülmesi olayının faili olarak Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nce hakkında gıyabi tevkif kararı verildi.23 Ağustos 1978'de Sakarya ilinde 06 PD 137 plakalı otonun içinde Nevzat Bor ile birlikte yakalandı ve gözaltına alındı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdullah Çatlı'nın, 9 Ekim 1978'de de Ankara ili Bahçelievler semtindeki 7 TİP'linin katledilmesi olayının planlayıcısı ve baş sorumlusu olduğuna ilişkin tutuklama kararı olayın üzerinden 4 yıl, 4 ay geçmesinden sonra gerçekleştirilebildi.1979 yılında İstanbul'a yerleşen ve Hasan Kurtoğlu kimliğini kullanan Çatlı, burada silah kaçakçıları ile yakın ilişkiler kurdu. Çatlı, İstanbul'da kaldığı dönemde Ağca'nın hapisten kaçma eylemini Oral Çelik ile birlikte organize etti. Abdullah Çatlı'nın, Mehmet Ali Ağca ve arkadaşlarına pasaport temin etti. Mehmet Ali Ağca, hapisten kaçtıktan sonra Çatlı'nın evinde kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlı, Nevşehir Emniyetinden sağladığı pasaport ile 12 Eylül'ü izleyen aylarda yurt dışına çıktı. Bulgaristan ve Viyana'da bir süre kaldı. 13 Mayıs 1981'de Ağca tarafından gerçekleştirilen Papa Suikastı tertipçilerinden olduğu ileri sürüldü. 22 Şubat 1982'de İsviçre'de Mehmet Saral adına düzenlenmiş pasaport ile yakalandı, ancak serbest bırakıldı. 9 Eylül 1982'de İtalyan kökenli kontra lideri Stafane Deele Chiaie ile birlikte Amerika'da yapılan Dünya Anti Komünistler Birliği toplantısına katıldığı iddia edildi. 22 Ekim 1983'de Paris'te MİT ile ilişkiye geçtiği ve ASALA'ya karşı 5 eylemde kullanıldığı MİT resmi belgelerine yer aldı. 22 Ekim 1984'de Paris'te yakalandığında üzerinde Hasan Kurtoğlu adına düzenlenmiş bir pasaport vardı. Çatlı, Fransa'da 4,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 16 Eylül 1985'de Papa Suikasti davasında tanık olarak konuştu. Oral Çelik'in suikast ile ilgisi olmadığını, Ağca'nın Bulgar ajanı olabileceğini iddia etti. Çatlı, kısa bir süre sonra Fransa tarafından 7 yıl ceza aldığı İsviçre'ye iade edildi. 21 Mart 1990'da Zug cezaevinden kaçtı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1993'de Türkiye'ye gelen ve taşıdığı Şahin Ekli adına düzenlenmiş pasaport ile gözaltına alınan Çatlı, aynı tarihte serbest bırakıldı. Yeşilköy havaalanında alınan parmak izleri yıllar sonra Ömer Lütfü Topal'ı öldüren otomatik silahlardan birinin şarjöründe de bulunacaktı. Çatlı'nın 26 Nisan 1996'da Ömer Lütfü Topal ile aynı uçakta Kıbrıs'a gittiği ve aynı otelde kaldıktan sonra 1 Mayıs 1996'da geri döndüğü de kayıtlardan ortaya çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de Mehmet Özbay sahte kimliğini kullanan Çatlı'nın İstanbul'da 6 şirkete ortak olmuş ve ticaret hayatına da atılmıştı. Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde PKK'nın finansörü olarak görülen işadamlarına yönelik operasyonlarda yer aldığı; 15 Mart 1995'de Azarbeycan'da düzenlenen darbenin organizasyonunda yer aldığı; Tarık Ümit'in kaçırılıp öldürülmesi olayını düzenlediği; ilişki içinde olduğu Özel Harekatçı Polisler ile birlikte Ömer Lütfü Topal cinayetini gerçekleştirdikleri; Mehmet Ali Yaprak'ı fidye almak için kaçırdığı; devletin çeşitli resmi belgelerinde iddia edilmektedir.İddia olmaktan öte geçememiş ve ispatlanamamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlı, 3 Kasım 1996'da Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarında geçirdiği trafik kazasında ruhu uçmağa vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinde Mehmet Özbay adına düzenlenmiş kimlikler, yeşil pasaport ve silah bulunuyordu. 5 Kasım 1996'da Nevşehir'de yapılan cenaze törenine yaklaşık olarak 4500 kişilik bir topluluk katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk bayrağına sarılı tabutu Necdet Ersan Mezarlığına defnedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHU ŞAD , MEKANI TANRI DAĞI OLSUN ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-2210419922503804220?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/2210419922503804220/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=2210419922503804220' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2210419922503804220'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2210419922503804220'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/02/abdullah-atl.html' title='Abdullah Çatlı'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5927512737647483513</id><published>2008-01-30T17:41:00.000+02:00</published><updated>2008-01-30T17:42:10.639+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efsaneleşenler'/><title type='text'>Korkut Eken</title><content type='html'>Eken, 1945 yılında Ankara'da doğdu. 1963 yılında baba mesleği olan subaylığa ilk adımı Kara Harp Okulu'na girerek attı. Hava İndirme Tugayı'nda görevliyken 20 Temmuz 1974'de paraşütçü birlikler ile Kıbrıs'ta ilk görev yapan askerlerimiz arasında yeraldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1978 yılında çok üstün eğitimli subay ve astsubaylardan oluşan Özel Harp Dairesi, özel birlik komutanlığına atandı. 1984 Eruh baskınıyla başlayan PKK terör örgütüyle mücadelede, birliğiyle birlikte Siirt ve Sason bölgelerinde görevlendirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1986 yılına kadar devam eden bu görevinde sayısız sıcak çatışmaya girdi. Yaptığı çalışmalardan dolayı Türk Silahlı Kuvvetlerimiz'in en önemli madalyası olan Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası ile Başarı Madalyası ve birçok takdirname aldı. 1981 yılından 1986 yılına kadar Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Özel Harekat Timleri'nin teşkili, teçhizi ve eğitiminde görev aldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi isteğiyle 1987 yılında Yarbay rütbesindeyken emekliye ayrıldı ve hemen MİT'de Güvenlik Dairesi Başkan Yardımcısı olarak göreve başladı. Basına sızan ünlü MİT raporunu hazırlayan Daire'de görevli olduğu için soruşturma geçirdi. Başka bir bakanlığa atanacağını öğrenince 1988 yılında MİT'den emekliye ayrıldı. &lt;br /&gt;1993 yılında dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın daveti üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü'nde çalışmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1996 yılına kadar Özel Harekat timlerini yetiştirdi ve bunlarla birlikte operasyonlara katıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samsun Terme nüfusuna kayıtlı Korkut Eken evli ve 3 çocuk babası.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5927512737647483513?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5927512737647483513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5927512737647483513' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5927512737647483513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5927512737647483513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/korkut-eken.html' title='Korkut Eken'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1546054509447047912</id><published>2008-01-26T17:33:00.000+02:00</published><updated>2008-01-26T17:57:39.621+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>Türkçü</title><content type='html'>Türkçü, Türk soyunun üstünlüğüne inanmış olan kimsedir. Bilir ki bugün görülen geri ve kötü ne varsa, hepsi, geçici bir hastalığın belirtisidir ve geçmiş zamanlarda bizi ileri götüren, zaferden zafere yürüten erdemlerin hepsi kanımızda, ruhumuzda, içimizde gizli bir halde yaşamakta, belirecek imkan ve fırsat aramaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçü, milli çıkarları şahısların üstünde tutan, milli mukaddesata ve geçmişe saygı gösteren, görev ahlakı yüksek olan, haksızlıklarla savaşta korkusuz bir insandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçü, gününü gün eden veya dalkavuk bir insan olamaz. Sert yaşamaktan hoşlanır ve en büyük sertliği de nefsine karşı gösterir. Tarihimizde kahramanlık ve büyüklük bol bol bulunduğu için, bazı küçük milletlerin yaptığı gibi kahraman ve kahramanlık icadına lüzum görmeden, esasen var olanların hakkını vermekle yetinir. Böylelikle, milli kahramanlarına saygı gösterir, fakat milli kahramanların kusuru da varsa, söylemekten çekinmez ve hiçbir sebeple, kahraman olmayana kahramanlık payesi vermez. Hele Türklüğün mukaddesatını yıkanı asla bağışlamaz ve bunları bağışlayanları düşman sayar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçü, alçak gönüllü olmaya mecburdur. Çünkü, kendini ileri sürmek, yaptığının karşılığını beklemek veya takdir olunmak içindir. Halbuki takdir beklemek bir bencilliktir. Türkçü, milletine bir hizmet yaparken, bunu, beğenilmek için değil, görev bildiği için yapar ve yapacağı en büyük hizmetin bile, adı sanki bilinmeden ölüp mezarsız yatan şehitlerin hizmeti yanında pek küçük kalacağını bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülük, yükselmek için değil, yükseltmek içindir. Topluluklar, fedakar fertlerinin çokluğu nispetinde yükselir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülük, bir fikir olduğu kadar da inançtır. İnanç olduğu için de tartışmasız, tenkitsiz kabul olunur. Onun tartışılacak ve tenkit olunacak tarafı temeli, esası değil, ayrıntılarıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçüler, dayanışmalı yaşamaya mecburdur. Dayanışma, az kuvvetle çok iş görmenin tek ve değişmez çaresidir. Dayanışma olmayan yerde, için için bir çekişme var demektir. Türkçü, ülküdaşları ile olacak bir geçimsizliğin ülküye zarar getireceğini bilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçü hiç şüphesiz, Türkten olur. Fakat her "Türkçüyüm" diyen Türkçü değildir. Samimi olması ve Türkçülüğün şartlarına uyması lazımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülüğün en büyük görevi Türklüğe hizmettir. Bunun da baş şartlarından biri, çevresinde bulunanlara Türklük sevgisini aşılamaktır. O, yorulmadan, bıkmadan, Türk soyunun üstünlüğünü anlatacak yabancıların tehlikesini söyleyecek, Türk ahlakının gereklerini bildirecek, barışmaz düşmanımızın Moskof olduğunu telkin edecektir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moskofçu komünistin vatan haini olduğunu en iyi ve herkesten önce anlayan Türkçülerdir. Onun için komünistlerle her yerde, her vasıta ile, her şekilde savaşacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası, Türkçüler, XX.yüzyılda Türk milletinin fedakarlarıdır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1546054509447047912?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1546054509447047912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1546054509447047912' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1546054509447047912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1546054509447047912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/trk.html' title='Türkçü'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1385166936784535700</id><published>2008-01-22T11:49:00.000+02:00</published><updated>2008-01-22T11:52:53.725+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimim ben?'/><title type='text'>karakefen....</title><content type='html'>kimi zaman altın kafes de bir tavuk&lt;br /&gt;kimi zaman tahta kümes de bir kanarya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimi zaman okyanus dibinde yüzen bir deve&lt;br /&gt;kimi zaman ıssız çölde bi başına çırpınan bir balık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimi zaman bir sofunun evinde bir kadeh şarap&lt;br /&gt;kimi zaman bir inançsızın evinde kutsal kitap..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimi zaman dondurmanın üzerindeki çikulete sosu&lt;br /&gt;kimi zaman bir elmenın içine yuva kurmuş bir kurt..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karakefen..hep yanlış yerde...hep yanlış insan..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1385166936784535700?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1385166936784535700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1385166936784535700' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1385166936784535700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1385166936784535700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/karakefen.html' title='karakefen....'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1718872898254560479</id><published>2008-01-22T11:41:00.000+02:00</published><updated>2008-01-22T11:47:40.971+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>3 Mayıs 1944</title><content type='html'>3 Mayıs Türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktası oldu. O zamana kadar yalnız duygu ve düşünce olan, edebi ve ilmi sınırları pek de aşmıyan Türkçülük, 1944 yılının 3 Mayısında birdenbire hareket oluverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Suaviler, Süleyman Paşalar, Mehmen Eminler, Ziya Gökalplar, Rıza Nurlar yalnız duygu, düşünce, iş Türkçüsü idiler. Hareket Türkçüsü olmamışlardı. Çırağan baskını Türkçü Ali Suavinin siyasi bir hareketiydi. Bunun Türkçülükle ilgisi yoktu. Sıhhiye Vekili olduğu zaman gayri Türkleri atarak yerine Türkleri yerleştiren Rıza Nur fiili Türkçülük yapıyordu. Fakat bu da hareket değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülükte ilk hareketi 3 Mayıs 1944 Çarşamba günü, Ankara'daki birkaç bin meçhul Türk genci yaptı. Bu bakımdan Türkçülük tarihinde onların hususi bir şerefi vardır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra 3 Mayıs Türkçülerin günüdür. Ona bir bayram diyemiyeceğiz.Çünkü yıllarla süren büyük ızdırabımız o gün başlamıştır. Ona bir matem demek de kabil değildir. Çünkü bunca sıkıntıların arasında bize büyük bir imtihan vermek, yürekliyle yüreksizi er meydanında denemek, yahşı ile yamanı ayırmak fırsatını vermiştir. O güne kadar tehlikelerden gafil bir çocuk toyluğu ile yürüyen Türkçülük 3 Mayıs'ta gafletten ayrılmış, maskelerin arkasındaki iğrenç yüzleri görmüş, can düşmanlarını tanımış, dost sandığı hainleri ayırt etmiş, hayalin yumuşak bulutlarından gerçeğin sert topraklarına düşmüştür.Böyle sağlam bir sonuca varmak için çekilen bunca sıkıntılar boşa gitmiş sayılmaz. Bundan dolayı biz 3 Mayıs'a Türkçülerin günü deyip çıkıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşlanmayanlar onu benimsemesin. Yalnız kendilerine benzeyenler, yani Türke benzemeyenler onu yadırgamasın. Biz 3 Mayıs'ı sevmekte devam edeceğiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülük, tek sandığı düşmanına karşı 3 Mayıs hareketini yaparken onun çift olduğunu acı bir deneme ile öğrendi. Bu milli hareketin zaferinden korkan Türkçülük düşmanları, Türkçüleri ortaçağı andıran vahşetlerle hapse atılır ve aleyhlerinde türlü yayınlar yapılırken, onları tartışmaya çağırmak garabetini de gösterdiler. Tarih bunu bağışlamayacak ve Türkçüler günü olan 3 Mayıs, bir gün Türklerin günü olunca onlar tarihin büyük mahkemesinde layık oldukları akıbete uğrayacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçüler Toplu veya yalnız, her yerde 3 Mayısı analım. Analım ve Kür Şadın hatırasını yüceltelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mümkün zulm ile bidad ile imha-ı hürriyet,&lt;br /&gt;Çalış, idraki kaldır muktedirsen ademiyetten!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin Nihal Atsız&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1718872898254560479?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1718872898254560479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1718872898254560479' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1718872898254560479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1718872898254560479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/3-mays-1944.html' title='3 Mayıs 1944'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4425175823192397967</id><published>2008-01-16T16:52:00.000+02:00</published><updated>2008-01-16T16:53:27.781+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Girdap</title><content type='html'>Karanlığın içinde çırpınıp duruyorum &lt;br /&gt;Ruhum için savaşmaktan yoruldum, biliyorum &lt;br /&gt;Hiç bir çarem yok, kaçışım yok &lt;br /&gt;Bu girdabın içinde yavaş yavaş kayboluyorum!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki amaçsız, boş yere yaşıyorum &lt;br /&gt;Yada hayattan istediğimi alamıyorum &lt;br /&gt;Hiç bir beklentim yok, ümidim yok &lt;br /&gt;Bu girdabın içinde yolumu bulamıyorum!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun sonunda ışık var diyorlar, inanıyorum &lt;br /&gt;Cılız bir istekle devam edip arıyorum &lt;br /&gt;Hiç bir ışık yok, aydınlık yok &lt;br /&gt;Bu girabın içinde kör oldum göremiyorum!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaderime lanetimle boyun eğiyorum &lt;br /&gt;Kaybettin diyorlar çaresizim, hissediyorum &lt;br /&gt;Artık hiç bir şeyim yok, kurtuluşum yok &lt;br /&gt;Bu girdap beni boğuyor, ben kaçamıyorum!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4425175823192397967?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4425175823192397967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4425175823192397967' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4425175823192397967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4425175823192397967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/girdap.html' title='Girdap'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-6144948945271934715</id><published>2008-01-16T16:36:00.000+02:00</published><updated>2008-01-16T16:38:33.388+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>9 Rakamı ve Türkler</title><content type='html'>Eski Türkler'de dokuz, kutsal ve önemli bir sayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk kaganlarının dokuz tuğu bulunurdu. Radloff'un saptadığı Manas Destanı'nda, Manas'ın gömülüşü anlatılırken, ölüsünün dokuz gün bekletildiği, işlemeli giyimlerinin dokuz parçaya bölünüp halka üleştirildiği anlatılır. Osmanlı Türkleri'nde de görülen, verilen armağın dokuz sayısı ile ölçülmesi geleneği çok eskilere dayanır. Buna benzer olarak, Marco Polo Cengizli Kaganlığı'nda büyük hana verilen armağanların dokuz kat olarak sunulması gerektiğini söyler. Dede Korkut Kitabı'nda geçen dokuzlama çargap da armağanların en büyüğüdür. Yine Dede Korkut Kitabı'nda, Deli Dumrul doğduğunda babası dokuz buğra öldürür; ana oğlunu dokuz ay dar karnında taşımıştır; Oguz beğlerinin toylarında onlara dokuz karagözlü kafir kızları sağarak (bardak, kadeh) sürerler, badyalar dokuz yerde kurulur, Oguz alpı övünürken düşmanın dokuzunu bir yerine saydıracağını söyler, dört tür kadın içinde en kötüsü sabahleyin daha elini yıkamadan dokuz bulamaç yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Dokuz'' kelimesinin Eski Türkçe'deki söylenişi tokuz'dur. Eski Türk boylarının kimilerinin adlarında dokuz sözcüğü geçer. Örnek Tokuz Oguz (Dokuz Oğuz), Tokuz Ogur (Dokuz Ogur), Tokuz Tatar (Dokuz Tatar).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altay şamanizminde, dokuz sayısının önemli bir yeri vardır. Mesela Altay şamanları, omuzlarından dokuz ok (Yebe) ve yay (Ya) simgelerini eksik etmezler. Onlara göre bu dokuz ok ile yay, Kuday'dan tartkan, yani Tanrı'dan uzatılan şeylerdir. Altay Türkleri'ne göre, insanın iskeletinde avuç, ayak kemiği, baş, bel, dirsek, diz, el bileği, omuz, topuk olmak üzere dokuz ek vardır. Altay Türkleri'nde şaman (kam), Ülgen'e (Tanrı'ya) kurban sunmak için göğe çıkar. Bu yolculuk üç gün sürer. Kurbanı göğün dokuzuncu katına çıkarınca Ülgen'e sunar. Yeraltı ve gök dokuzar kattır; ikisinin arasındaki yeryüzünde insanlar oturur. Altay şamanizminde Ülgen'in dokuz kızı ve dokuz oğlu varken, kötülüğün simgesi olan Erlik Han'ın (Erlik Han bir tür şeytandır) da aynı biçimde dokuz kızı ile dokuz oğlu vardır.Yine Altay Türkleri'nde, Örüs Sara adını taşıyan bahar bayramı dokuz mart kutlanır. Örüs Sara'nın anlamı, sürüleri otlatmağa çıkarma bayramıdır. Altaylılar'ın Gök Tanrı Kurbanı ile Dağ Kurbanı bayramlarının törenleri dokuz gün sürer; ilkbahar ayinine de dokuz masum kız ile dokuz masum erkek katılır. Şamanların giydiği Manyak adlı hırkanın sağ kolunda dört, sol kolunda 5 olmak üzere toplam dokuz çıngırak bulunur. Altay Türkleri'nin kıyamet tasvirine göre, denizin dibinde dokuz çatallı Karataş vardır ki kıyamet zamanında bu taş dokuz yerinden açılacak, demirden ve koyu sarı atlara binmiş dokuz atlı çevreye saldıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altay Türkleri'nin Yaratılış Destanı'nda Tanrı, evreni yaratırken bir de dokuz dallı bir ağaç yaratır. Sonra Tanrı, her dokuz dalın kökünden birer kişi yaratır ve her kişiden birer oymak türer (toplam dokuz kişi, dokuz oymak). Anohin, Altay Türkleri'nin inanışında yer alan ve yer altında yaşayan Abra ve Yutpa adlı iki büyük canavarla ilgili bilgiler verirken şöyle der: ''Yeşil bir kumaştan yapılmış ve örgülerle süslenmiş Abra'nın tasviri, şamanın giysisine asılır. Abra'nın başı puhu tüyleri (ülberk) ile süslenir. Gözü, parlak bakır düğmelerden, ayakları da genellikle kırmızı kumaşlardan seçilmiş yamalardan yapılır. Bunlara, örülmüş dokuz püskül eklenir.'' Altay Türkleri'nin kutsal yaşam (gök) ağacı da dokuz dallıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney Sibirya'da yaşayan Minusinsk Tatarları'nın söylediği bir destanda, İrle Han'ın evinin önünde bir kara ağaç vardır. Bu ağacın kökünden dokuz ağaç yükselir. Bir Güney Sibirya masalında yer altındaki kötü ruhlar, masalın kahramanı olan çocuğa dokuz zincir vurur ve hapsederler. Kuzey Asya masallarında altın yeleli, gümüş üzengili, kuyruğu dokuz örmeli, dokuz kolanlı atlardan söz edilir. Yakut Türkleri'nin Er Sogotoh Destanı'nda gök, dokuz katlıdır; yine bu destanda Kara Han'ın dokuz kızı vardır. Ayrıca gök ruhları da dokuz adettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda da değinildiği gibi, Türk kaganlarının dokuz tuğu olurdu. GökTürkler çağında bir kişi kagan olduğunda, bir kalkan (ya da bir keçe) üzerine konup, göğe kaldırılarak dokuz kez döndürülürdü. Ayrıca GökTürk Anıtları'nda, Tokuz Ersin (Dokuz Ersin) adındaki bir yerden söz edilir. İlhanlı hükümdarı Hulagu'nun karısı ve en yakın danışmanı olan ve bir hıristiyan olan kadının adı da Dokuz Hatun idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokuz sayısı, Türkler'in destanlarında da çokça geçer: dokuz ağaç, dokuz boy, dokuz dallı ağaç, dokuz dev, , dokuz felek, Dokuz Oğuz gibi. Türkler Ergenekon'dan, bir rivayete göre dokuz martta, bir rivayete göre de yirmi bir martta (Nevruz Bayramı'nın kutlandığı gün) çıkmışlardır. Herhalde dokuz mart, Ergenekon'dan çıkışın başladığı gün, yirmi bir mart da çıkışın tamamlandığı gündür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-6144948945271934715?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/6144948945271934715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=6144948945271934715' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6144948945271934715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6144948945271934715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/9-rakam-ve-trkler.html' title='9 Rakamı ve Türkler'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8106234071544201062</id><published>2008-01-14T12:44:00.000+02:00</published><updated>2008-01-14T12:45:00.386+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nazım&apos;ın köşesi'/><title type='text'>NAZIM NAZIM DEDİKLERİ...</title><content type='html'>Nazım Hikmet 12 Ağustos 1925 tarihinde İstiklal Mahkemesi huzurunda komunizm propagandası yahmak suçu ile 15 yıl ağır hapse mahkum olmuştu. İkinci defa 1938 yılında harp okulu talebeleri arasında  gene komunizm propagandası yapmaktan tekrar 15 yıl ağır hapse; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü defa ise gene aynı yıl içinde deniz kuvvetlerimize mensup subay ve eratı isyana teşvik suçundan 28 yıl ağır hapse mahkum edilmiş müzmin bir sabıkalı idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950 yılında cezasının büyükçe bir kısmı affedilmek suretiyle hürriyetine kavuşturulmuş olmasına rağmen, 1951 yılında Türkiye’den kaçmış, Moskova’da ilk verdiği beyanatta “Benim asıl vatanım Rusya’dır” demek suretiyle Türk milleti ve Türk vatanı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını bir kere daha açıkça ifade etmişti.  Nazım Hikmet 12 yıl yaşadığı Moskova’da ve diğer demirperde ülkelerinde fasılasız Türkiye aleyhinde faaliyet göstermiş, her gün beş ayrı  saatte Türkçe yayın yapan Komunist bizim radyoyu idare etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk’ e düşman olmanın derecesine bakın ki; Moskova’da yaşadıktan bir süre sonra, Polonya’ya gitmiş, kendisinin Polonyalı bir aileden geldiğini ispat etmek suretiyle RAN olan soyadının yerine VERZANSKİ soyadını almıştır. Daha sonra yazdığı LEHİSTAN MEKTUBU başlıklı şiirinde de;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Göğsümü kabartmıyor değil / Dedelerimin birinin Leh’li oluşu..” demektedir. Nazım Hikmet 2 Haziran 1963 yılında öldükten sonra Türkiye’ de bıraktığı ve yetiştirdiği Marksist kafalarla, onlara ayak uyduran gafil kafalar, Nazım’ın ihanetini unutturmak istemişler, onun VATAN HAİNİ değil, VATAN ŞAİRİ olduğu yalanını, bir gerçekmiş gibi yaymışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi Nazım’ın eserlerinden oluşan ve hakkından methiye olarak kaleme alınan kitapların sayısı 70’ e ulaşmış olmasına karşın, onun gerçek hüviyetini açıklayan, faaliyetlerini, mahkumiyetini, ihanetini ve komunizmle ma’lül olan şifa bulmaz hastalığını dile getiren Necdet SANCAR’ ın NAZIM HİKMET MASALI adlı  kitabı istisna edilirse henüz yayınlanmamıştır.  Masum ve körpe dimağlar bu yalanla tersyüz edilmiştir. İşte bu kitabımızda bu vazifeyi yerine getirmek istiyoruz.  Yani yanıltılan, tersyüz edilen, hatta Nazım’ın eserleriyle tahrik ve tahrip edilen dimağları tamir ve tenvir etmek istiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hususu daha hatırlatalım ki; Nazım Hikmet methiyeciliği sadece onun adına yayınlanan kitaplar vasıtasıyla yapılmamıştır. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerimizde doğum ve ölüm yıldönümlerinde  onu anmak için toplantılar tertiplenmiştir. Adı ilerici, devrimci maskesi ile gizlenmek istenen Marksist teşekküller, onun adına ödül verilmesi için faaliyette bulunmuşlardır. Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Devrimci kuruluşların salonlarında Nazım Hikmet adına sergiler düzenlenmiştir.  Kısa adı DİSK olan bir işçi teşekkülünün, GREV kararı aldığı fabrikaların kapılarına boy boy N. Hikmet resimleri asılmıştır. Dahası var; onun adına albümler, tablolar, takvimler yaptırmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solcu sosyalist, Marksist yazarların yanında Ankara ve İzmir Belediye Başkanları, Nazım Hikmet’in Moskova’ daki mezarlarını ziyaret programları tertip etmişlerdir.  Hatırlarda olduğu üzere 1975 yılının Ekim ayı  içinde CHP’ nin Ankara Belediye Başkanı olan Vedat DALOKAY, Moskova Belediye Başkanı’nın davetlisi olarak Rusya’ya çağrılmıştı.  İstanbul ve Ankara’ da yayınlanan bir kısım gazeteler, Vedat DALOKAY’ ın Moskova seyahati dolayısı ile, Ankara’ dan götüreceği bir torba toprağı  VATAN ŞAİRİ dediği Nazım Hikmet’ in  mezarına serpeceğini haber vermişlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vedat DALOKAY böylesi resmi davete icabet ederken Nazım Hikmet’in mezarına  toprak götürmek gibi oldukça utanç verici bir harekete tevessül etmeyeceği zannedilmişti. Çünkü Vedat DALOKAY önce bir partiyi temsil etmekte idi. Hem de mecliste en çok üyesi bulunan bir partiyi. Hiç değilse mensup olduğu partiyi düşünerek bir takım hain kafaları sevindirecek bir harekete tevessül edemezdi. Üstelik Vedat DALOKAY dünyanın her yerinde olduğu gibi, Marksist ve Komünistlerin hırsız adını verdikleri bir kişi idi. Çünkü komünizmin lügatında zenginlik eşittir hırsızlık demekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vedat DALOKAY’ da Türkiye’mizin sayılı zenginlerinden biri olduğuna göre, malına, servetine, GÖZ DİKEN zihniyeti memnun edecek bir harekette bulunamazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LAKİN !...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vedat DALOKAY böylesi masum düşünenleri şaşırtan, camiden çıkıpta CHP’ ye oy veren yoksul  vatandaşımızı fazlasıyla utandıran bir harekete tevessül etmiş, şimdiye kadar en büyük Türk düşmanlarının, en hain satılmışın, en iğrenç bir komünistin bile cesaret edemeyeceği bir işi yapmış, VATAN toprağını bir VATAN HAİNİ’ nin mezarına götürmüştü... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kısım gazetenin haberine bakılırsa, Ankara’ dan alınıp Rusya’ ya Nazım Hikmet’ in mezarına götürülen toprak, Anayasa’yı ihlal suçu ile daha doğrusu Türkiye’ de Marksist Leninist bir düzeni hakim kılmak suçu ile idam edilmiş olan Deniz GEZMİŞ’ in mezarından alınmıştır.  Vedat DALOKAY’ ın sanki yapacak başka bir işi kalmamıştı. Rusya dönüşünde de, Sovyetlerde nasıl bir anlaşmaya varıldığı haberlerinden ziyade, LENİN’ in büstü önünde, KIZIL MEYDANDA ve Nazım Hikmet’ in mezarı başında  boy boy resimleri yayınlanmıştır. Üstelik  Nazım Hikmet’ in mezarının Türkiye’ ye getirileceğini beyan etmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalokay’ ın bu davranış ve beyanları, hiç şüphesiz Marksist militanlar için Nazım Hikmet adına daha doğrusu komunizm adına yapageldikleri propagandalar için yeni bir cesaret kaynağı olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VATAN HAİNİ Mİ, VATAN ŞAİRİ Mİ? Kitabımızı dikkatle tetkik edenler, eğer kafalarında bir tereddüt varsa ümit ederiz ki, hem onlardan kurtulacaklar, hem de Nazım Hikmet adına söylenenlerin sinsi, korkunç bir yalan ve propagandadan başka bir şey olmadığına kani olacaklardır... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                               İlhan DARENDELİĞOĞLU, 15 Şubat 1978&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8106234071544201062?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8106234071544201062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8106234071544201062' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8106234071544201062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8106234071544201062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/nazim-nazim-dedikleri.html' title='NAZIM NAZIM DEDİKLERİ...'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4681127091706863694</id><published>2008-01-14T12:39:00.000+02:00</published><updated>2008-01-14T12:41:47.927+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nazım&apos;ın köşesi'/><title type='text'>Nazım'dan Bir Şiir Daha</title><content type='html'>100 Metreden&lt;br /&gt;Çiftleşen iki sineği seçebilen iki gözüm&lt;br /&gt;Elbette gördü &lt;br /&gt;İki ayakların&lt;br /&gt;İkiye ayrıldığını&lt;br /&gt;Sen &lt;br /&gt;Benim &lt;br /&gt;Hangisinden olduğumu anlamak istiyorsan&lt;br /&gt;Cebime sok kafanı&lt;br /&gt;Orda aydınlığı okuyan kara ekmek &lt;br /&gt;Sana doğruyu söyler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Varan 3, sayfa 3)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4681127091706863694?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4681127091706863694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4681127091706863694' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4681127091706863694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4681127091706863694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/nazmdan-bir-iir-daha.html' title='Nazım&apos;dan Bir Şiir Daha'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-7413374101013820942</id><published>2008-01-12T15:30:00.000+02:00</published><updated>2008-01-12T15:36:43.094+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öneriler'/><title type='text'>Benedictum</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/R4jBeUrMmNI/AAAAAAAAAEg/r_bxgB5Bc9Q/s1600-h/benedictum.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/R4jBeUrMmNI/AAAAAAAAAEg/r_bxgB5Bc9Q/s320/benedictum.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5154582500215658706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Benedictum'a olan hayranlığım resimde görülen Veronica'dan tamamen&lt;br /&gt;bağımsız(!) bir şekilde gurubun müziğine duyduğum sevgi ile mevcut buldu.&lt;br /&gt;Benedictum'u dinledikçe dinledim dinledikçe dinledim ve şarkılar mısra mısra&lt;br /&gt;nota nota tek tek kanıma işledi..ve ben grubun fanı oluverdim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;heavy metal tarzını icra eden bu grubu bence herkes dinlemeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu Benedictum - Seasons Of Tragedy (2008) için link..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://rapidshare.com/files/75398923/Benedictum_by_nidhogg.rar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-7413374101013820942?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/7413374101013820942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=7413374101013820942' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7413374101013820942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7413374101013820942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/benedictum.html' title='Benedictum'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/R4jBeUrMmNI/AAAAAAAAAEg/r_bxgB5Bc9Q/s72-c/benedictum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8651091996090399886</id><published>2008-01-10T13:04:00.001+02:00</published><updated>2008-03-24T12:57:15.565+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Ziya Gökalp Türk Medeniyeti Tarihi</title><content type='html'>Türkçü düşüncenin Türkiye yer bulup yayılmasına&lt;br /&gt;ön ayak olan değerli kalem Gökalp'ın güzel bir eseriydi..&lt;br /&gt;her ne kadar ağır bir dil kullanılmışsa da&lt;br /&gt;okuması zevkli oldu..umarım günümüz Türkçesi ile yeniden basılr&lt;br /&gt;ve geçmişte o9lduğu gibi okullarda okutulur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8651091996090399886?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8651091996090399886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8651091996090399886' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8651091996090399886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8651091996090399886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/ziya-gkalp-trk-medeniyeti-tarihi.html' title='Ziya Gökalp Türk Medeniyeti Tarihi'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8453888430960252040</id><published>2008-01-10T13:00:00.000+02:00</published><updated>2008-01-10T13:04:18.713+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Atsız'ın Doğum Günü</title><content type='html'>Türk'ün Türkçü'nün dostu&lt;br /&gt;fikir ve edebiyat adamı sayın Hüseyin Nihal Atsız&lt;br /&gt;beyin 103. doğum günü şimdiden kutlu olsun&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8453888430960252040?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8453888430960252040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8453888430960252040' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8453888430960252040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8453888430960252040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/atszn-doum-gn.html' title='Atsız&apos;ın Doğum Günü'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5518822846159302369</id><published>2008-01-08T11:34:00.000+02:00</published><updated>2008-01-08T11:44:42.537+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öneriler'/><title type='text'>Fazıl'ım Bi Sus Ya...</title><content type='html'>canım,bitanem fazılım bi konuştu pir konuştu...&lt;br /&gt;kendisi gibi düşünenlerin ½30 larda kaldığını&lt;br /&gt;geri kafalı bir zihniyetin ülkede egemen oldığunu&lt;br /&gt;kendisi gibi aydınların bu ülkede yaşamakta zorlandığını&lt;br /&gt;ve de bu durumun sürmesi halinde ülkeyi terk edebileceğini söyledi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fazıla ilk lafım şu olcak:hay maşallah fazılım aydın da olmuş...:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendisi gibi düşünenlerin azınlık oldugunu söyleyerek&lt;br /&gt;sol görüşe mensup biri olduğunu açıkça ortaya&lt;br /&gt;koyuyorki bir sanatçının siyasete bulaşmasını asla onaylamayan biri &lt;br /&gt;olarak bu davranışını hiç tasvip etmedim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ülke de kendi görüşten olmayanlar iktidar olduğu için&lt;br /&gt;hiçbir vatandaş hele ki bu vatandaş yurdunu sevdiğini &lt;br /&gt;iddia ediyorsa ülkesini bırakıp gitmez...&lt;br /&gt;ülkesini sevmediğini de açıklamış oldu....&lt;br /&gt;benim gibi düşünenler belki de bin de bir oranındadır ben ne yapayım&lt;br /&gt;ben de mi bırakıp gideyim..bunun sonu gelmez ki..&lt;br /&gt;her iktidar değiştiğinde bu ülkeden biri göç mü etmeli&lt;br /&gt;saçma sapan konuşmuşsun fazılım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi de fazılım aydın sıfatını sana kim verdi.&lt;br /&gt;sen kimi aydınlattın ki aydın dendi sana..&lt;br /&gt;mum dibini aydınlatmaz diye bi söz vardır ki bu sözün doğruluğu&lt;br /&gt;fazılım sayesinde görülmüş oldu.bire fazılım sen önce kendini aydınlat..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burdan önerim eğer fazıl kendini aydınlatamazsa&lt;br /&gt;birkaç kişi toplanıp fazılımı aydınlatmaya gitsin.&lt;br /&gt;belki aydınlanınca böyle sapur supur konuşmaz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5518822846159302369?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5518822846159302369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5518822846159302369' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5518822846159302369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5518822846159302369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/fazlm-bi-sus-ya.html' title='Fazıl&apos;ım Bi Sus Ya...'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-2503146545645341089</id><published>2008-01-04T12:41:00.001+02:00</published><updated>2008-03-24T12:52:46.642+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Cemil İpekçi...</title><content type='html'>cemil ipekçinin eşcinsel itiraflarında bulunduğunu duymuş&lt;br /&gt;fakar hiç inanmamıştım..meğer haklılarmış..&lt;br /&gt;ntv de açık açık eşcinsel oldugunu söyledi..&lt;br /&gt;cemil ipekçi:farklı şeyler hissedip farklı beden de yaşamak Türkiye de zor..&lt;br /&gt;çiğdem anat:çok açık sözlüsünüz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu itirafının ardından ipekçi'ye&lt;br /&gt;Yürü be kim tutar seni diyor..saygılarımı sunuyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-2503146545645341089?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/2503146545645341089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=2503146545645341089' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2503146545645341089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2503146545645341089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/cemil-ipeki.html' title='Cemil İpekçi...'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1166038677622782577</id><published>2008-01-04T12:32:00.000+02:00</published><updated>2008-01-04T12:38:47.095+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nazım&apos;ın köşesi'/><title type='text'>Nazım Büyük Şair...</title><content type='html'>büyük şairimiz(!) nazım'a herkes övgüler düzerken ben&lt;br /&gt;bu adamdan bir cacık olmaz diyerek onların karşısında&lt;br /&gt;duruyordum.meğer ben yanılıyormuşum.&lt;br /&gt;adam hakkatten iyi şairmiş.bu yanılgıyı anladıktan sonra karar verdim.&lt;br /&gt;eğer hala benim gibi nazım'ın kötü şair olduğunu düşünenlere&lt;br /&gt;yol gösterecektim.aha da yolu gösteriyorum.&lt;br /&gt;işte nazım'ın büyük şairin şiirlerinden birkaçı..&lt;br /&gt;okuyun ve şairliğine hayran kalın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bak&lt;br /&gt;Hey !&lt;br /&gt;Avanak&lt;br /&gt;Elinden o zırıltıyı bıraksana&lt;br /&gt;Sana&lt;br /&gt;Üç telinde üç sıska bülbül öten&lt;br /&gt;Üç telli saz &lt;br /&gt;Yaramaz&lt;br /&gt;Hey&lt;br /&gt;Hey&lt;br /&gt;Üç telli sazın&lt;br /&gt;Üç telinde öten sıska bülbül&lt;br /&gt;Öldü acından &lt;br /&gt;Onu attım köşeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Orkestra, başlıklı şiirinden)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1166038677622782577?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1166038677622782577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1166038677622782577' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1166038677622782577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1166038677622782577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2008/01/nazm-byk-air.html' title='Nazım Büyük Şair...'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3674597043500385607</id><published>2007-12-25T16:15:00.000+02:00</published><updated>2007-12-25T16:17:15.234+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Replikas-Seyyah</title><content type='html'>Seyyah oldum ben bu alemde &lt;br /&gt;Senin aşkından derbeder oldum &lt;br /&gt;Diyar diyar gezdim senin uğruna &lt;br /&gt;Şişeler devirdim aşkın yoluna &lt;br /&gt;Islandım durdum aşk yağmurunda &lt;br /&gt;Seni düşünüp durdum yalnız başıma &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç sensiz olmuyor &lt;br /&gt;Sensiz yaşanmıyor &lt;br /&gt;Seni bana getirmiyor &lt;br /&gt;Bu aşk yağmuru &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derbeder oldum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3674597043500385607?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3674597043500385607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3674597043500385607' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3674597043500385607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3674597043500385607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/12/replikas-seyyah.html' title='Replikas-Seyyah'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-677749643297455586</id><published>2007-12-24T13:50:00.000+02:00</published><updated>2007-12-24T13:52:35.241+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Cem Karaca-Gel Gel</title><content type='html'>Ay gibisin mübarek doğdun yarım geceme &lt;br /&gt;Gir şu garip gönlüme sultanım ol gel gel gel &lt;br /&gt;Sustu benim dillerim kilit vurdum heceme &lt;br /&gt;Sensiz tutmaz dizlerim dermanım ol &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gel gel gel gel gel &lt;br /&gt;Gel efendim gel gel gel sultanım ol gel &lt;br /&gt;Gel efendim gel gel gel ihmanım ol gel &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huri gibi yürür gelir yarim sallanı sallanı &lt;br /&gt;Bin kere sarsam da doyamam ince belini belini &lt;br /&gt;Bal akar dilime emerken tatlı dilini dilini &lt;br /&gt;Sensiz hastayım umutsuz lokmanım ol &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gel gel gel gel gel &lt;br /&gt;Gel efendim gel gel gel lokmanim ol gel &lt;br /&gt;Gel efendim gel gel gel sultanım ol gel &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kul karacam aşık hali deli gönül coşar coşar &lt;br /&gt;Sele benzer sevdalanmak kendi yatağını aşar &lt;br /&gt;Vur denilmez gayri bana gönlüm saraylarda yaşar &lt;br /&gt;Sensiz ölümüm yakınsa fermanım ol &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gel gel gel gel gel &lt;br /&gt;Gel efendim gel gel hele sultanım ol gel &lt;br /&gt;Gel efendim gel gel hele cananım ol gel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-677749643297455586?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/677749643297455586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=677749643297455586' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/677749643297455586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/677749643297455586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/12/cem-karaca-gel-gel.html' title='Cem Karaca-Gel Gel'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1894951659476724494</id><published>2007-12-21T14:15:00.000+02:00</published><updated>2007-12-21T14:27:48.818+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>dün ermeni olanlar..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwUkrMmII/AAAAAAAAAD8/oYUvTsNL2ls/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwUkrMmII/AAAAAAAAAD8/oYUvTsNL2ls/s320/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146400866689652866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;dün hrant öldürüldüğünde hepimiz ermeniyiz şeklinde&lt;br /&gt;basbas bağıran,ermeni olmakla gurur duyan sosyalist arkadaşları kınamak istiyorum&lt;br /&gt;çünkü kurban bayramında onlarca masum mahlukat&lt;br /&gt;boğazları kesilmek suratiyle öldürülüyor..&lt;br /&gt;bu hakların kardeşliğine sığar mı&lt;br /&gt;bu eşitlik,adalet kavramalrıyla örtüşür mü...&lt;br /&gt;bence hayır..öyleyse bu duruma bir dur denmeli ve sokaklara &lt;br /&gt;çıkıp protesto gösterileri düzenlenmeli..&lt;br /&gt;pankartlar,afişler hal-i hazırda bende mevcut..&lt;br /&gt;''hepimiz koyunuz'' ''hepimiz tosunuz''&lt;br /&gt;''hepimiz kurbanlığız'' ''hepimiz ineğiz''&lt;br /&gt;bende aranızda olamaycağım ama sizlere gördüğünüz gibi&lt;br /&gt;elimden geleni yapıyorum...&lt;br /&gt;arada bir de mööööö ve meeee şeklinde bağırırsanız çok daha etkileyici olacaktır..&lt;br /&gt;:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1894951659476724494?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1894951659476724494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1894951659476724494' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1894951659476724494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1894951659476724494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/12/dn-ermeni-olanlar.html' title='dün ermeni olanlar..'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwUkrMmII/AAAAAAAAAD8/oYUvTsNL2ls/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-2279205453040930667</id><published>2007-12-18T16:56:00.000+02:00</published><updated>2007-12-18T17:05:28.687+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimim ben?'/><title type='text'>karakefen ultra</title><content type='html'>karakefenin son ürünü karakefen ultra..&lt;br /&gt;karakefen ultra saç-sakal birbirine karışmış yapısıyla&lt;br /&gt;hassas bölgeler daha ipeksi bir dokunuş sağlamakla&lt;br /&gt;birlikte artan kıl-tüy sayısı ile de emilim oranındaki&lt;br /&gt;başarısını en süt seviyeye ulaştırıyor.&lt;br /&gt;yapılan araştırmalar da gösteriyor ki karakefen ultra&lt;br /&gt;kullananlar karakefen ultra kullanmayanlara nazaran pek&lt;br /&gt;bi iştahsız,mutsuz,kırık dökük bir halde yaşamaktalar..&lt;br /&gt;herhangi bir yan etkisi bulunmayan bu ürün Zürih üniversitesince de&lt;br /&gt;onaylanmış olup..ne takdire şayan birisisiniz şeklinde bir&lt;br /&gt;iltifata da maruz kalmıştır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karakefen ultra..ultra hassas..ultra emici...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yoksa siz hale kullanmadınız mı...?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:):):)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-2279205453040930667?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/2279205453040930667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=2279205453040930667' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2279205453040930667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2279205453040930667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/12/karakefen-ultra.html' title='karakefen ultra'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-7280305355669153144</id><published>2007-12-18T16:53:00.000+02:00</published><updated>2007-12-18T16:54:07.797+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Eyyam-Şehir</title><content type='html'>Ey şehir koca şehir&lt;br /&gt;Çok küçüksün biliyor musun?&lt;br /&gt;Dinlemek istemiyorsun ama&lt;br /&gt;Hala ayaklarımız altındasın&lt;br /&gt;Kaybolmam için mi bu sokaklar?&lt;br /&gt;Usandırmak için mi caddelerin?&lt;br /&gt;Bu duman bu sis bu is kokusu&lt;br /&gt;Benim için mi ey şehir?&lt;br /&gt;Ey şehir koca şehir&lt;br /&gt;Çok yalnızsın biliyor musun?&lt;br /&gt;Anlamak istemiyorsun ama&lt;br /&gt;Hala eziyorum seni ağır ağır&lt;br /&gt;Kaçıp gitmem için mi bu yağmur?&lt;br /&gt;Yağmuru severim ben bilmiyorsun&lt;br /&gt;Bu mezar, bu taş, bu kara toprak&lt;br /&gt;Beni yutmak için mi ey şehir?&lt;br /&gt;Soğuktan üşümem için mi bu karlar?&lt;br /&gt;Yoksa beyaz bir perde mi örtüyorsun karanlık yüzüne?&lt;br /&gt;Gerek yok nasılsa betondan peçelerin var ya yüzünde…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-7280305355669153144?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/7280305355669153144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=7280305355669153144' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7280305355669153144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7280305355669153144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/12/eyyam-ehir.html' title='Eyyam-Şehir'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4914300704425142925</id><published>2007-12-16T16:59:00.000+02:00</published><updated>2007-12-16T17:02:34.476+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Fatih Erdemci-Karanlık Sokakların Çirkin Çocukları</title><content type='html'>Karanlık sokakların çirkin çocukları&lt;br /&gt;Dilenen ellerinde bilinenden öte bilinmeyene gebe geceler vardır.&lt;br /&gt;Yıldızsız gökyüzünde sisli hayallerde kocaman yüreklerde bilinenden öte bilinmeyene gebe acılar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız olanlar sadece onlar anlar&lt;br /&gt;Sisin ardı soğuk sisin ardı uzak...çok uzak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soranmı var...&lt;br /&gt;Duyanmı var...&lt;br /&gt;Görenmi var...&lt;br /&gt;Bilenmi var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmek istersen sisin ardındakilerini&lt;br /&gt;Yüreğinle bakman gerekecek!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4914300704425142925?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4914300704425142925/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4914300704425142925' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4914300704425142925'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4914300704425142925'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/12/fatih-erdemci-karanlk-sokaklarn-irkin.html' title='Fatih Erdemci-Karanlık Sokakların Çirkin Çocukları'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-6059028787815272688</id><published>2007-12-13T12:46:00.000+02:00</published><updated>2007-12-13T12:49:20.835+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Antisilince-Kesme Sesini</title><content type='html'>Kesme kesme kesme sesini! &lt;br /&gt;Kesme kesme kesme sesini! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepkini göster karşılarına dikil, &lt;br /&gt;Kafanada vursalar kesme sesini, &lt;br /&gt;Sesini yükselt seslerini bastır, &lt;br /&gt;Sesin kısılsada kesme sesini, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesme kesme kesme sesini! &lt;br /&gt;Kesme kesme kesme sesini! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştakiler cebe indirdi parayı, &lt;br /&gt;Sokaktaki adam aldı yine babayı, &lt;br /&gt;Tepkini göster vatan haini olursun, &lt;br /&gt;İnsanları sömür vatan sever olursun, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesme kesme kesme sesini! &lt;br /&gt;Kesme kesme kesme sesini! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rezil etseler herkese kesme sesini! &lt;br /&gt;Götürseler merkeze kesme sesini! &lt;br /&gt;Siktirseler herkese kesme sesini! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susma sana sus deselerde&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-6059028787815272688?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/6059028787815272688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=6059028787815272688' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6059028787815272688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6059028787815272688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/12/antisilince-kesme-sesini.html' title='Antisilince-Kesme Sesini'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1386969533328572102</id><published>2007-12-09T17:46:00.000+02:00</published><updated>2007-12-09T17:55:46.742+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Objektif-Aşkının Peşimdeyim</title><content type='html'>Bir yol olur görürsen, &lt;br /&gt;Bir yol olur bilirsen, &lt;br /&gt;Bir yol olur kendinsen, &lt;br /&gt;Bu yol bizim, gelirsen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umudum seninle büyük aşk yaşamak, &lt;br /&gt;Yaşamdan aldığım her şeyi paylaşmak. &lt;br /&gt;Bildiğim doğruyu, sevginle yaşatmak, &lt;br /&gt;Bir ömür tüketip seninle yaşlanmak, &lt;br /&gt;Ben senden vazgeçemem aşkının peşindeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralandım bak... &lt;br /&gt;Buralardan bak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1386969533328572102?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1386969533328572102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1386969533328572102' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1386969533328572102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1386969533328572102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/12/objektif-aknn-peimdeyim.html' title='Objektif-Aşkının Peşimdeyim'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8060140119879322627</id><published>2007-11-23T12:57:00.000+02:00</published><updated>2007-11-23T12:58:34.430+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Kör Talih-Yalan Dünya</title><content type='html'>Kararmışsa kalbin&lt;br /&gt;Karanlıktaysa emanet&lt;br /&gt;En kötü gününde sen&lt;br /&gt;İnanmaya devam et&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmuş seni bu hayat&lt;br /&gt;Dön kendi etrafında&lt;br /&gt;İçindeki nefretin sen&lt;br /&gt;Bırak karanlığa hapset&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kala kala ne kaldı dünyada&lt;br /&gt;Bana değişmeyen bir şey şöyle&lt;br /&gt;Döne döne ne oldu dünya&lt;br /&gt;Dur dön yalan dünya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben durdum dünya döndü&lt;br /&gt;Yolumu bulamadım&lt;br /&gt;Bu nasıl oyun böyle&lt;br /&gt;Kurala uyamadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmuş seni bu hayat&lt;br /&gt;Dön kendi etrafında&lt;br /&gt;İçindeki nefretin sen&lt;br /&gt;Bırak karanlığa hapset&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8060140119879322627?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8060140119879322627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8060140119879322627' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8060140119879322627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8060140119879322627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/11/kr-talih-yalan-dnya.html' title='Kör Talih-Yalan Dünya'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5037145131445304858</id><published>2007-11-20T17:28:00.000+02:00</published><updated>2007-11-20T17:36:46.992+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öneriler'/><title type='text'>Bir Yer Var Mı Bildiğin?</title><content type='html'>harkulade bi reklam olmuş..okan bayülgenin dublaj sanatçılığındaki&lt;br /&gt;hüneri reklama bir artı daha katmış ama reklam çok kısa bence reklamı şöyle uzatmalılar....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zeytinlerinin daha parlak görünmesi için ayakkabı boyasıyla boyanmadığı&lt;br /&gt;peynirlerinin daha beyaz görünmesi için kireç ile harmanlanmadığı&lt;br /&gt;salatalıklarının mutfaktan sofraya gelene dek uzamadığı&lt;br /&gt;çayına 87 de radyasyon bulaşmamış&lt;br /&gt;halkı hala 40 yıl önceki sağ-sol kavgasını yaşamayan&lt;br /&gt;kızlarının burnu kalkmamış&lt;br /&gt;onuru paradan önemli kabul etmeyen insanların olduğu&lt;br /&gt;her ele kırmızı ojenin yakıştığı&lt;br /&gt;bütün kızların kızıl saçlı olduğu&lt;br /&gt;parayı yatırmayınca ttnetin adsl'yi kesmediği&lt;br /&gt;100 kontre 15468 tane mesaj atabildiğin&lt;br /&gt;ve ben bunları istediğimde insanların  &lt;br /&gt;sende şey buldunda şeylisini istiyon demediği&lt;br /&gt;öss gibi sikindirik bir derdin olmadığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yer var mı bildiğin...????? :):)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5037145131445304858?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5037145131445304858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5037145131445304858' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5037145131445304858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5037145131445304858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/11/bir-yer-var-m-bildiin.html' title='Bir Yer Var Mı Bildiğin?'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-836949567340107988</id><published>2007-11-16T13:17:00.000+02:00</published><updated>2007-11-16T13:18:38.972+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Bir Dörtlük...</title><content type='html'>Niceleri geldi, neler istediler; &lt;br /&gt;Sonunda dünyayı bırakıp gittiler; &lt;br /&gt;Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi? &lt;br /&gt;O gidenler de hep senin gibiydiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                  Ömer Hayyam&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-836949567340107988?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/836949567340107988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=836949567340107988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/836949567340107988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/836949567340107988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/11/blog-post.html' title='Bir Dörtlük...'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-7147665053879647053</id><published>2007-11-14T16:16:00.000+02:00</published><updated>2007-11-14T16:24:21.904+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Cankan</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RzsEv517ooI/AAAAAAAAADs/gIMGfB-kksA/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RzsEv517ooI/AAAAAAAAADs/gIMGfB-kksA/s320/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5132701421346202242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;müzik sektörü malum olduğu üzere zor günler yaşıyor.albümler satmıyor,gerekli gereksiz herkes şarkıcı olmaya çalışıyor.bu kötü durum ise dinleyici kitlesine büyük zarar veriyor.insanlar yerliler yerine yabancılara yöneliyor.bu duruma bir son verilmesi gerekiyordu.Allah sevgili kulları olan Türklere yardım elini uzattı ve gelecekten insanlar gönderdi:Cankan..kimileri dalga geçse de onları önemsemese de&lt;br /&gt;ben onları çok ciddiye alıyorum(!).onlar müzik piyasasını içine düştüğü zor durumdan kurtarmak adına Allah'ın bize büyük bir iiliği olarak 2107 yılından günümüze gelmişlerdir.Zira kıyafetleri de bunun büyük göstergesi.Dikkatle incelendiğinde kıyafetlerin geleceğin teknolojisi olan lazer silahlarına karşı dayanıklı malzemdeden imal edilmiş,koruma amaçlı kıyafetler oldugu görülecektir.&lt;br /&gt;bence biz Türkler bu ikiliye sahip çıkalım.destekleyelim :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-7147665053879647053?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/7147665053879647053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=7147665053879647053' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7147665053879647053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7147665053879647053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/11/cankan.html' title='Cankan'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RzsEv517ooI/AAAAAAAAADs/gIMGfB-kksA/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-9196007919966762447</id><published>2007-11-09T13:06:00.000+02:00</published><updated>2007-11-09T13:10:29.936+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Zeynep Bu Güzellik Var Mı Soyunda</title><content type='html'>Sivas/Kangal-Aşık Süleyman-Muzaffer Sarısözen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynep Bu Güzellik Var Mı Soyunda&lt;br /&gt;Elvan Elvan Güller Biter Bağında&lt;br /&gt;Arife Gününde Bayram Ayında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim&lt;br /&gt;Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynepe Yaptırdım Altından Tarak&lt;br /&gt;Tara Zülüflerin Bir Yana Bırak&lt;br /&gt;Zeynepe Gidemem Yollar Pek Irak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim&lt;br /&gt;Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söğüdün Yaprağı Narindir Narin&lt;br /&gt;İçerim Yanıyor Dışarım Serin&lt;br /&gt;Zeynepi Bu Hafta Ettiler Gelin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim&lt;br /&gt;Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kangaldan Aşağı Mamaşın Köyü&lt;br /&gt;Derindir Kuyusu Serindir Suyu&lt;br /&gt;Güzeller İçinde Zeynepin Huyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim&lt;br /&gt;Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-9196007919966762447?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/9196007919966762447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=9196007919966762447' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9196007919966762447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9196007919966762447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/11/zeynep-bu-gzellik-var-m-soyunda.html' title='Zeynep Bu Güzellik Var Mı Soyunda'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5494192454624124818</id><published>2007-11-05T13:39:00.000+02:00</published><updated>2007-11-05T13:44:38.074+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Kurtuldum</title><content type='html'>çenemdeki lanet aparattan çok şükür kurtuldum.&lt;br /&gt;bugün bayram günüm :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5494192454624124818?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5494192454624124818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5494192454624124818' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5494192454624124818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5494192454624124818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/11/kurtuldum.html' title='Kurtuldum'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-6821892859200461358</id><published>2007-11-03T14:06:00.000+02:00</published><updated>2007-11-03T14:26:10.924+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Azmin Zaferi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RyxlwA1TYgI/AAAAAAAAADk/kFesocPpjx4/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RyxlwA1TYgI/AAAAAAAAADk/kFesocPpjx4/s320/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128585951199846914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;azimle gerçekleştirdiğim çalışmalarının meyvesini almaya başladım.&lt;br /&gt;ilk taramanın ardından beklentilerim üstünde bir puanla&lt;br /&gt;sınıfda açık ara birinci olurken sınava giren 1100 kişinin&lt;br /&gt;üstündeki öğrenci arasındanda 67. oldum...&lt;br /&gt;olay budur başarılarımın devamını dilerim :)&lt;br /&gt;bu mutlu anımın hatrına kendime bi şarkı hediye edeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Objektif-Cansuyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizin üstünde bir kuş uçuyor &lt;br /&gt;Kanadına kondum, baktım duymuyor. &lt;br /&gt;Götürdü dalgalar üzerinden aşkıma, &lt;br /&gt;Dur dedim durmadı, aşkı bilmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönlüm benim bir deniz, dalgalar hep var. &lt;br /&gt;Aşkıma, inadına fırtınalar var. &lt;br /&gt;Durdurun rüzgârı, esmesin a dostlar, &lt;br /&gt;Sığınacak limanlar, hep uzaktalar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Martının çığlığında bir seven ağlar, &lt;br /&gt;Denizin tuzlu suyu yaramı dağlar. &lt;br /&gt;Durdurun akıyor şu gönlümün ırmağı &lt;br /&gt;Aşkımın cansuyu karlı dağlardan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgârın uğultusu, şarkımı ağlar, &lt;br /&gt;Dolaşıp sevenleri, haberim yollar. &lt;br /&gt;Durdurun esmesin, şu gönlümün rüzgârı, &lt;br /&gt;Aşkımın içinde fırtınalar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Martının çığlığında bir seven ağlar, &lt;br /&gt;Denizin tuzlu suyu yaramı dağlar. &lt;br /&gt;Durdurun akıyor şu gönlümün ırmağı &lt;br /&gt;Aşkımın cansuyu karlı dağlardan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-6821892859200461358?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/6821892859200461358/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=6821892859200461358' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6821892859200461358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6821892859200461358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/11/azmin-zaferi.html' title='Azmin Zaferi'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RyxlwA1TYgI/AAAAAAAAADk/kFesocPpjx4/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1446978735637865240</id><published>2007-10-29T13:42:00.000+02:00</published><updated>2007-10-29T13:53:00.929+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Kayseri'den Müthiş  Görüntüler</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RyXHuQ1TYfI/AAAAAAAAADc/tHxdX1Z7vG4/s1600-h/MITING444E.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RyXHuQ1TYfI/AAAAAAAAADc/tHxdX1Z7vG4/s320/MITING444E.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126723348437623282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kayseri pkk/kürt terörünü yüzbinlerce kişinin katılımıyla lanetledi.&lt;br /&gt;organizasyonu düzenleyen,katılan herkese sonsuz saygılar sevgiler.&lt;br /&gt;gönül isterdiki bende orada olsaydım ama yine hasta oldugum için katılamadım..&lt;br /&gt;üzüm üzüme baka baka kararır deyip dururdun aşkım dediğin doğru çıktı.&lt;br /&gt;bende senin gibi çürük çıktım.1 ay içinde iki kez hasta oldum ve iileştim :)&lt;br /&gt;dersane..&lt;br /&gt;ilk tarama sınavını yaptık..umarım düşündüğüm dereceye ulaşırım dersane içinde&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1446978735637865240?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1446978735637865240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1446978735637865240' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1446978735637865240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1446978735637865240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/kayseriden-mthi-grntler.html' title='Kayseri&apos;den Müthiş  Görüntüler'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RyXHuQ1TYfI/AAAAAAAAADc/tHxdX1Z7vG4/s72-c/MITING444E.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8476248414583162123</id><published>2007-10-24T17:54:00.000+03:00</published><updated>2007-10-24T18:10:53.397+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Kısa...Kısa...</title><content type='html'>dersane....&lt;br /&gt;dersane ii hoş da bi de staj yapmakta olan genç arkadaşlar(ki bunlara bazıları&lt;br /&gt;hocam şeklinde hitap ediyor.bense dayı,baba,hacım gibi önadlar kullanıyorum) bir öğrenci çözemediği bir soruyu getrdiğinde sorudan korkmasalar daha cesur olsalar..nerdeyse elinde soruyla gelen bi öğrenci görünce kaçacaklar :)&lt;br /&gt;karakefen...&lt;br /&gt;ben elmamıyım ki vitaminim kabuğumda olsun..benim vitaminim içimde içimde!!! :)&lt;br /&gt;krizalit...&lt;br /&gt;yaratılmşların en güzeli beni seviyo bundan daha ötesi var mı ya:)&lt;br /&gt;tabi bende onu...&lt;br /&gt;müzik....&lt;br /&gt;enfes bir ses,ama şarkıları biraz fazla ağır geliyor bazen:Neslihan&lt;br /&gt;spor....&lt;br /&gt;tanrı Türk takımlarının yardımcısı olsun..hepsine yabancı takımlarla olan&lt;br /&gt;maçlarında sonsuz başarılar...&lt;br /&gt;gündem...&lt;br /&gt;dengesiz yönetilen devletimin,korkak başbakanı bin artık it sürüsünün tepesine&lt;br /&gt;her kürde bir kurşun.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8476248414583162123?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8476248414583162123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8476248414583162123' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8476248414583162123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8476248414583162123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/ksaksa.html' title='Kısa...Kısa...'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4208325332234597348</id><published>2007-10-24T17:51:00.000+03:00</published><updated>2007-10-24T17:53:29.469+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Grizu__Bira ve Kahve</title><content type='html'>Seni düşünüyorum bu gece gene &lt;br /&gt;Benden kurtulmasını bilirsin diye &lt;br /&gt;Bunca güzellik varken çevrede &lt;br /&gt;Tüm geceki dostum yine bira ve kahve &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir yoldan sonra unuturdum &lt;br /&gt;Birgün belki seni tekrar görürdüm &lt;br /&gt;Beyaz pantolonunu okşamak için &lt;br /&gt;Tokadını bile yiyebilirdim &lt;br /&gt;Hüzünlü bir şarkı söylüyorum yine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni üzmesini bilirsin diye &lt;br /&gt;Birkaç fotoğraf yolladın gizlice &lt;br /&gt;Tüm geceki dostum yine bira ve kahve &lt;br /&gt;Güzeldin ve biraz serseriydin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu şeyi iyi hayal edebilirdin &lt;br /&gt;Peşinden koşturmak için herkesi &lt;br /&gt;Kalçanı çalkamayıda bilirdin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen benim olmasanda &lt;br /&gt;Bazen bana bakmasanda &lt;br /&gt;Sen hep yanımdasın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4208325332234597348?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4208325332234597348/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4208325332234597348' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4208325332234597348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4208325332234597348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/grizubira-ve-kahve.html' title='Grizu__Bira ve Kahve'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1967289111735347074</id><published>2007-10-24T17:48:00.000+03:00</published><updated>2007-10-24T17:50:16.410+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Direc-t__Git</title><content type='html'>Ben aslında hiç böyle değildim &lt;br /&gt;Kimseyi sevmezdim bu kadar &lt;br /&gt;İçime kapanıp kalmıştım &lt;br /&gt;Ben burada &lt;br /&gt;Küçücük odamda &lt;br /&gt;Ben aslında hiç böyle değildim &lt;br /&gt;Kötülük çıkmazdı aklımdan &lt;br /&gt;İyilik yapmazdım kimseye &lt;br /&gt;Kendime bile &lt;br /&gt;Kendime bile &lt;br /&gt;Git &lt;br /&gt;Sakın dönme bana &lt;br /&gt;Git &lt;br /&gt;Hak ettim galiba &lt;br /&gt;Git..! &lt;br /&gt;Beni aldın, böldün! &lt;br /&gt;Tükettin! &lt;br /&gt;Bıraktın! &lt;br /&gt;Attın! &lt;br /&gt;Dağıttın! &lt;br /&gt;Paramparça ettin ..!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1967289111735347074?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1967289111735347074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1967289111735347074' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1967289111735347074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1967289111735347074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/direc-tgit.html' title='Direc-t__Git'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5612744061551843430</id><published>2007-10-18T20:28:00.000+03:00</published><updated>2007-10-18T20:42:06.416+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Son Birkaç Günüm</title><content type='html'>pztesinden itibaren ilk kez neti açtım :(&lt;br /&gt;Tezkere...&lt;br /&gt;Türkiye tezkereyi çıkardı,umarım arkası gelir ve bizim olan topraklara kimseden hesap almadan istediğimiz temizliği yaparız..bu konuda umutluyum&lt;br /&gt;ÖSS Yolculuğum...&lt;br /&gt;öss 2007 taban puanlarını gördüm ilk önce derin bir &lt;br /&gt;oooohaaaaaaaaaaaaa çektikten sonra ekledim&lt;br /&gt;yuh be nasıl almışlar bunlar bu puanları?&lt;br /&gt;şeklinde bunlu bunlu düşünmeye başladım,hala da düşünüyorum&lt;br /&gt;krizalitim...&lt;br /&gt;bu arada birazda krialitimi düşündüm..&lt;br /&gt;sanırım bana yine tavır koyuyor..&lt;br /&gt;burdan ona da bir mesajım var&lt;br /&gt;bırak kızım bu işleri!!! biriksin halledicez :):)&lt;br /&gt;milli maç...&lt;br /&gt;Türk takımının en ii oyuncusu bir brezilyalı ne kadr acı verici:(&lt;br /&gt;Müzik...&lt;br /&gt;Hakan Kurşun isimli müzisyenin albümünü henüz dinleme imkanım oldu.&lt;br /&gt;deneysel bir çalışma diye duymuştum..dinledim ve karar verdim..birka. şarkı ii de&lt;br /&gt;diğerlerini baştan yapmayı yeniden denese daha ii olacak sanırım..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5612744061551843430?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5612744061551843430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5612744061551843430' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5612744061551843430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5612744061551843430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/son-birka-gnm.html' title='Son Birkaç Günüm'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1206126136582562014</id><published>2007-10-18T20:25:00.000+03:00</published><updated>2007-10-18T20:26:55.535+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Misak-ı Milli Haritamız</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RxeXRNH1zWI/AAAAAAAAADU/soAWNyco_jo/s1600-h/misakmillisg9.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RxeXRNH1zWI/AAAAAAAAADU/soAWNyco_jo/s320/misakmillisg9.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5122729422993345890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;olması gereken sınırlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1206126136582562014?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1206126136582562014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1206126136582562014' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1206126136582562014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1206126136582562014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/misak-milli-haritamz.html' title='Misak-ı Milli Haritamız'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RxeXRNH1zWI/AAAAAAAAADU/soAWNyco_jo/s72-c/misakmillisg9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8813034352803564319</id><published>2007-10-18T20:21:00.000+03:00</published><updated>2007-10-18T20:23:01.360+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>AtaTürk'ten Türkçü Sözler</title><content type='html'>•   Türkiye Türklerindir.&lt;br /&gt;•   Kanını taşıyandan başkasına inanma.&lt;br /&gt;•   Dünya üzerinde Türk’ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir.&lt;br /&gt;•   Bir gün ressamlar Türk’ün simasını kaybederlerse yıldırımı alsınlar yapıversinler.&lt;br /&gt;•   Türklerin yaşadıkları her yer misak-ı milli hudutları içindedir.&lt;br /&gt;•   Hayattaki yegane üstünlüğüm Türk doğmaktır.&lt;br /&gt;•   Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz.&lt;br /&gt;•   Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.&lt;br /&gt;•   Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.&lt;br /&gt;•   Eğer bende bazı fevkaladelikler görüyor buluyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız.&lt;br /&gt;•   Bu ülke, tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.&lt;br /&gt;•   Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur.&lt;br /&gt;•   Taş kırılır, tunç erir. Ama Türklük ebedidir.&lt;br /&gt;•   Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir.&lt;br /&gt;•   Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir.&lt;br /&gt;•   Türk, Türk olduğu için asildir. Çoğumuz büyükbabamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın bilincinde buluruz.&lt;br /&gt;•   Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.&lt;br /&gt;•   Ulusal varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı, “Türk’üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi” diyelim.&lt;br /&gt;•   Türk, çetin işler başarmak için yaratılmıştır.&lt;br /&gt;•   Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.&lt;br /&gt;•   Bir Türk, cihana bedeldir.&lt;br /&gt;•   İstanbul’da çıkan bir dergiyi Kaşgar’daki bir Türk de anlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Son Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8813034352803564319?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8813034352803564319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8813034352803564319' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8813034352803564319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8813034352803564319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/atatrkten-trk-szler.html' title='AtaTürk&apos;ten Türkçü Sözler'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-7934935177369506623</id><published>2007-10-13T20:15:00.000+03:00</published><updated>2007-10-13T21:13:13.676+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Umutsuz Bekleyişler</title><content type='html'>anlamsız bir yaşamdaki son çırpınışım olucak bu&lt;br /&gt;ne bir şans ne de başka birşey.&lt;br /&gt;ya aynı yolda devam ya da ilk kavşaktan dönüş.&lt;br /&gt;en ii yaptığım şeyi yapıcam:kaçmak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-7934935177369506623?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/7934935177369506623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=7934935177369506623' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7934935177369506623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7934935177369506623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/umutsuz-bekleyiler.html' title='Umutsuz Bekleyişler'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-9116347859384225446</id><published>2007-10-13T20:09:00.000+03:00</published><updated>2007-10-13T20:12:27.393+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Atsız'ın Kardeşi Sançar'a Gönderdiği Resim</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RxD8U9H1zVI/AAAAAAAAADM/Sg5erLLk36A/s1600-h/nihalatsiz-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RxD8U9H1zVI/AAAAAAAAADM/Sg5erLLk36A/s320/nihalatsiz-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5120870213255286098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-9116347859384225446?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/9116347859384225446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=9116347859384225446' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9116347859384225446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9116347859384225446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/atszn-kardei-sanara-gnderdii-resim.html' title='Atsız&apos;ın Kardeşi Sançar&apos;a Gönderdiği Resim'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RxD8U9H1zVI/AAAAAAAAADM/Sg5erLLk36A/s72-c/nihalatsiz-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-7189139836280860379</id><published>2007-10-13T20:00:00.000+03:00</published><updated>2007-10-13T20:01:37.122+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Hüseyin Nihal Atsız-Karanlık</title><content type='html'>Son ışık söneli nice zamandır; &lt;br /&gt;Rüyalar! Yeniden önüme düşün! &lt;br /&gt;Yardan ayrı geçen uzun yıllarda &lt;br /&gt;Hülyası bulunmaz bir anlık düşün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayını kalbime Ayzıt asalı &lt;br /&gt;Başka bir eldenim, katı yasalı. &lt;br /&gt;Burda koskoca bir gönül masalı &lt;br /&gt;Kaybolur içinde bir damla yaşın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkı için verince bu kadar emek &lt;br /&gt;Varlıktan sıyrılıp ruh olmak gerek. &lt;br /&gt;Ey zaman, ey dünya! Geri gelmemek &lt;br /&gt;Üzere sizler de benimle koşun!..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-7189139836280860379?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/7189139836280860379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=7189139836280860379' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7189139836280860379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7189139836280860379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/hseyin-nihal-atsz-karanlk.html' title='Hüseyin Nihal Atsız-Karanlık'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3071149314217216879</id><published>2007-10-12T14:31:00.000+03:00</published><updated>2007-10-12T14:37:17.237+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Hepinize Güle Güle</title><content type='html'>kendini vazgeçilmez,bulunmaz hint kumaşı zanneden&lt;br /&gt;hayatımdaki yerlerini çayın içine atılan 2 küp şeker kadar&lt;br /&gt;olmazsa olmaz gören,&lt;br /&gt;canım dediğimde bana süslü laflar söylemesen ii olur şeklinde cevap veren&lt;br /&gt;birazcık kibar davrandığımız için poposu arşa kadar kalkan&lt;br /&gt;tutarsız,gereksiz,benim hatalarım sonucu hayatıma girmiş&lt;br /&gt;çok değerli insanlardan bıktım artık....&lt;br /&gt;benden uzak olun...hepinize güle güle&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3071149314217216879?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3071149314217216879/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3071149314217216879' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3071149314217216879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3071149314217216879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/hepinize-gle-gle.html' title='Hepinize Güle Güle'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-638184511777590184</id><published>2007-10-12T14:28:00.000+03:00</published><updated>2007-10-12T14:31:18.175+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Atatürk'ün Soyu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rw9a8tH1zUI/AAAAAAAAADE/4UPciIt3L4s/s1600-h/milliyetb1us9.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rw9a8tH1zUI/AAAAAAAAADE/4UPciIt3L4s/s320/milliyetb1us9.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5120411300294675778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;AtaTürk Yörük Türkmeni&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-638184511777590184?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/638184511777590184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=638184511777590184' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/638184511777590184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/638184511777590184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/atatrkn-soyu.html' title='Atatürk&apos;ün Soyu'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rw9a8tH1zUI/AAAAAAAAADE/4UPciIt3L4s/s72-c/milliyetb1us9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-7341768508585071047</id><published>2007-10-11T23:13:00.000+03:00</published><updated>2007-10-11T23:15:13.896+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Soykırım Yalanına Alet Olmuş Haysiyetsiz Ülkeler</title><content type='html'>Sözde Ermeni soykırımını kabul eden ülkeler ve kabul ettikleri yıllar şöyle:&lt;br /&gt;- Uruguay: 1965, 2004, 2005.&lt;br /&gt;- Kıbrıs Rum Kesimi: 1982.&lt;br /&gt;- Arjantin: 1993, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007.&lt;br /&gt;- Rusya: 1995, 2005.&lt;br /&gt;- Kanada: 1996, 2000, 2004&lt;br /&gt;- Yunanistan: 1996&lt;br /&gt;- Lübnan: 1997, 2000&lt;br /&gt;- Belçika: 1998&lt;br /&gt;- İtalya: 2000&lt;br /&gt;- Vatikan: 2000&lt;br /&gt;- Fransa: 2001&lt;br /&gt;- İsviçre: 2003&lt;br /&gt;- Slovakya: 2004&lt;br /&gt;- Hollanda: 2004&lt;br /&gt;- Polonya: 2005&lt;br /&gt;- Almanya: 2005&lt;br /&gt;- Venezuella: 2005&lt;br /&gt;- Litvanya: 2005&lt;br /&gt;- Şili: 2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-7341768508585071047?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/7341768508585071047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=7341768508585071047' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7341768508585071047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7341768508585071047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/soykrm-yalanna-alet-olmu-haysiyetsiz.html' title='Soykırım Yalanına Alet Olmuş Haysiyetsiz Ülkeler'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-7415943339123829442</id><published>2007-10-11T16:59:00.000+03:00</published><updated>2007-10-11T17:16:30.353+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Karakefen'den Bayram Mesajı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rw4v79H1zTI/AAAAAAAAAC8/xAY07VA48Xw/s1600-h/kontor.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rw4v79H1zTI/AAAAAAAAAC8/xAY07VA48Xw/s320/kontor.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5120082533433068850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni tanıyan,&lt;br /&gt;her anı beni düşünmekle geçirmese de&lt;br /&gt;arada bir olsa dahi hatırlayan,&lt;br /&gt;beni hiç hatırlamayan(bende sizi unuttum),&lt;br /&gt;benim adımı duyduğunda tüylerini diken diken olan,benim adımı duyduğumda kusan,&lt;br /&gt;okulda üç kuruş paramızı ortaya koyup dondurmalı tel kadayıf yediğimiz,&lt;br /&gt;konsere gitmek uğruna 5 km yürüdüğümüz,&lt;br /&gt;sabahın 10'undan akşamın 23'üne kadar top koşturduğumuz,&lt;br /&gt;lise de kalorifer peteğine oturup benmle birlikte&lt;br /&gt;hocadan oğlum siz evde de peteğe mi oturuyosunuz şeklinde azar işiten&lt;br /&gt;sayısız güzel anımızı beraber yaşadığımız değerli andam,&lt;br /&gt;başta olmak üzere&lt;br /&gt;bende emeği geçen,emeği geçmeyipde hak idda eden&lt;br /&gt;tanıdığım tanımadığım,tanışmak için kuyrukta bekleyen fakat bir türlü &lt;br /&gt;sıranın kendisine gelmediği bütün insanlar&lt;br /&gt;hepinizin bayramını kutlarım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-7415943339123829442?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/7415943339123829442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=7415943339123829442' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7415943339123829442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7415943339123829442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/karakefenden-bayram-mesaj.html' title='Karakefen&apos;den Bayram Mesajı'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rw4v79H1zTI/AAAAAAAAAC8/xAY07VA48Xw/s72-c/kontor.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3025995216914050312</id><published>2007-10-11T16:50:00.000+03:00</published><updated>2007-10-11T16:58:06.949+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Brakisefal Kafatası</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rw4rKdH1zSI/AAAAAAAAAC0/j5XsyckrR00/s1600-h/CAN_AKIN_VAN.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rw4rKdH1zSI/AAAAAAAAAC0/j5XsyckrR00/s320/CAN_AKIN_VAN.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5120077284983033122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brakisefal kafa yapisi, Türkçe de yuvarlak kafa yapisi anlamına gelmektedir. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk zamaninda yapilan arastirmalarda Türkler'in makrobrakisefal ve brakisefal kafatasına sahip olduğu kesinlikle kanitlanmistir. brakisefal kafatası yapisi, Türk ırkı'nın bilimsel ismi oldugu söylenebilir. Yapilan ölcümlerde Türkler'in ortalama beyin hacmi 95 ve 98 inc-küp arasında cıkmıstır. Bu rakamlar bugüne kadar dünyada yakalanabilmiş en yüksek ortalamadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3025995216914050312?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3025995216914050312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3025995216914050312' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3025995216914050312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3025995216914050312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/brakisefal-kafatas.html' title='Brakisefal Kafatası'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rw4rKdH1zSI/AAAAAAAAAC0/j5XsyckrR00/s72-c/CAN_AKIN_VAN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-86171824755780154</id><published>2007-10-09T20:54:00.000+03:00</published><updated>2007-10-09T20:56:17.650+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Yeni Sınıfım,Mutluyum</title><content type='html'>ee yeni sınıfımdayım artık&lt;br /&gt;uzun uğraşlar ve yılmayan mücadelem sonunda sınıfımı değiştirdim.&lt;br /&gt;ama sanırım bu durumdan hocalar rahatsız oldu&lt;br /&gt;sürekli yanıma gelip konuşma gökhan diye diye yoruldular :)&lt;br /&gt;ama kim sallar onları keyfim yerimde,zevkle derslere giriyorum ve keyfle ders işliyoruz&lt;br /&gt;tabi fizik hariç..&lt;br /&gt;ha gayret gökhan olucak Hacettepe...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-86171824755780154?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/86171824755780154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=86171824755780154' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/86171824755780154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/86171824755780154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/yeni-snfmmutluyum.html' title='Yeni Sınıfım,Mutluyum'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-7376571357260599416</id><published>2007-10-09T20:51:00.001+03:00</published><updated>2008-03-24T12:57:32.285+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Hüseyin Nihal Atsız Bozkurtların Ölümü</title><content type='html'>Usta edebiyatçı ve büyük fikir adamı Nihal Atsız'ın Göktürkleri konu alan enfes romanı.Hayatımda ilk kez bir kitabı 3-4 saat aralıksız okudum.&lt;br /&gt;Okurken de tüylerim diken diken oldu.Ellerine sağlık Atsız..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-7376571357260599416?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/7376571357260599416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=7376571357260599416' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7376571357260599416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7376571357260599416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/hseyin-nihal-atsz-bozkurtlarn-lm.html' title='Hüseyin Nihal Atsız Bozkurtların Ölümü'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-6402166490566896569</id><published>2007-10-07T17:12:00.000+03:00</published><updated>2007-10-07T17:17:09.997+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Karakefen'in Kabusu</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rwjpo9H1zRI/AAAAAAAAACs/jahgJoSI3cs/s1600-h/derslker.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rwjpo9H1zRI/AAAAAAAAACs/jahgJoSI3cs/s320/derslker.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5118597866318056722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dersane başladı herşey güzel gidiyor fakat birşey olduğu yerde sayıyor.Gitmiyor.Hatta benden kaçıyor.O da fizik dersi.ÖSS yolunda beni en çok yoran bu ders olacak galiba.ÖSS birinciliğimin önündeki en büyük engel bu ders.&lt;br /&gt;Daha iki hafta dolmasına rağmen olay kabus halini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah yardımcım olsun :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-6402166490566896569?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/6402166490566896569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=6402166490566896569' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6402166490566896569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6402166490566896569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/karakefenin-kabusu.html' title='Karakefen&apos;in Kabusu'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/Rwjpo9H1zRI/AAAAAAAAACs/jahgJoSI3cs/s72-c/derslker.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3607842015575332614</id><published>2007-10-07T17:07:00.000+03:00</published><updated>2007-10-07T17:09:56.163+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Hüseyin Nihal Atsız'ın Vasiyeti</title><content type='html'>Nihal Atsız'ın oğlu Yağmura yazmış olduğu vasiyet.&lt;br /&gt;Mum dibini aydınlatmazmış sözüne en güzel örneklerden biri bu baba oğul olsa gerek.&lt;br /&gt;Baba ne kadar milliyetçi ise oğlu bir o kadr komünist.&lt;br /&gt;Maalesef :(:(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur Oğlum! &lt;br /&gt;Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarın ki düşmanlarımızdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içer(de)ki düşmanlarımızdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı. &lt;br /&gt;Tanrı yardımcın olsun! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihal Atsız &lt;br /&gt;4 Mayis 1941&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3607842015575332614?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3607842015575332614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3607842015575332614' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3607842015575332614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3607842015575332614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/hseyin-nihal-atszn-vasiyeti.html' title='Hüseyin Nihal Atsız&apos;ın Vasiyeti'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-6674021991208837770</id><published>2007-10-07T17:05:00.000+03:00</published><updated>2007-10-07T17:06:15.532+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>Korku</title><content type='html'>Bir lahza uzaktan seni görmem, &lt;br /&gt;Hasretle yanan bağrıma bir damla su oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensiz geçerek ruhu karartan koca bir yıl, &lt;br /&gt;Hissiz ve hayatsız bir ölüm uykusu oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömrümdeki en korkulu endişe ve duygu, &lt;br /&gt;Sensiz yaşamak korkusu oldu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H.Nihal Atsız&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-6674021991208837770?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/6674021991208837770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=6674021991208837770' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6674021991208837770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6674021991208837770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/korku.html' title='Korku'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-2314610730712310210</id><published>2007-10-07T14:07:00.000+03:00</published><updated>2007-12-11T16:33:05.156+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Krizalit'im Ah Keşke..</title><content type='html'>keşke burda olsan da 29 Ekimdeki Murat Yılmazyıldırım&lt;br /&gt;konserine beraber gitseydik.&lt;br /&gt;Melisa Dülşerini el ele kol kola beraber bağıra bağıra söyleseydik&lt;br /&gt;seni çok özlüyo ben :(:(:(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-2314610730712310210?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/2314610730712310210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=2314610730712310210' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2314610730712310210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2314610730712310210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/krizalitim-ah-keke.html' title='Krizalit&apos;im Ah Keşke..'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1140030693326542435</id><published>2007-10-07T14:05:00.000+03:00</published><updated>2007-10-07T14:07:06.106+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Gök Türk Yasaları</title><content type='html'>Çin kaynaklarında az da olsa birtakım Gök Türk yasaları (Törü) kayıtlıdır, elimdekiler şunlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ayaklanan kişi öldürülür. &lt;br /&gt;- Adam öldüren kişi öldürülür (sanırım burada suçsuz yere adam öldürenlere değiniliyor). &lt;br /&gt;- Bağlı at çalanlar öldürülür. &lt;br /&gt;- Zînâ yapanlar parçalara ayrılır ve erkeğin cinsel organı kesilir. &lt;br /&gt;- Adam yaralayanlar kadınla ya da kadınsız mal-mülkle karşılığını öder, ödenen miktar yaranın hafifliğine bağlıdır. &lt;br /&gt;- Evli kadınlara zarar verenler bunu varlıklarıyla öderken, at çalanlar on katı cezâ ödemek zorunda kalırlar. &lt;br /&gt;- Kadınları çapkınlık yapma yoluyla aldatanlar ağır biçimde mal-mülk ödemekle cezâlandırılır ve o kadınla evlenmek zorunda bırakılırlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1140030693326542435?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1140030693326542435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1140030693326542435' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1140030693326542435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1140030693326542435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/gk-trk-yasalar.html' title='Gök Türk Yasaları'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-352722757200344912</id><published>2007-10-05T21:55:00.000+03:00</published><updated>2007-12-11T16:32:22.235+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Karakefen'in bitanecik sevdiceği:Krizalit</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwaJZdH1zPI/AAAAAAAAACc/aiiCArXpXWo/s1600-h/nill.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwaJZdH1zPI/AAAAAAAAACc/aiiCArXpXWo/s320/nill.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5117929096960396530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biricik aşkım,sevdiceğim hergece aklımdasın.buna belki inanmıyorsun ama gerçekten aklımdasın.seni düşünürken başıma neler gelyor tahmin ediyosundur :):)&lt;br /&gt;her gece o gözlerinin içine bakarak yapacağım kahvaltıları,&lt;br /&gt;birbirimize perçinlenmişçesine sarılıp uyuyacağımız o güzel gecelerin düşlerini kuruyorum.sakın unutulduğunu sanma.&lt;br /&gt;sabırla işeyen duvarı delermiş aşkım&lt;br /&gt;ben sabırla işedim duvarı deldim ama önüme bi de metak koydular&lt;br /&gt;metali işeyerek eritirsem sana kavuşacakmışım.&lt;br /&gt;şu metali bi eriteyim yanındayım güzel gözlü melemmm.&lt;br /&gt;gerizekalı sevgilimi dinlettirme bana kız :):)&lt;br /&gt;akıllı ol.kilo alma&lt;br /&gt;geceler erken yat,sabahları erken kalk.&lt;br /&gt;yahu seni çok seviyo ben :(:(&lt;br /&gt;haziran gibi inş msn sohbetlerimiz de tek konu konuşuyor olucaz&lt;br /&gt;o da evlilik tarihimiz olucak.ben inandım sende inan.&lt;br /&gt;unutma ki herşey senin için,sana göre,sana doğru&lt;br /&gt;sözlerime burada son vermeden önce&lt;br /&gt;babanın ellerinden,annenin yanaklarından&lt;br /&gt;erkek kardeşinin alnından,güzel bir kuzenin vardı onun gözlerinden&lt;br /&gt;ameliyat olan eniştenin ameliyat dikişlerinden&lt;br /&gt;yeşimin de senin izin verdiğin herhangi bir yerinden öptüğümü bildirmeni istiyorum&lt;br /&gt;sevgiyle kal ''bok aşkım'' :):)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haaaa bu arada:Sevdalar Ölmez Göklerde Yaşarlar bunu aklından çıkarma&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-352722757200344912?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/352722757200344912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=352722757200344912' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/352722757200344912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/352722757200344912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/karakefenin-bitanecik-sevdiceikrizalit.html' title='Karakefen&apos;in bitanecik sevdiceği:Krizalit'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwaJZdH1zPI/AAAAAAAAACc/aiiCArXpXWo/s72-c/nill.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-945740922922172473</id><published>2007-10-04T16:50:00.000+03:00</published><updated>2007-10-04T17:02:34.212+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Turan Çıkıntısı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwTxrtH1zOI/AAAAAAAAACU/U4eLsGfrq1Y/s1600-h/turan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwTxrtH1zOI/AAAAAAAAACU/U4eLsGfrq1Y/s320/turan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5117480809748876514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Turan çıkıntısı kafatasının neresinde bulunur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafatasının arka – orta - kısmında yumru şeklinde ki çıkıntıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Turan çıkıntısını nasıl tespit edebiliriz? Turan çıkıntısı nasıl bir çıkıntıdır, özellikleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turan çıkıntısı kafanın arka orta kısmında elle yoklandığında bile kolayca fark edilebilir. Yumru şeklindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Turan çıkıntısı kaybolabilir mi? Hangi yöntemle kaybolabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turan çıkıntısı doğum sırasında ve bebeklik döneminde başın sıkıca bağlanması sonucu kaybolabilir.&lt;br /&gt;Anadolu’da genellikle çocukların başı arkaya doğru çıkıntılı olmasın düşüncesiyle sıkıca bağlanması sonucunda bu çıkıntı kaybolabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Sezaryenle doğanlarda Turan çıkıntısına benzer bir çıkıntı var mıdır? Varsa bunu Turan çıkıntısından nasıl ayırt edebiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezaryenle doğan bebeklerde de turan çıkıntısı olabilmektedir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta yine kafanın arka kısmında bulunan  “sella tursica” –Türk eğeri- adı verilen anatomik yapı ile karıştırmamak lazımdır.&lt;br /&gt;Turan çıkıntısı yumru şeklinde, Türk eğeri ise, adından da anlaşılacağı gibi, kemer biçimindedir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Her Türk'te Turan çıkıntısı bulunmak zorunda mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kişinin Türk olup-olmadığını sadece Turan çıkıntısıyla belirlemek, doğru bir yaklaşım değildir.&lt;br /&gt;Bir kişinin ırkını salt turan çıkıntısıyla tespite çalışmak, çoğu zaman, yanlış sonuçlara götürmektedir. Zira Kafkas halklarının büyük kısmında ve Ermenilerde de turan çıkıntısı vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-945740922922172473?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/945740922922172473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=945740922922172473' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/945740922922172473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/945740922922172473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/turan-knts.html' title='Turan Çıkıntısı'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwTxrtH1zOI/AAAAAAAAACU/U4eLsGfrq1Y/s72-c/turan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-2930596708772096756</id><published>2007-10-01T23:19:00.000+03:00</published><updated>2007-10-01T23:21:18.590+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Güzel Günler..</title><content type='html'>sorunların ardından mutlu olmak&lt;br /&gt;umutlu beklentili olmak&lt;br /&gt;gidenleri düşünmeden kalanlarla yetinmek güzel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-2930596708772096756?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/2930596708772096756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=2930596708772096756' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2930596708772096756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2930596708772096756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/gzel-gnler.html' title='Güzel Günler..'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8397942978271284190</id><published>2007-10-01T23:01:00.000+03:00</published><updated>2007-10-01T23:05:56.074+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öneriler'/><title type='text'>Albüm Önerisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwFSp9H1zLI/AAAAAAAAAB8/0Wkx90Z90QE/s1600-h/dsskapak2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwFSp9H1zLI/AAAAAAAAAB8/0Wkx90Z90QE/s320/dsskapak2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5116461532405157042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düş Sokağı Sakinleri En Güzel Düşler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir daha bu sakinler bir araya ne zaman gelir bilinmez.&lt;br /&gt;o yüzden bu albümü siz değerli okuyucularıma(ki bunlar 10000 lerle ifade ediliyor)&lt;br /&gt;önermeyi boynumun borcu biliyorum :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8397942978271284190?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8397942978271284190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8397942978271284190' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8397942978271284190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8397942978271284190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/albm-nerisi.html' title='Albüm Önerisi'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwFSp9H1zLI/AAAAAAAAAB8/0Wkx90Z90QE/s72-c/dsskapak2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-6690048295308054003</id><published>2007-10-01T22:54:00.001+03:00</published><updated>2008-03-24T13:00:45.676+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Bunu Yapacak İnsanı Arıyorum...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwFRtdH1zKI/AAAAAAAAAB0/HRzaPu5p3go/s1600-h/8148imzagh2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwFRtdH1zKI/AAAAAAAAAB0/HRzaPu5p3go/s320/8148imzagh2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5116460493023071394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-6690048295308054003?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/6690048295308054003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=6690048295308054003' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6690048295308054003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/6690048295308054003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/blog-post.html' title='Bunu Yapacak İnsanı Arıyorum...'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gAaQw_iyZ30/RwFRtdH1zKI/AAAAAAAAAB0/HRzaPu5p3go/s72-c/8148imzagh2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-389158647318534375</id><published>2007-10-01T22:33:00.000+03:00</published><updated>2007-10-01T22:42:36.966+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Türk Düşmanları</title><content type='html'>liste maalesef bir hayli kabarık işte birkaçı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ORHAN PAMUK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSMAN BAYDEMİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABDULLAH ÖCALAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKIN BİRDAL(maalesef bir de vekil seçildi,dtp yandaşçısı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞU PERİNÇEK (IP Lideri-CIN ve PKK Isbirlikcisi-Vatan Haini)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FERHAT TUNÇ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETHULLAH GÜLEN (şeriatçı Elebaşı-Amerikan Ajanı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GRUP YORUM (KOMÜNİST KÜRTÇÜ ŞARKICI GRUBU)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEHMET ALİ BİRAND&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MESUT BARZANİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PERİHAN MAĞDEN (askerlikten kaçan ite destek olmaktan çekinmedi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YILMAZ ERDOĞAN (Sanatçı Takkiyeli azılı Türk Düşmanı-Vatan Haini)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve en son yazısıyla Türk-Türkçü düşmanı olduğunu bağıra bağıra anlatan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soner Yalçın EFENDİ(!)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-389158647318534375?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/389158647318534375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=389158647318534375' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/389158647318534375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/389158647318534375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/10/trk-dmanlar.html' title='Türk Düşmanları'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5412092590026378404</id><published>2007-09-29T22:27:00.000+03:00</published><updated>2007-09-29T22:32:20.191+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hepimiz Türk&apos;üz'/><title type='text'>Hepimiz Türk'üz</title><content type='html'>imzanla oynanan basit ve kirli oyunlara alet olmadığını göster..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.hepimizturkuz.biz/index.php&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5412092590026378404?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5412092590026378404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5412092590026378404' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5412092590026378404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5412092590026378404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/hepimiz-trkz.html' title='Hepimiz Türk&apos;üz'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8306611356139156717</id><published>2007-09-28T22:34:00.000+03:00</published><updated>2007-09-28T22:56:18.875+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öneriler'/><title type='text'>BarışaRock(!)</title><content type='html'>adına aldanmayın sakın...&lt;br /&gt;barış kadar saf,içten,masum bir organizasyon değil:barışarock&lt;br /&gt;amacı müzik dinletisi sunmak değil&lt;br /&gt;birtakım bozuk düşünceleri ve içi boşalmış&lt;br /&gt;sözleri barış başlığı altında empoze etmektir.&lt;br /&gt;rock'n coke'a,emperyalizme paranızı kaptırmayın&lt;br /&gt;onların ekmeğine yağ sürmeyin türünden sloganlarla&lt;br /&gt;gençleri çekip,onlara&lt;br /&gt;sosyalizm,halkların kardeşliği,devrim gibi&lt;br /&gt;hiçbir anlamı olmayan düşünceleri empoze etmekteler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU TAKİYEYE HOŞGÖRÜ GÖSTERMEYELİM!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8306611356139156717?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8306611356139156717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8306611356139156717' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8306611356139156717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8306611356139156717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/bararock.html' title='BarışaRock(!)'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1958721500468766011</id><published>2007-09-28T22:11:00.000+03:00</published><updated>2007-09-28T22:12:30.885+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>İstanbul Akşamlarım(Neşeli Hüzünler Dansı)</title><content type='html'>Düşlerdir yollarımı ak gelinliğe giydiren &lt;br /&gt;Büyüler dünyamı yakar zehirleyen dansları &lt;br /&gt;Kuytulara bırakılır hep yaşlanan istanbul aşklarım &lt;br /&gt;Konuşan vapurlara bindir beni &lt;br /&gt;Denize örtünecek gözlerim &lt;br /&gt;Aşk ve acı giysiler denli karmaşık &lt;br /&gt;Şarkılarım geliyor kulaklarıma &lt;br /&gt;Renk renk açılmış dükkanlardan &lt;br /&gt;bir beyoğlu sabahı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpüş benimle kraliçem ateşlerinden geçir &lt;br /&gt;Canımı yak ve uçur beni büyülü ellerinden &lt;br /&gt;Tenimde eriyor güneş boyalı dudaklar gibi &lt;br /&gt;Çünkü ağlıyor istanbul akşamlarım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçeklerdir uykularımı mavi denizlerde serinleten &lt;br /&gt;Hüzünler dünyamı yıkar dikenli dokunuşları &lt;br /&gt;Galatanın ışıkları indirir perdelerini uyuyan geceye &lt;br /&gt;Gözyaşlarım gülümsüyor tıkanan karanlıklarda &lt;br /&gt;Yaşlı kız kulesi hüzünlerini döküyor sepetinden &lt;br /&gt;Sevgiliye kıvrılıyor kalbimin oynayışları &lt;br /&gt;Şaşırıyor adreslerim cafelerin kalabalığında &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpüş benimle kraliçem ateşlerinden geçir &lt;br /&gt;Canımı yak ve uçur beni büyülü ellerinden &lt;br /&gt;Tenimde eriyor güneş boyalı dudaklar gibi &lt;br /&gt;Çünkü ağlıyor istanbul akşamlarım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat Yılmazyıldırım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1958721500468766011?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1958721500468766011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1958721500468766011' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1958721500468766011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1958721500468766011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/istanbul-akamlarmneeli-hznler-dans.html' title='İstanbul Akşamlarım(Neşeli Hüzünler Dansı)'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-710940360349618443</id><published>2007-09-28T22:03:00.000+03:00</published><updated>2007-09-28T22:13:09.336+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Melisa Düşleri 2</title><content type='html'>Gülün boynu bükük ve durağan bir gün bugün&lt;br /&gt;İçilen şaraplarda gecenin yorgunluğu dolaşıyor&lt;br /&gt;Vahşi bir fırtınanın faytonlarına binmiş melisa...&lt;br /&gt;Hüzünlü gözlerinde şehvetin dudak izleri var&lt;br /&gt;Melekler yollanmış ona&lt;br /&gt;Aşka yenik düşen kalbine;&lt;br /&gt;Şarkılar dikmek için ağlıyor melisa...&lt;br /&gt;Tutku ve acı...&lt;br /&gt;Ölüm ve yaşam gibi birbirinin arkadaşı&lt;br /&gt;Elde kalan hatıralar;&lt;br /&gt;Beni gözyaşına yaklaştırır melisa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdalar kanatlanıp uçarlar&lt;br /&gt;Sevdalar ölmez göklerde yaşarlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin yaralar açılır her uyanışta ruhunda&lt;br /&gt;Yollarına çıkar geceden kalma kalabalıklar&lt;br /&gt;Gemici fenerlerinin ışıkları alltında bekler melisa...&lt;br /&gt;Ebemkuşağı teninde güneşin ayak izleri var&lt;br /&gt;Işıklar yollanmış ona&lt;br /&gt;Ateşe yenik düşen kalbine;&lt;br /&gt;Yağmurlar ekmek için ağlıyor melisa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acının bir köşesinde ilk gül;&lt;br /&gt;Diğer köşesinde son gül.&lt;br /&gt;Bir ben;&lt;br /&gt;Gözü yaşlı sevgilerin ebedi bahçelerinde büyüyen&lt;br /&gt;Bir de melisa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdalar kanatlanıp uçarlar&lt;br /&gt;Sevdalar ölmez göklerde yaşarlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat Yılmazyıldırım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-710940360349618443?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/710940360349618443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=710940360349618443' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/710940360349618443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/710940360349618443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/melisa-dleri-2.html' title='Melisa Düşleri 2'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-9027070245985951708</id><published>2007-09-28T22:00:00.000+03:00</published><updated>2007-09-28T22:03:09.862+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hüseyin Nihal Atsız'/><title type='text'>KARDEŞ KAHRAMAN MACARLAR</title><content type='html'>Akıttılar yine kara toprak üstüne &lt;br /&gt;Kahraman Macarlar şanlı Turan kanını! &lt;br /&gt;Yazdılar yeniden Tarihe en şerefli, &lt;br /&gt;Yiğitlik Destanını! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt için ölümdür, en güzeli ölümün, &lt;br /&gt;Ölümler yaşatır bir ırkın vahtanını. &lt;br /&gt;Arpad'ın Milleti elbet öldürülemez, &lt;br /&gt;Verse de bin canını! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bataklık Milleti Moskof sürülerine! &lt;br /&gt;Gösterdi Macarlar Turanlılık şanını! &lt;br /&gt;Binlerce öldüler... Ölmek yenilmek değil, &lt;br /&gt;Yüceltmektir Şanını! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H:Nihal Atsız&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-9027070245985951708?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/9027070245985951708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=9027070245985951708' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9027070245985951708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/9027070245985951708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/karde-kahraman-macarlar.html' title='KARDEŞ KAHRAMAN MACARLAR'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3656983599486869823</id><published>2007-09-25T21:36:00.000+03:00</published><updated>2007-09-25T21:53:12.535+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öneriler'/><title type='text'>Rondo Reklamına Öneri...</title><content type='html'>rondo reklamında oğlanın son rondoyu yedikten sonraki&lt;br /&gt;halleri hiç bizim buralara uygun değil&lt;br /&gt;son rondoyu yemiş ve sevgiliyi küstürmüş&lt;br /&gt;bir Türk yiğidi asla kızın kapısına çiçekle gitmez&lt;br /&gt;Türk zekidir.bilirki eğer rondoyu yediği için küsmüşse&lt;br /&gt;rondo ile yeniden barışabilir&lt;br /&gt;yani...kapıya çiçekle gitmek yerine bir kutu rondo ile gider&lt;br /&gt;önce rondoyu derin bir kovaya boşaltır&lt;br /&gt;ardından kıza seslenir..sevgiliiiiim bi gelsene&lt;br /&gt;kız gelir,oğlan kızın ensesinden tutar ve kızın kafasını&lt;br /&gt;rondo dolu büyük kovanın içine sokar ve konuşur:&lt;br /&gt;Ye!!ye ulen ye de gözün doysun&lt;br /&gt;bir rondo için beni günlerce maymun ettin&lt;br /&gt;al sana rondo.şimdi zıkkımlan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;reklamın sonunun bu şekilde olması daha gerçekçi olacağından&lt;br /&gt;izlenme oranını eminimki artıracaktır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3656983599486869823?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3656983599486869823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3656983599486869823' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3656983599486869823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3656983599486869823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/rondo-reklamna-neri.html' title='Rondo Reklamına Öneri...'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5029211529819855367</id><published>2007-09-25T20:11:00.000+03:00</published><updated>2007-09-25T20:13:00.767+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Türk Soyu</title><content type='html'>Tarihte Türk ırkı hakkında çeşitli tasvirler yapılmıştır. Çin,Latin ve Grek kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde tasvir edilmişlerdir. Bunun sebebi ise Türkler'in tarih boyunca en çok temasının Mogollar'la olmasıdır. Moğol kitleleri yıllarca Türkler'in idaresinde yaşamış,göçlere,savaşlara Türkler'le beraber katılmışlardır. Bunun sonucunda bu kaynaklar Türk ile Moğol tipini birbirine karıştırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yarım asır içinde yapılan ilmi çalışmalar ve araştırmalar sonucu Türkler'in beyaz ırka mensup bulundukları, yeryüzünde mevcut üç büyük ırk grubundan "Europid" adı verilen grubun "Turanid" tipine mensup bulundukları anlaşılmıştır. Kafa yapıları Brakisfal (yuvarlak kafalı)dır. Türklerin kendilerini başta "Mongolid" Moğollar olmak üzere diğer topluluklardan ayıran antropolik çizgilere sahip oldukları tespit edilmiştir. Türkler'in hakim vasfı beyaz renk,düz burun,değirmi çene,hafif dalgalı saç,orta gürlükte sakal ve bıyıktır.&lt;br /&gt;Turan tipine örnek olan Orta Asya, Maveraünehir ve diğer Yakın Doğu Türkleri beyaz tenli ,koyu parlak gözlü, değirmi yüzlü,endamlı,sağlam yapılı erkek ve kadınları ile Ortaçağ kaynaklarında güzelliğin timsali olarak gösterilmiş hatta İran edebiyatında Türk sözü "Güzel İnsan" manasında kullanılmıştır. Tevrat'ta nakledilen bir rivayette ise Türk soyunun Ham ve Sam'dan değil, Yafes'den türemiş olarak beyaz ırktan geldiği gösterilmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5029211529819855367?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5029211529819855367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5029211529819855367' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5029211529819855367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5029211529819855367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/trk-soyu.html' title='Türk Soyu'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4740546321417850374</id><published>2007-09-22T11:37:00.000+03:00</published><updated>2007-09-22T11:59:35.192+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimim ben?'/><title type='text'>Benim Dünyaya Gelişine Dair 2 Efsane--part 2</title><content type='html'>birgün şeytanla cehennemde volta atıyoruz&lt;br /&gt;düşünüyoruz bir yandan da&lt;br /&gt;cehennem nasıl dah sıcak olur?&lt;br /&gt;malum kış ayları soğuk ve kar yağışlı&lt;br /&gt;bir de çatısı akıyor o yüzden üşüyoruz orada&lt;br /&gt;volta atamamız esnasında şetanın kafasındaki bir tüy gözüme ilişti&lt;br /&gt;körle yatan şaşı kalkar hesabı&lt;br /&gt;şeytanla arkadaşlık ilişkimiz boyunca ona benzedik biraz&lt;br /&gt;içimden geçiriyorum:&lt;br /&gt;dur şu şeytana bir şaka yapayım ve tüyü alıp kaçırayım&lt;br /&gt;sonra da geri vereyim...&lt;br /&gt;dediğimi yaptım tüyü şeytanın başından çekip kopardım&lt;br /&gt;ve başladım koşmaya&lt;br /&gt;ama garip giden birşey vardı:şeytan acayip sinirlenmişti&lt;br /&gt;boyuna küfür ediyordu bana&lt;br /&gt;tırsdım.geri dönüp şaka bile diyemedim&lt;br /&gt;ve devam ettim koşmaya&lt;br /&gt;şeytanda beni kovalamaktan vazgeçmedi&lt;br /&gt;o kadar şuursuz ve çok koşmuşumki cehennemden çıkıp dünya sınırları içine girmişim&lt;br /&gt;arkama hiç bakmadığımdan da şeytanın beni takipden vazgeçiğini görememişim&lt;br /&gt;işte o günden beri burdayım&lt;br /&gt;her ne kadar cehennem kadar sıcak olmasa da dünya da güzel bir memleket&lt;br /&gt;haa bu arada tüy noldu diyebilirsiniz&lt;br /&gt;hemn cevaplayım..şeytan tüyü hala bende :)&lt;br /&gt;çocuklarıma miras bırakıcam inş...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4740546321417850374?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4740546321417850374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4740546321417850374' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4740546321417850374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4740546321417850374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/karakefene-dnyaya-geliine-dair-2-efsane.html' title='Benim Dünyaya Gelişine Dair 2 Efsane--part 2'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4479683862587887255</id><published>2007-09-21T10:49:00.000+03:00</published><updated>2007-09-21T11:01:05.068+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimim ben?'/><title type='text'>Karakefen'in Faaliyet Alanı</title><content type='html'>karakefen içeriğindeki omega3 DHA lı formül sayenseinde birçok&lt;br /&gt;zararlıyla savaşır.....işte birkaçı&lt;br /&gt;plakları önler..diş çürüklerine kesin çözüm getirir,&lt;br /&gt;lekenin içine işler,lekeyle savaşır..lekenin iflahını keser&lt;br /&gt;ve lekeyi olduğu yerden çıkarır,&lt;br /&gt;hamile kalamayn kadınlara yardım eder,&lt;br /&gt;doğum sancısını azaltır..yetmedi bizzat kendi doğurur&lt;br /&gt;hemde çatır çatır,&lt;br /&gt;evliliğinde ilk gece stresi yaşayan kadınların derdine derman olur,&lt;br /&gt;göz rengini değiştirir isteyene yeşil isteyene ela göz sunar,&lt;br /&gt;göze parlaklık canlılık,seksilik getirir,&lt;br /&gt;vücuda giren mikroorganizmalara karşı antikor gibi mücadele eder&lt;br /&gt;mikropların canına okur,&lt;br /&gt;3 ayda saçı 70 cm uzatır,&lt;br /&gt;tırnaklara parlaklık katar,&lt;br /&gt;kullanan her kesin kilosunu ayarlar&lt;br /&gt;herkesi 32-36 beden arası bir yerlere getirr,&lt;br /&gt;dimyata pirince gidenlerin evdeki bulgururna göz kulak olur,&lt;br /&gt;çok emicidir sızmasını istemediğiniz hiçbişeyi dışarı sızdırmaz,&lt;br /&gt;ensenizdeki gözünüz olur,tehlike anında siren gibi öter&lt;br /&gt; faaliyet alanı saymakla bitmeyeceği içn şimdilik bu kadr :)&lt;br /&gt;devam edecek&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4479683862587887255?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4479683862587887255/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4479683862587887255' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4479683862587887255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4479683862587887255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/karakefenin-faaliyet-alan.html' title='Karakefen&apos;in Faaliyet Alanı'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-814136576480843803</id><published>2007-09-19T23:30:00.000+03:00</published><updated>2007-09-21T10:39:58.192+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Karakefen'in Beğendiği Bir Şiir...</title><content type='html'>YARAB BU NE DERTTİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarab bu ne derttir, derman bulunmaz &lt;br /&gt;Yar bu ne yaradır merhem bulunmaz &lt;br /&gt;Benim garip gönlüm aşktan usanmaz &lt;br /&gt;Varıp yare gider &lt;br /&gt;Hiç geri dönmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık olan gönül aşktan usanmaz &lt;br /&gt;Ahiret korkusun bir pula saymaz &lt;br /&gt;Aşk pazarıdır bu canlar satılır &lt;br /&gt;Satarsın bu canı hiç kimse almaz &lt;br /&gt;Dönüp de bakmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüp sana öğüt verirler &lt;br /&gt;Dünya malı ile gözün boyarlar &lt;br /&gt;Aşık öldü deyi salâ verirler &lt;br /&gt;Ölen hayvan olur, &lt;br /&gt;Aşıklar ölmez..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus EMRE&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-814136576480843803?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/814136576480843803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=814136576480843803' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/814136576480843803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/814136576480843803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/karakefenin-beendii-bir-iir.html' title='Karakefen&apos;in Beğendiği Bir Şiir...'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-804988358777528984</id><published>2007-09-18T00:31:00.000+03:00</published><updated>2007-09-18T00:37:39.415+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Hormonlu Sevgiler</title><content type='html'>hormonlanmış sevgim hızla büyüyor&lt;br /&gt;ama bunu anlayan nerdeeeeeeeeeeeee???&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-804988358777528984?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/804988358777528984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=804988358777528984' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/804988358777528984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/804988358777528984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/hormonlu-sevgiler.html' title='Hormonlu Sevgiler'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3192779964388882082</id><published>2007-09-16T23:48:00.000+03:00</published><updated>2007-09-18T11:29:57.246+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimim ben?'/><title type='text'>Benim Dünyaya Gelişime Dair 2 Efsane---part 1</title><content type='html'>efsanelerden ilki şöyle..&lt;br /&gt;bir zamanlar bir melek varmış&lt;br /&gt;melekler hamile kalamaz ama o becermiş ve hamile kalmış&lt;br /&gt;bu melekten erkek bir çocuk dünyaya gelmiş&lt;br /&gt;bu çocuk 40 gün aslan sütü emmiş&lt;br /&gt;50. günün sonunda koşmaya başladım&lt;br /&gt;70 günde bir cennetin tozunu attırmaya başlamış&lt;br /&gt;cennettekiler bakmşlarki bu azgın çocuk uslanmayacak&lt;br /&gt;napalım napalım diye düşünmüşler ve&lt;br /&gt;bu çocuğu dünyaya yollamaya karr vermişler&lt;br /&gt;o gün bugündür dünyada ikamet etmekteymişim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3192779964388882082?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3192779964388882082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3192779964388882082' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3192779964388882082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3192779964388882082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/bana-dair-2-efsane-part-1.html' title='Benim Dünyaya Gelişime Dair 2 Efsane---part 1'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1919397908994552419</id><published>2007-09-16T23:42:00.000+03:00</published><updated>2007-09-16T23:48:27.613+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimim ben?'/><title type='text'>Neden Karakefen?</title><content type='html'>bir gece ak sakallı bir dede rüyama girdi ve&lt;br /&gt;oğul git kendine bir blog aç ve ismini karekefen koy &lt;br /&gt;demedi tabi ki&lt;br /&gt;birçok rumuz arasından kendime bunu uygun gördüm&lt;br /&gt;tamamen benim üretimim olduğuna inandığım için bir yıl bounca kullandım&lt;br /&gt;ta ki geçenlerde ulen şu rumuzumu bir google da aratayım diyene kadr&lt;br /&gt;arattım ve arattığıma pişman oldum&lt;br /&gt;gördüm ki onlarca farklı insan ve site varmış bu takma ad ile&lt;br /&gt;ama gelin görünki uzun zamn kullandığım için&lt;br /&gt;değiştirmedim ve karakefen adını bloga verdim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1919397908994552419?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1919397908994552419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1919397908994552419' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1919397908994552419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1919397908994552419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/neden-karakefen.html' title='Neden Karakefen?'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-2246923126111219558</id><published>2007-09-15T00:43:00.000+03:00</published><updated>2007-09-15T00:45:03.149+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Özlemişim</title><content type='html'>uzun bir zaman sonra ilk kez msn deyiz&lt;br /&gt;gerçekten ii geldi bu banateşşkürler sana..ama sana :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-2246923126111219558?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/2246923126111219558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=2246923126111219558' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2246923126111219558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/2246923126111219558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/zlemiim.html' title='Özlemişim'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-8611025359032000591</id><published>2007-09-12T23:49:00.001+03:00</published><updated>2008-03-24T12:57:58.053+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Sınır Ötesi Savaşın Kurmay Günlüğü</title><content type='html'>Saygı Öztürk tarafsızlığına inandığım başarılı bir yazardr.&lt;br /&gt;onun son kitabı..ayıla bayıla okudum:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-8611025359032000591?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/8611025359032000591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=8611025359032000591' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8611025359032000591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/8611025359032000591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/09/snr-tesi-savan-kurmay-gnl.html' title='Sınır Ötesi Savaşın Kurmay Günlüğü'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-1842196079025500396</id><published>2007-08-30T14:28:00.000+03:00</published><updated>2007-08-30T14:29:57.250+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>Rapunzel</title><content type='html'>Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Bir gün pencereden komşu evin bahçesindeki güzel çiçekleri ve sebzeleri seyrederken, kadının gözleri sıra sıra ekilmiş özel bir tür marula takılmış. O anda sanki büyülenmiş ve o marullardan başka şey düşünemez olmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       “Ya bu marullardan yerim ya da ölürüm” demiş kendi kendine. Yemeden içmeden kesilmiş, zayıfladıkça zayıflamış. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonunda kocası kadının bu durumundan öylesine endişelenmiş, öylesine endişelenmiş ki, tüm cesaretini toplayıp yandaki evin bahçe duvarına tırmanmış, bahçeye girmiş ve bir avuç marul yaprağı toplamış. Ancak, o bahçeye girmek büyük cesaret istiyormuş, çünkü orası güçlü bir cadıya aitmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Kadın kocasının getirdiği marulları afiyetle yemiş ama bir avuç yaprak ona yetmemiş. Kocası ertesi günün akşamı çaresiz tekrar bahçeye girmiş. Fakat bu sefer cadı pusuya yatmış, onu bekliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       “Bahçeme girip benim marullarımı çalmaya nasıl cesaret edersin sen!” diye ciyaklamış cadı. “Bunun hesabını vereceksin!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Kadının kocası kendisini affetmesi için yalvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları nasıl canının çektiğini, onlar yüzünden nasıl yemeden içmeden kesildiğini bir bir anlatmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       “O zaman,” demiş cadı sesini biraz daha alçaltarak, “alabilirsin, canı ne kadar çekiyorsa alabilirsin. Ama bir şartım var, bebeğiniz doğar doğmaz onu bana vereceksiniz.” Kadının kocası cadının korkusundan bu şartı hemen kabul etmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Birkaç hafta sonra bebek doğmuş. Daha hemen o gün cadı gelip yeni doğan bebeği almış. Bebeğe Rapunzel adını vermiş. Çünkü annesinin ne yapıp edip yemek istediği bahçedeki marul türünün adı da Rapunzel’miş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Cadı küçük kıza çok iyi bakmış. Rapunzel oniki yaşına gelince, dünyalar güzeli bir çocuk olmuş. Cadı bir ormanın göbeğinde, yüksek bir kuleye yerleştirmiş onu. Bu kulenin hiç merdiveni yokmuş, sadece en tepesinde küçük bir penceresi varmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Cadı onu ziyarete geldiğinde, aşağıdan “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını !” diye seslenirmiş. Rapunzel uzun örgülü saçlarını pencereden uzatır, cadı da onun saçlarına tutuna tutuna yukarı tırmanırmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Bu yıllarca böyle sürüp gitmiş. Bir gün bir kralın oğlu avlanmak için ormana girmiş. Daha çok uzaktayken güzel sesli birinin söylediği şarkıyı duymuş. Ormanda atını oradan oraya sürmüş ve kuleye varmış sonunda. Fakat sağa bakmış, sola bakmış, ne merdiven görmüş ne de yukarıya çıkılacak başka bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Bu güzel sesin büyüsüne kapılan Prens, cadının kuleye nasıl çıktığını görüp öğrenene kadar hergün oraya uğrar olmuş. Ertesi gün hava kararırken, alçak bir sesle “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını !” diye seslenirmiş. Sonrada kızın saçlarına tutunup bir çırpıda yukarı tırmanmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Rapunzel önce biraz korkmuş, çünkü o güne kadar cadıdan başkası gelmemiş ziyaretine. Fakat prens onu şarkı söylerken dinlediğini, sesine aşık olduğunu anlatınca korkusu yatışmış. Prens Rapunzel’e evlenme teklif etmiş, Rapunzel’de kabul etmiş, yüzü hafifçe kızararak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Ama Rapunzel’in bu yüksek kuleden kaçmasına imkan yokmuş. Akıllı kızın parlak bir fikri varmış. Prens her gelişinde yanında bir ipek çilesi getirirse, Rapunzel’de bunları birbirine ekleyerek bir merdiven yapabilirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Her şey yolunda gitmiş ve cadı olanları hiç farketmemiş. Fakat bir gün Rapunzel boş bulunup da. “Anne, Prens neden senden daha hızlı tırmanıyor saçlarıma?” diye sorunca herşey ortaya çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       “Seni rezil kız! Beni nasıl da aldattın! Ben seni dünyanın kötülüklerinden korumaya çalışıyordum!” diye bağırmaya başlamış cadı öfkeyle. Rapunzel’i tuttuğu gibi saçlarını kesmiş ve sonrada onu çok uzaklara bir çöle göndermiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       O gece cadı kalede kalıp Prensi beklemiş. Prens, “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını !” diye seslenince. cadı Rapunzel’den kestiği saç örgüsünü uzatmış aşağıya. Prens başına neler geleceğini bilmeden yukarıya tırmanmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Prens kederinden kendini pencereden atmış. Fakat yere düşünce ölmemiş, yalnız kulenin dibindeki dikenler gözlerine batmış. Yıllarca gözleri kör bir halde yitirdiği Rapunzel’e gözyaşları dökerek ormanda dolaşıp durmuş ve sadece bitki kökü ve yabani yemiş yiyerek yaşamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Derken bir gün Rapunzel’in yaşadığı çöle varmış. Uzaklardan şarkı söyleyen tatlı bir ses gelmiş kulaklarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       “Rapunzel! Rapunzel!” diye seslenmiş. Rapunzel, prensini görünce sevinçten bir çığlık atmış ve Rapunzel’in iki damla mutluluk göz yaşı Prensin gözlerine akmış. Birden bir mucize olmuş, Prensin gözleri açılmış ve Prens görmeye başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Birlikte mutlu bir şekilde Prensin ülkesine gitmişler. Orada halk onları sevinçle karşılamış. Mutlulukları ömür boyu hiç bozulmamış&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-1842196079025500396?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/1842196079025500396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=1842196079025500396' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1842196079025500396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/1842196079025500396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/08/rapunzel.html' title='Rapunzel'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-146005024791721510</id><published>2007-08-28T21:35:00.000+03:00</published><updated>2007-08-28T21:37:28.099+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>.......</title><content type='html'>Türkçü, Türk olmak mecburiyetindedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk olmak ise laf ile değil, törelerine, geleneklerine, geçmişine ve Türk’ü Türk yapan değerlerine sahip çıkmakla olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düne kadar birlikte olduklarını bir günde satanlar, şov yapmayı hizmet etmeye yeğ tutanlar ile bu yolların yürünemeyeceğini bilenlerdeniz biz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birliğin gücünü, kendi gücü sanıp, diğerlerine de böyle yansıtanların, kısaca kendisini “satmayı” bilenlerin sınırsız ama çocukça hayallerinin de Türkçülük değil, “ben”cilik davasına hizmet ettiğini ve beraberinde götürdüklerini de ilk fırsata sattıklarını da bilecek kadar uzun zamandır bu yollardayız biz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarının açtıkları patikaları önce sahiplenip, daha sonra bu yolda yürümeye mecali kalmayanların asfalt yol diye nereye gittiği, belirsiz yollarda kaybolduklarını da bilenlerdeniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de Türkçülük Ülküsü için susmayı bilen, hazmedememişlerin seslerine aldırmayıp, bildiğimiz yollarda yürüyenlerdeniz biz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunların yanlış anlaşılmasını da istemeyiz. Her kilometre taşını ve bu taşa kadar olanları tek tek deftere yazdığımızı da bilin isteriz. Dostluk defterlerimiz olduğu gibi, hesap defteri tuttuğumuzu da bilmenizi isteriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atsız Atamızın dediği gibi “bir de gürültü etmeden yapılan hizmetler vardır. Bunlar hizmetlerini ve emeklerini büyütmezler. Yaptıklarıyla övünmezler. Kendilerinin var olduğunu işaret etmekle yetinip alanını millete bırakırlar: Millet isterse beğensin, isterse ilgi göstermesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu türlü hizmetlerin, kendilerini çığırtkanlıkla ilân eden hizmetlerden daha faydalı olduğu muhakkak gibidir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün gelir defterler açılır. Merak etmeyin; açmayı bilenlerdeniz biz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutalmış OCAKLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-146005024791721510?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/146005024791721510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=146005024791721510' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/146005024791721510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/146005024791721510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/08/blog-post.html' title='.......'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-3928037902962908313</id><published>2007-08-28T15:48:00.001+03:00</published><updated>2008-03-24T13:01:30.920+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk&apos;ün Dünyası'/><title type='text'>Ziya Gökalp</title><content type='html'>Ünlü fikir adamı ve şairlerimizden olan Ziya Gökalp, 1876'da Diyarbakır'da doğdu. II. Meşrutiyet'ten başlayarak Türkçülük akımının en büyük temsilcisi sıfatıyla Türk düşünce ve siyaset hayatını kuvvetle etkilemiş, Milli Edebiyat akımı içinde verdiği eserlerle Türk edebiyatının biçim ve dil yönünden yenileşmesini sağlamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenimine Diyarbakır'da başlayan Ziya Gökalp, aynı şehirde Askeri Rüştiye'yi (1890) ve Askeri İdadi'yi bitirdi (1894). Ziya Gökalp, tıbbiyelilerin istibdata son vermek için kurdukları İhtilal Komitesine girmiş, okuldaki faaliyetleri ve okuduğu Fransızca kitapların zararlı sayılması yüzünden hapsedilmiştir. Diyarbakır Valisi Halit Bey'in yolsuzluklarına karşı mücadeleye girişen arkadaşlarıyla birlikte yasak yayın okudukları gerekçesiyle tutuklandı (1898). İstanbul'a döndükten sonra da okuldan uzaklaştırıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziya Gökalp, hükümlülük süresi dolunca "Zaptiye Nezareti altında bulundurulmak üzere" Diyarbakır'a gönderildi. Burada Siyaset, felsefe ve tarih üstüne incelemeler yaparken, istibdat aleyhine gizli faaliyetlere de katıldı. Bölgede güvenliği sağlamak için kurulmuş Hamidiye alaylarının başındaki Milli aşiret reisi İbrahim Paşa'nın adının karıştığı soygun ve baskın olayları karşısında halkı direnmeğe ve eyleme yöneltti. Halk 3 gün süreyle telgrafhaneyi işgal etti (1905). İbrahim Paşa ve adamlarının cezalandırılması için saraya telgraflar çekildi. Üstelik, Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki haberleşmenin bağlantı noktası olan Diyarbakır telgrafhanesinin bu bağlantıyı kesmesi olayın daha da büyümesine yol açmış ve yabancı ülkeler saraya baskı yapmaya başlamıştı. Konuyu incelemek üzere İstanbul'dan Diyarbakır'a gönderilen soruşturma kurulu Hamidiye alaylarının bir süre sinmesini ve yolsuzluklara son vermesini sağladı. Ancak halkın yakınmasına yol açan yeni olaylar patlak verince, Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğinde halk yeniden telgrafhaneyi ele geçirdi. 11 gün süren bu ikinci işgal halkın kesin zaferiyle sonuçlanmış, hükümet İbrahim Paşa ve alaylarını bölgeden uzaklaştırmak zorunda kalmıştır (1907). Gökalp, ilk eseri olan Şaki İbrahim destanında bu olayı anlatır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Meşrutiyetin ilanından sonra, Ziya Gökalp'ın kurduğu gizli cemiyetin yerini Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Diyarbakır Şubesi aldı. Partinin Diyarbakır, Van ve Bitlis örgütlerinin denetimiyle görevlendirilen Ziya Gökalp, bu dönemde Diyarbakır ve Peyman gazetelerine yazıyordu. 1909'da partinin Selanik'teki kongresine il temsilcisi olarak katıldı. Bir yıl İstanbul Darülfünunda psikoloji okuttuktan ve Diyarbakır maarif müfettişliği yaptıktan sonra, yeniden Selanik'e gitti. Katıldığı parti kongresinden sonra genel merkez üyeliğine seçildi. Burada Genç Kalemler, Yeni Felsefe, Rumeli gibi dergi ve gazetelerdeki yazılarıyla Türkçülük ve dilde sadeleşme hareketlerinin öncüleri arasında yer alan Gökalp, milli duyguları, tarih bilincini, bilime ve tekniğe değer veren düşünceyi her şeyin üstünde tutan şiirleriyle çevresini geniş ölçüde etkiliyordu. İttihat ve Terakki Genel Merkezi İstanbul'a taşınınca (1912), Gökalp da İstanbul'a yerleşti. O yıl Ergani madeninden Milletvekili seçildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Ocağı çevresindeki çalışmaları, Türk Yurdu ve kendi çıkardığı Yeni Mecmua (1917) gibi dergilerdeki yazıları, Türkçülük akımının ilkelerini saptayan ve çağdaş uygarlık karşısında yerli bir senteze varılmasını şart koşan önerileri (Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak 1918), Darülfünun'da okuttuğu toplumbilim dersleri, İttihat ve Terakki'nin yönetici kadrosu üzerindeki etkisiyle Ziya Gökalp, Mütarekeye (1919) kadar uzanan dönemin düşünce ve siyaset hayatına yön veren etkenlerin başında yer aldı. İstanbul'un işgali üzerine tutuklanarak iki yıl Malta'da sürgün kaldı (1919-1921). Döndükten sonra, Uelif ve Tercüme Heyeti başkanlığına getirileceği tarihe (1923) kadar Diyarbakır'da kaldı ve küçük Mecmuayı yayımladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1923'te Diyarbakır'dan milletvekili seçildi. Hakimiyeti Milliye, Yeni Gün, Cumhuriyet gazetelerinde makaleleri çıkıyordu. Altın ışık (1923), Türkçülüğün Esasları (1923), Türk Töresi (1923) gibi kitapları birbirini izliyordu. Cumhuriyet Halk Partisinin programını inceleyen ve yorumunu yapan Doğru Yol (1923) adlı incelemesini de yine bu dönemde kaleme aldı. O sıralar yazdığı Türk Medeniyet Tarihi ise ölümünden sonra yayımlandı (1926). Yine ölümünden sonra çeşitli gazete ve dergilerde çıkmış yazılarıyla mektupları çeşitli kitaplarda derlendi. Çınaraltı (1939), Fırka Nedir? (1947), Ziya Gökalp Diyor ki (1950). Ziya Gökalp'ın neşredilmemiş yedi eseri ve aile mektupları (1956), Ziya Gökalp'ın Yazarlık Hayatı (1956), Ziya Gökalp Külliyatı (1. Kitap şiirler ve halk masalları;1952, 2. kitap Limni ve Malta Mektupları;1965), Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri (1973). 1924'te İstanbul'da öldü. &lt;br /&gt;Ünlü fikir adamı ve şairlerimizden olan Ziya Gökalp, 1876'da Diyarbakır'da doğdu. II. Meşrutiyet'ten başlayarak Türkçülük akımının en büyük temsilcisi sıfatıyla Türk düşünce ve siyaset hayatını kuvvetle etkilemiş, Milli Edebiyat akımı içinde verdiği eserlerle Türk edebiyatının biçim ve dil yönünden yenileşmesini sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenimine Diyarbakır'da başlayan Ziya Gökalp, aynı şehirde Askeri Rüştiye'yi (1890) ve Askeri İdadi'yi bitirdi (1894). Ziya Gökalp, tıbbiyelilerin istibdata son vermek için kurdukları İhtilal Komitesine girmiş, okuldaki faaliyetleri ve okuduğu Fransızca kitapların zararlı sayılması yüzünden hapsedilmiştir. Diyarbakır Valisi Halit Bey'in yolsuzluklarına karşı mücadeleye girişen arkadaşlarıyla birlikte yasak yayın okudukları gerekçesiyle tutuklandı (1898). İstanbul'a döndükten sonra da okuldan uzaklaştırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziya Gökalp, hükümlülük süresi dolunca "Zaptiye Nezareti altında bulundurulmak üzere" Diyarbakır'a gönderildi. Burada Siyaset, felsefe ve tarih üstüne incelemeler yaparken, istibdat aleyhine gizli faaliyetlere de katıldı. Bölgede güvenliği sağlamak için kurulmuş Hamidiye alaylarının başındaki Milli aşiret reisi İbrahim Paşa'nın adının karıştığı soygun ve baskın olayları karşısında halkı direnmeğe ve eyleme yöneltti. Halk 3 gün süreyle telgrafhaneyi işgal etti (1905). İbrahim Paşa ve adamlarının cezalandırılması için saraya telgraflar çekildi. Üstelik, Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki haberleşmenin bağlantı noktası olan Diyarbakır telgrafhanesinin bu bağlantıyı kesmesi olayın daha da büyümesine yol açmış ve yabancı ülkeler saraya baskı yapmaya başlamıştı. Konuyu incelemek üzere İstanbul'dan Diyarbakır'a gönderilen soruşturma kurulu Hamidiye alaylarının bir süre sinmesini ve yolsuzluklara son vermesini sağladı. Ancak halkın yakınmasına yol açan yeni olaylar patlak verince, Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğinde halk yeniden telgrafhaneyi ele geçirdi. 11 gün süren bu ikinci işgal halkın kesin zaferiyle sonuçlanmış, hükümet İbrahim Paşa ve alaylarını bölgeden uzaklaştırmak zorunda kalmıştır (1907). Gökalp, ilk eseri olan Şaki İbrahim destanında bu olayı anlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Meşrutiyetin ilanından sonra, Ziya Gökalp'ın kurduğu gizli cemiyetin yerini Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Diyarbakır Şubesi aldı. Partinin Diyarbakır, Van ve Bitlis örgütlerinin denetimiyle görevlendirilen Ziya Gökalp, bu dönemde Diyarbakır ve Peyman gazetelerine yazıyordu. 1909'da partinin Selanik'teki kongresine il temsilcisi olarak katıldı. Bir yıl İstanbul Darülfünunda psikoloji okuttuktan ve Diyarbakır maarif müfettişliği yaptıktan sonra, yeniden Selanik'e gitti. Katıldığı parti kongresinden sonra genel merkez üyeliğine seçildi. Burada Genç Kalemler, Yeni Felsefe, Rumeli gibi dergi ve gazetelerdeki yazılarıyla Türkçülük ve dilde sadeleşme hareketlerinin öncüleri arasında yer alan Gökalp, milli duyguları, tarih bilincini, bilime ve tekniğe değer veren düşünceyi her şeyin üstünde tutan şiirleriyle çevresini geniş ölçüde etkiliyordu. İttihat ve Terakki Genel Merkezi İstanbul'a taşınınca (1912), Gökalp da İstanbul'a yerleşti. O yıl Ergani madeninden Milletvekili seçildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Ocağı çevresindeki çalışmaları, Türk Yurdu ve kendi çıkardığı Yeni Mecmua (1917) gibi dergilerdeki yazıları, Türkçülük akımının ilkelerini saptayan ve çağdaş uygarlık karşısında yerli bir senteze varılmasını şart koşan önerileri (Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak 1918), Darülfünun'da okuttuğu toplumbilim dersleri, İttihat ve Terakki'nin yönetici kadrosu üzerindeki etkisiyle Ziya Gökalp, Mütarekeye (1919) kadar uzanan dönemin düşünce ve siyaset hayatına yön veren etkenlerin başında yer aldı. İstanbul'un işgali üzerine tutuklanarak iki yıl Malta'da sürgün kaldı (1919-1921). Döndükten sonra, Uelif ve Tercüme Heyeti başkanlığına getirileceği tarihe (1923) kadar Diyarbakır'da kaldı ve küçük Mecmuayı yayımladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1923'te Diyarbakır'dan milletvekili seçildi. Hakimiyeti Milliye, Yeni Gün, Cumhuriyet gazetelerinde makaleleri çıkıyordu. Altın ışık (1923), Türkçülüğün Esasları (1923), Türk Töresi (1923) gibi kitapları birbirini izliyordu. Cumhuriyet Halk Partisinin programını inceleyen ve yorumunu yapan Doğru Yol (1923) adlı incelemesini de yine bu dönemde kaleme aldı. O sıralar yazdığı Türk Medeniyet Tarihi ise ölümünden sonra yayımlandı (1926). Yine ölümünden sonra çeşitli gazete ve dergilerde çıkmış yazılarıyla mektupları çeşitli kitaplarda derlendi. Çınaraltı (1939), Fırka Nedir? (1947), Ziya Gökalp Diyor ki (1950). Ziya Gökalp'ın neşredilmemiş yedi eseri ve aile mektupları (1956), Ziya Gökalp'ın Yazarlık Hayatı (1956), Ziya Gökalp Külliyatı (1. Kitap şiirler ve halk masalları;1952, 2. kitap Limni ve Malta Mektupları;1965), Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri (1973). 1924'te İstanbul'da öldü.Ünlü fikir adamı ve şairlerimizden olan Ziya Gökalp, 1876'da Diyarbakır'da doğdu. II. Meşrutiyet'ten başlayarak Türkçülük akımının en büyük temsilcisi sıfatıyla Türk düşünce ve siyaset hayatını kuvvetle etkilemiş, Milli Edebiyat akımı içinde verdiği eserlerle Türk edebiyatının biçim ve dil yönünden yenileşmesini sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenimine Diyarbakır'da başlayan Ziya Gökalp, aynı şehirde Askeri Rüştiye'yi (1890) ve Askeri İdadi'yi bitirdi (1894). Ziya Gökalp, tıbbiyelilerin istibdata son vermek için kurdukları İhtilal Komitesine girmiş, okuldaki faaliyetleri ve okuduğu Fransızca kitapların zararlı sayılması yüzünden hapsedilmiştir. Diyarbakır Valisi Halit Bey'in yolsuzluklarına karşı mücadeleye girişen arkadaşlarıyla birlikte yasak yayın okudukları gerekçesiyle tutuklandı (1898). İstanbul'a döndükten sonra da okuldan uzaklaştırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziya Gökalp, hükümlülük süresi dolunca "Zaptiye Nezareti altında bulundurulmak üzere" Diyarbakır'a gönderildi. Burada Siyaset, felsefe ve tarih üstüne incelemeler yaparken, istibdat aleyhine gizli faaliyetlere de katıldı. Bölgede güvenliği sağlamak için kurulmuş Hamidiye alaylarının başındaki Milli aşiret reisi İbrahim Paşa'nın adının karıştığı soygun ve baskın olayları karşısında halkı direnmeğe ve eyleme yöneltti. Halk 3 gün süreyle telgrafhaneyi işgal etti (1905). İbrahim Paşa ve adamlarının cezalandırılması için saraya telgraflar çekildi. Üstelik, Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki haberleşmenin bağlantı noktası olan Diyarbakır telgrafhanesinin bu bağlantıyı kesmesi olayın daha da büyümesine yol açmış ve yabancı ülkeler saraya baskı yapmaya başlamıştı. Konuyu incelemek üzere İstanbul'dan Diyarbakır'a gönderilen soruşturma kurulu Hamidiye alaylarının bir süre sinmesini ve yolsuzluklara son vermesini sağladı. Ancak halkın yakınmasına yol açan yeni olaylar patlak verince, Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğinde halk yeniden telgrafhaneyi ele geçirdi. 11 gün süren bu ikinci işgal halkın kesin zaferiyle sonuçlanmış, hükümet İbrahim Paşa ve alaylarını bölgeden uzaklaştırmak zorunda kalmıştır (1907). Gökalp, ilk eseri olan Şaki İbrahim destanında bu olayı anlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Meşrutiyetin ilanından sonra, Ziya Gökalp'ın kurduğu gizli cemiyetin yerini Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Diyarbakır Şubesi aldı. Partinin Diyarbakır, Van ve Bitlis örgütlerinin denetimiyle görevlendirilen Ziya Gökalp, bu dönemde Diyarbakır ve Peyman gazetelerine yazıyordu. 1909'da partinin Selanik'teki kongresine il temsilcisi olarak katıldı. Bir yıl İstanbul Darülfünunda psikoloji okuttuktan ve Diyarbakır maarif müfettişliği yaptıktan sonra, yeniden Selanik'e gitti. Katıldığı parti kongresinden sonra genel merkez üyeliğine seçildi. Burada Genç Kalemler, Yeni Felsefe, Rumeli gibi dergi ve gazetelerdeki yazılarıyla Türkçülük ve dilde sadeleşme hareketlerinin öncüleri arasında yer alan Gökalp, milli duyguları, tarih bilincini, bilime ve tekniğe değer veren düşünceyi her şeyin üstünde tutan şiirleriyle çevresini geniş ölçüde etkiliyordu. İttihat ve Terakki Genel Merkezi İstanbul'a taşınınca (1912), Gökalp da İstanbul'a yerleşti. O yıl Ergani madeninden Milletvekili seçildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Ocağı çevresindeki çalışmaları, Türk Yurdu ve kendi çıkardığı Yeni Mecmua (1917) gibi dergilerdeki yazıları, Türkçülük akımının ilkelerini saptayan ve çağdaş uygarlık karşısında yerli bir senteze varılmasını şart koşan önerileri (Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak 1918), Darülfünun'da okuttuğu toplumbilim dersleri, İttihat ve Terakki'nin yönetici kadrosu üzerindeki etkisiyle Ziya Gökalp, Mütarekeye (1919) kadar uzanan dönemin düşünce ve siyaset hayatına yön veren etkenlerin başında yer aldı. İstanbul'un işgali üzerine tutuklanarak iki yıl Malta'da sürgün kaldı (1919-1921). Döndükten sonra, Uelif ve Tercüme Heyeti başkanlığına getirileceği tarihe (1923) kadar Diyarbakır'da kaldı ve küçük Mecmuayı yayımladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1923'te Diyarbakır'dan milletvekili seçildi. Hakimiyeti Milliye, Yeni Gün, Cumhuriyet gazetelerinde makaleleri çıkıyordu. Altın ışık (1923), Türkçülüğün Esasları (1923), Türk Töresi (1923) gibi kitapları birbirini izliyordu. Cumhuriyet Halk Partisinin programını inceleyen ve yorumunu yapan Doğru Yol (1923) adlı incelemesini de yine bu dönemde kaleme aldı. O sıralar yazdığı Türk Medeniyet Tarihi ise ölümünden sonra yayımlandı (1926). Yine ölümünden sonra çeşitli gazete ve dergilerde çıkmış yazılarıyla mektupları çeşitli kitaplarda derlendi. Çınaraltı (1939), Fırka Nedir? (1947), Ziya Gökalp Diyor ki (1950). Ziya Gökalp'ın neşredilmemiş yedi eseri ve aile mektupları (1956), Ziya Gökalp'ın Yazarlık Hayatı (1956), Ziya Gökalp Külliyatı (1. Kitap şiirler ve halk masalları;1952, 2. kitap Limni ve Malta Mektupları;1965), Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri (1973). 1924'te İstanbul'da öldü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-3928037902962908313?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/3928037902962908313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=3928037902962908313' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3928037902962908313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/3928037902962908313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/08/ziya-gkalp.html' title='Ziya Gökalp'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-4333569372418626717</id><published>2007-08-26T21:54:00.000+03:00</published><updated>2007-08-26T21:55:18.961+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Son Defa</title><content type='html'>Son Defa &lt;br /&gt;Seni galiba çok yordum &lt;br /&gt;Belki çok istedim &lt;br /&gt;Gülmeyi unutmuşum rüyalarını çaldım &lt;br /&gt;Kokuların burnumda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüşlerin kulağımda &lt;br /&gt;Hayal gibi geldin geçtin &lt;br /&gt;Biliyorum suç bende &lt;br /&gt;İşte buyum değişmedim &lt;br /&gt;İnan ki seni sevdim &lt;br /&gt;Ama sana söylemedim &lt;br /&gt;Büyük hayallerimiz vardı &lt;br /&gt;Son defa gül göreyim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son defa gel seveyim &lt;br /&gt;Yükünü ver ben taşırım &lt;br /&gt;Son defa benim ol sen &lt;br /&gt;Seni her gün arıyorum &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlerine bakıyorum &lt;br /&gt;Yağmur bitmiyor artık &lt;br /&gt;Biliyorum suç bende &lt;br /&gt;İşte buyum değişmedim &lt;br /&gt;İnan ki seni sevdim &lt;br /&gt;Ama sana söylemedim &lt;br /&gt;Büyük hayallerimiz vardı &lt;br /&gt;Son defa gül göreyim &lt;br /&gt;Son defa gel seveyim &lt;br /&gt;Yükünü ver ben taşırım &lt;br /&gt;Son defa benim ol sen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü Son Defa&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-4333569372418626717?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/4333569372418626717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=4333569372418626717' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4333569372418626717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/4333569372418626717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/08/son-defa.html' title='Son Defa'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-7185359166937151679</id><published>2007-08-26T20:27:00.000+03:00</published><updated>2007-08-26T20:28:34.970+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevdiğim şarkılardan döküntüler'/><title type='text'>Zifiri</title><content type='html'>Zifiri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak yine uyku yok gözümde&lt;br /&gt;Zifiriyim bir yerlerde&lt;br /&gt;Dur geri döndür beni sende&lt;br /&gt;Ölüm olsan götür benide..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçtiğim şaraptı hayalin&lt;br /&gt;Yakar bir sigara biterim&lt;br /&gt;Dumanında yitip giderim&lt;br /&gt;İçime seni çekerim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçtiğim biraydı hayalin&lt;br /&gt;Yakar bir sigara biterim&lt;br /&gt;Dumanında yitip giderim&lt;br /&gt;İçime seni çekerim off&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensiz kötüyüm beterim&lt;br /&gt;Çıkmaz sokağın biriyim&lt;br /&gt;Öksüz kaldım yetimim ben..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sönmüş ateşin külüyüm&lt;br /&gt;Zindan oldum hapisim ben..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar Zifiri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-7185359166937151679?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/7185359166937151679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=7185359166937151679' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7185359166937151679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/7185359166937151679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/08/zifiri.html' title='Zifiri'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9156603564931525506.post-5729695993770151714</id><published>2007-08-26T20:00:00.000+03:00</published><updated>2007-08-26T20:26:59.042+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 aylıkken kurduğum hayaller'/><title type='text'>Kukla</title><content type='html'>bir oyunmuş bu...ben kuklacıyı sanmışım kendimi..kandırılmışım yani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet bir oyundu bu...sahne ve seyirciler vardı...&lt;br /&gt;bir kuklacı,birde kukla...&lt;br /&gt;herşey hazırdı...oyuna başlamak için..&lt;br /&gt;tam oyuna başlanacağı sırada kukla ipleri kopardı...&lt;br /&gt;hemde bu son,asla kuklacıya yamuk yok dedikten sonra&lt;br /&gt;kuklacı inanmıştı..çünkü yalan söyleseydi kuklann burnu uzayacaktı..&lt;br /&gt;kuklanın burnu uzamadı..kuklacı inandı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine birgece sahneye çıkacaklardı..kuklacı seslendi kuklaya&lt;br /&gt;hadi gel gösteri başlıyor&lt;br /&gt;kukla cevpa verdi:&lt;br /&gt;sen şu ipleri tut geliyorum&lt;br /&gt;kuklacı ellerinde ipler sahneye doğru yürüdü&lt;br /&gt;perdenin arkasına geldi...&lt;br /&gt;birden perde açıldı...alkışlar kulaklarında yankılandı&lt;br /&gt;aklında ise bir düşünce vardı:&lt;br /&gt;iyi de kukla yokki&lt;br /&gt;bunlar görmüyolar mı kuklanın olmadığını neyi alkışlıyolar...&lt;br /&gt;kısa bir süre sonra aklındaki bu soruya cevap buldu&lt;br /&gt;ellerindeki ipler hareket etmeye,elleri ise istemsiz bir şekilde sallanmaya başladı&lt;br /&gt;kuklacı iplerin uzantısına baktı..kafasını kaldırdı..&lt;br /&gt;yukarıda kukla...şaşırdı..&lt;br /&gt;ama anlaması kısa sürmedi...kukla kuklacı olmuş&lt;br /&gt;kendisi ise kukla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9156603564931525506-5729695993770151714?l=karakefen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakefen.blogspot.com/feeds/5729695993770151714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9156603564931525506&amp;postID=5729695993770151714' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5729695993770151714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9156603564931525506/posts/default/5729695993770151714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakefen.blogspot.com/2007/08/kukla.html' title='Kukla'/><author><name>karakefen</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00009913203789356834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_gAaQw_iyZ30/R2uwq0rMmKI/AAAAAAAAAEI/AGl427TE29Y/S220/die.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
